Makale

İznik’te Yitik Mirasımız

İznik’te Yitik Mirasımız

İsmail Özgören

Yıllarca haçlı seferlerinin etkisi altında kalan, deprem ve doğal afetler geçiren şehir ve şehirdeki yapılar yarı yıkık ve harabe halde zamana direnmeye çalışsa da birçok tarihi eserin yeri bu gün tam olarak tespit edilememiştir.

Dört farklı medeniyete (Doğu Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı) başkentlik etmiş Bursa’nın İznik ilçesi, M.Ö. 6000 yılına (Ertuğrul Kaan, Düşkapı, s. 53.) uzanan tarihi ile Helen, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı eserlerini görebildiğimiz ülkemizdeki ender şehirlerden biridir. Hristiyan teolojisi açısından çok önemli olan I. ve VII. konsil toplantılarının yapıldığı bu şehir, bugün açık hava müzesi konumundadır.
Samanlı dağların içinde bir inci gibi parıldayan İznik gölünün etrafı, buram buram tarih kokmakta, zeytini, kirazı, şeftalisi, eriği, Müşküle üzümüyle leziz tatlar sunmaktadır. XV. asrın sonlarından XVII. asrın ortalarına kadar dünya çini sanatının merkezi kabul edilen İznik, tarihte, Çini Maçini Rumi, Çinizlik ve Çinili İznik (Şefik Karginer, İznik, s. 61.) adlarıyla anılmış, Arap gezgin Kutbuddin Mekkî bu güzel şehri: “Burası çok ünlü çinilerin üretildiği bir kent” cümlesiyle tarif etmiştir.
2 Mart 1331’de (İsmail Özgören, Dört Kapı Dört Medeniyet İznik, s. 75.) Orhan Gazi’nin fethi ile Türk-İslam kültür tarihi bakımından önemli hâle gelen şehir, 4.970 m. uzunluğundaki surları ile dünyada eşine az rastlanır mekânlardan kabul edilmiştir.
Bu eşsiz mekânı Abdulvahab Hazretlerinin kabrinin bulunduğu tepeden gün batımı ile seyretmek, doyumu olmayan mistik bir hava ile bizi buluşturmakta, Ayasofya Camii (Orhan Camii), Yeşil Camii, Hacı Özbek Camii, Eşrefzade Camii, Mahmut Çelebi Camii, Yakup Çelebi Camii, Şeyh Kutbuddin Camii, Nilüfer Hatun İmareti ve Süleyman Paşa Medresesi ile zamanın parıltılarını bize sunmaktadır.
“N’olayım bir derviş olsam
Hoş yürüsem dervişhane
Terk eylesem kibr ü kini
Yüz sürüsem irişine”
Ulema yuvası olarak bilinen İznik’te tarihî yapılarla birlikte, Hacı Bayram Veli’nin damadı Eşrefzade Abdullah Rumi, Davud-ı Kayseri, Abdulvahab Sancaktari, Sarı Saltuk, Alaaddin-i Mısri, Afyon Dede, Eşref Baba, Musa Baba gibi âlimler, I. Murat’ın sadrazamı Şeyh Edebali’nin Bacanağı Çandarlı Halil Hayrettin Paşa, Vezir-i Azam Çandarlı Ali Paşa, Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa ve Osmanlıda ilk idam edilen sadrazam olarak kayıtlara geçen Çandarlı Halil Paşa gibi önemli devlet adamları metfun bulunmaktadır.
Yıllarca Haçlı Seferlerinin etkisi altında kalan, deprem ve doğal afetler geçiren şehir ve şehirdeki yapılar yarı yıkık ve harabe hâlde zamana direnmeye çalışsa da birçok tarihî eserin yeri bugün tam olarak tespit edilememiştir.
XVI. yüzyılın ilk çeyreğinde 4 cami, 5 imaret, 12 zaviye, 2 medrese, 13 mescit, 1 muallimhane ve 2 hamam olduğu bilinen İznik’te bugün birçok yitik mirasımız bulunmaktadır.
Bu eserlerin başında belki de en önemlisi Kılıçarslan Caddesinde belediye bahçesinin önünde üzeri parke taşlarla kapatılmış, 1923 veya 1930’lu yıllarda yıkıldığı kabul edilen Hacı Hamza Bey Camii veya Hacı Hamza bin Ardunşah Camii (H.746/1345-1346) gelmektedir.
Halk arasında “Çukur Camii” olarak bilinen cami, tek kubbeli, önünde az derin eyvan biçiminde son cemaat yeri, kalın kısa gövdeli minaresi ile ancak eski resimlerden bilinmektedir. Zengin bir Osmanlı beyi olduğu tahmin edilen Hacı Hamza Bey’in camisinden başka kayıtlarda cami yakınında türbe, kümbet, hamam ve imaretinden bahsedilse de caminin ne zaman ayağa kalkacağı meçhul görülmektedir.
Şehirdeki bir başka değerli yapı da, Hacı Hamza Bey Camii’nin güney tarafında, Yenişehir Kapı’nın dışında, Kırgızlar Türbesi’nin yakınında bugün zeytin bahçeliklerinin içinde yarı yıkık hâlde temelleri bulunan Orhan Gazi’nin İznik kuşatması sırasında yaptırdığı Orhan Gazi İmaret Camii’dir. Ezan-ı Muhammediyenin şerefesinde okunmasını bekleyen bu cami, bugün öksüz ve mahzun bir şekilde börtü böceği bağrında barındırırken, şadırvanından, hamamından sular akmamakta, aşevinin ocağı tütmemektedir.
Şehirdeki bir mahzun yapı da Adapazarı yolu üzerinde Lefke Kapı yakınında Bizans suyollarının güneyinde bulunan Namazgâh veya Arap Camii’dir. Şehir dışına giden yolcuların namazlarını kılmaları için yapılmış olan bu caminin sadece mihrap kısmı bulunmakta, yanı başındaki mezar taşı kitabesiyle ziyaretçilerin selamını almaktadır.
İznik şehrine hor bakma
Sakarya suyu gibi akma
İzniğim de el bakma
Her burcunda bir hisar yap
(Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi’ye vasiyeti)
UNESCO Dünya Kültür Mirası geçici listesinde bulunan ve dört medeniyetin başkenti İznik’te, Kumluk (Ağalar) Camii, Akça Mescit, Alaeddin Mescidi, Bey Mescidi, Hacı Zeynel Mescidi, Hızır Subaşı Mescidi, İnebey Mescidi, Musa Hoca Mescidi, Ömer Mescidi, Savcı Subaşı Mescidi, Süleyman Paşa Mescidi, Turşucu Mescidi, Yalı Mescidi ve Yenice Mahallesi Mescidi gibi tarihî yapılarımız gün yüzüne çıkmayı beklemektedir.