Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

Kişiler, kültürler ve uluslararası etkileşimin büyük ölçüde medya üzerinden gerçekleştiği bir çağda yaşıyoruz. Yeni kuşaklar teknolojinin içerisinde doğuyor, kuşaklar arası farklılıkların açısı gitgide genişliyor. İktisadi, siyasi, ticari ilişkilerin büyük oranda medya üzerinden okunup algılandığı bir süreci yaşıyoruz. Geldiğimiz nokta itibarıyla medya, hayatımızın olmazsa olmazları arasındaki yerini almış durumda. Teknoloji alanındaki baş döndürücü gelişmeler ve kitle iletişim araçlarının hızla artması ve yaygınlaşması medya alanındaki sirkülasyonu ve medyanın gücünü büyük ölçüde artırmış durumda. Bu durum dünyanın her yerinde farklı alanlardan strateji çevrelerini medyanın gücünden etkin bir şekilde faydalanmaya sevk ediyor. Medyanın sağladığı geniş imkânları din alanında da görmek mümkün. Aynı anda dünyanın her tarafına İslam’ın güzelliklerini, kuşatıcı rahmet iklimini ulaştırmak, iyiye, güzele ve hayra teşvik etmek mümkün. Ülkemiz de dâhil olmak üzere insanların önemli bir kısmı artık dinî bilgileri medya üzerinden öğreniyor.
Din, insanlara hakikatin bilgisini sunan, doğruya, güzele teşvik eden ve insanlığa dünyada ve ebedî âlemde huzur, mutluluk vadeden bir inanç ve yaşantı biçimidir. Dinin bütün bu güzelliklerinin medya gibi etkin bir platform üzerinden insanlığa ulaştırılması elbette çok büyük bir imkândır. Bu imkândan yararlanmamak düşünülemez. Ancak bunu yaparken dinin özüyle, ruhuyla ters düşmemek, dini doğru aktarmak, medyanın tabiatına uygun düşse de reyting, ticaret, şöhret, vb. kaygılarla dinin sahih bilgisinden uzaklaşmamak, dini moda ilgilere feda etmemek oldukça önemlidir. Medya dinin anlatımında bir vasıtadır, bir imkândır. Medya ne zaman bir vasıta olmaktan çıkar ve bir hedefe, bir amaca dönüşürse o takdirde belli problemler de kendiliğinden ortaya çıkar.
Günümüzde medya-din ilişkisinde genelde olumsuzlukların ön plana çıktığı söylenebilir. Medyanın dinî konuları ele alış tarzından din adamının ve dinî duyarlılığı olan kesimlerin medyada yer alış biçimine, medyadaki bilgi kirliliğinden ve zihinleri bulandıran bilgi karmaşasından medyada din istismarına varıncaya kadar birçok alanda sorunlar yaşandığı bir gerçektir. Medyada dinin anlatılış biçiminden, içerik sunumuna kadar pek çok hususun ciddi anlamda ele alınması gerekir. Kuşkusuz önemli olan bu sorunların giderilmesi için ortak bir duyarlılık oluşturabilmektir. Zira din-medya ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde seyretmesi tüm insanlığın huzur ve barışı için gereklidir.
Medya din ilişkilerinin daha olumlu bir mecrada gelişmesine mütevazı da olsa katkı yapabilmek, en azından bu konuda bir duyarlılık oluşturabilmek amacıyla bu ay alan uzmanlarının katkılarıyla medya ve din merkezli bir dosya hazırladık.
“Medya ve Din Algısı” başlıklı makalede medya ve dinin genel karakterine ve medyada dinin yer alış biçimine belli ibadetler ve haberler üzerinden dikkat çektik. Prof. Dr. Mustafa Arslan “Medya, Din ve Popüler Kültür” isimli makalesinde gelişen teknoloji ve değişen kültür içinde dinin aktarımını bizlere anlattı. Yrd. Doç. Dr. Bilal Yorulmaz, “Sinema ve Din” adlı yazısında dinin insanlara aktarımı konusunda sinemanın rolünü ve bu rolün nasıl olması gerektiğine değindi. Araştırma görevlisi Mehmet Gülnar “Medyada Din Sunumu” başlıklı yazısında medyanın bir gerçekliği nasıl anlatması gerektiğini ve bu gerçekliğin dinî bağlamda nasıl meydana gelip aktarıldığını ele aldı. Yrd. Doç. Dr. Betül Önay Doğan ise “Sanal Uzamda Din” isimli makalesi ile son dönemin en popüler kitle iletişim araçları olan sosyal medya ve internetin dinin aktarılması konusunda takındığı tavrı ortaya koydu. Dr. Lamia Levent’in Dr. Nihal Kocabay Şener ile yaptığı “Din ve Medya” konulu bir söyleşiye de yer verdik.
Gündemimize dair makalelerle birbirinden değerli diğer yazıları ilginize sunarken, bir sonraki sayıda yeniden buluşmayı diliyoruz.