Makale

Gül İli Git, Gül İle Gel

Gülsüm Dokuz
Çanakkale Din Hizmetleri Uzmanı

Gül ile Git, Gül ile Gel

Gül ablam, Güllü ablam…
-Hoş geldiniz, safalar getirdiniz, diyerek karşıladın bütün samimiyetinle… Bizi hiç tanımıyordun, ama biliyordun ki müftülükten geliyoruz. Bu yüzden sımsıcak yüreğini açtın ve kocaman kollarınla kucakladın bizi. Rabbim de seni kucaklasın…

Müftü Bey’i tanıdın, oğlun gibi bağrına bastın. Gelinini sorar gibi sordun hanımını. Sanki çocukları senin torunlarındı.

Ekibimizdeki herkesle birer birer ilgilenirken sıra bana geldiğinde Müftü Bey, “Hoca hanım” diye tanıtırken adımı sordun. “Gülsüm” dediğimde “Benimki de Güllü” dedin. “İkimizinki de Gül’lü” deyip tatlı tatlı gülümsedin. “Annelerimiz bize güllü isimler verirlerken Peygamber sevgilerini yansıtmışlar, onun rumuzu olan gülleri de isimlerimize kondurmuşlar. Onun kokusu üzerimize sinsin diye…” dedim.

Yanındaki ablam ismimi anlayamamıştı ki, tekrar sordu. Ben tekrar ettikten sonra, şaşkınlıkla:
- Aaaa... Bizim isimlerimizden, dedi.

Ben de “senin adın ne?” dediğimde, “Meryem” dedi. “Senin ismin de bizim isimlerimizden. Demek ki hepimiz biriz, birbirimizdeniz. Siz biz yok” dedim.

Etrafımızda pervane gibi dönerlerken, biliyorduk ki bize gösterilen bu ilginin sebebi, bilgiye, ilgiye susamışlıktı. Bunda bizim payımız ne idi? Neyse dem bu dem. Bugün burada sizinleyiz, gönül gönüleyiz ya…
- Güllü ablam, “Hani senin köyünün diğer kadınları?” dedim. “Hepsini çağırıyorum, ama…” dedin. Onları anlamakta hiç de zorlanmıyorum. Zordu tabii ki, alışkanlıkları değiştirmek. O yüzden seni tebrik ediyorum Güllü abla. Muhtarın hanımı olarak çektin ya başı, gelirler elbet bir gün.

Size ilk gelişimiz, ilk tanışmamız bir iftar yemeği münasebetiyle olmuştu. İftar bizim dinî literatürümüzde vardı. Benim için çok anlamlı bir iftardı. Sizin için de öyle olmuştur umarım!
Bir ara sohbet derinleştikçe sen bana Hz. Ali Efendimizin canını feda etmeyi göze alıp, Sevgili Peygamberimizin yatağına yatışını anlattın, ben de sana savaşta saplanan oku namazda nasıl çıkardıklarını…

İlâhiler, Kur’an’lar, hoş sohbetlerle süslediğimiz iftarın ardından sıra namaza gelmişti. Önce akşam namazı ede edildi, Müftü Bey’in vaazının ardından da teravih namazı…
Abdest alıp güzelce giyinmiştin. Kıyafetinin düzgün ve uygun olup olmadığını sordun. Görüntün içinin güzelliğini yansıtıyordu yüzüne. Belki de ilk defa kılacağın namazın heyecanı, tatlı telâşı vardı üzerinde.

Sekiz on kişiden oluşan bayan cemaatle mahfelde saf düzenini aldıktan sonra sıra namaza gelmişti. ‘Öğret bana, anlat bana’ diyordu merakla bakan gözlerin, ama bir anda nasıl mümkün olacaktı? “Sadece “Allah” de, biz ne yapıyorsak aynısını yap” dedim. Bir çocuğun şaşkınlığı vardı sende. İnanıyorum ki kıldığın o namaz, değerliydi Rabbimin katında.
……..

Ve işte Rabbinin seni sevdiğinin bir göstergesi; davet edildin. Seni kutsal mekânlara uğurluyoruz şimdi. Hacca gidiyorsun. Nicelerinin yıllarca bekleyip de gidemediği o hac yolculuğu, size nasip oldu. Hayatınızda bembeyaz bir sayfa açarak döneceksiniz, ne güzel! Arafat’taki dualarınızda bizi de unutmayın ne olur!...

Güle güle git Güllü ablam, güle güle gel! Gül ile git, Gül ile gel! Gül kokusunu çek içine, en derinlerine! O’na selâm götür. Dönerken de bize O’nun kokusundan getir!