Makale

KADIN HASTALIKLARI VE FİTOTERAPİ

KADIN HASTALIKLARI VE FİTOTERAPİ

Dr. Ahmet ÇELİK

Toplumun sağlığı, kadın sağlığı ile yakından ilişkilidir. Çocuk, ihtiyacı olan her şeyi rahminde neşvünema bulduğu annesinin vücudundan göbek kordonu vasıtasıyla alır. Anne ne kadar sağlıklı olursa doğuracağı çocuk da o kadar sağlıklı olacaktır. İnsanın bedenen ve ruhen sağlıklı olması birçok sebebe bağlıdır. Bu iyilik hâlinin oluşması, birçok sistemin uyum ve ahenk içinde çalışmasına bağlıdır. Bu durumu sağlayan kadın sağlığındaki en önemli sistemlerden biri de hormonal sistemdir.
Hormonal sistem, bir senfoni orkestrası gibi ahenk içinde çalışarak homeostasis denilen bu dengeyi kurmaya çalışır. Duygu durumundan vücut direncine ve genel iyilik hâline varıncaya kadar birçok sistemden etkilenen, çok değişken ve dinamik bir yapıdır. Vücuda hormonları salgılayan bezlerden oluşur. Hormonlar, kan dolaşımıyla hedef organlara ulaşarak birçok biyolojik süreci düzenler. Hipotalamus, hipofiz, tiroit, adrenal bezler ve yumurtalık bezleri bu sistemin temel parçalarıdır. Her bir bez belirli bir hormon üretir ve bu hormonlar, vücudun denge içinde çalışmasını sağlar. Hormonlar yalnızca üreme işlevlerini değil aynı zamanda metabolizma, büyüme ve ruh hâli gibi birçok hayati süreci etkiler.
Özellikle östrojen ve progesteron hormonları kadınlarda baskın olarak çalışır. Bu iki hormon, vücudun genel ritmini yönetirken diğer hormonlarla birlikte etkileşim hâlindedir. Hormonlar arasındaki bu denge kadın sağlığını doğrudan etkiler. Dengenin bozulması, hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açar.
Hormonlar yalnızca üreme sistemiyle sınırlı değildir. Kalp-damar sağlığı, bağışıklık, zihinsel denge ve kemik yoğunluğu gibi alanlarda da etkileri büyüktür. Örneğin östrojen, damar esnekliğini artırarak kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar. Aynı zamanda beyin üzerinde de koruyucu etkiler gösterir. Bu nedenle, hormon seviyelerindeki değişiklikler sadece jinekolojik değil sistemik sağlık sorunlarına da neden olabilir.
Modern yaşam tarzı hormonal sistemi doğrudan etkiler. Düzensiz beslenme, işlenmiş gıdalar ve yüksek şeker tüketimi hormon dengesini bozar. Yetersiz uyku, stres ve hareketsizlik de bu süreci olumsuz etkiler. Özellikle kronik stres, kortizol düzeyini artırarak östrojen-progesteron dengesini sarsar. Bu da âdet döngüsünü bozar, cilt sorunlarına ve kilo alımına yol açar.
Sağlıklı bir hormonal denge için doğal ve dengeli beslenmek gerekir. Lifli sebzeler, sağlıklı yağlar ve protein kaynakları tercih edilmelidir. Ayrıca fiziksel aktivite ve stres yönetimi düzenli olmalıdır.
Kadın Hastalıklarının Tedavisinde Kullanılan Bitkiler
Hayıt: Hippocrates’tan beri kullanılan tıbbi bir bitkidir. Hippocrates, “Âdet döngüsünde bir problem yaşayan kadına hayıt bitkisi ile demlendirilmiş esmer çayı içirin.” diye tavsiyede bulunmuştur. Eskiden beri halk tababetinde, meyvelerinin ve %2–5’lik infüzyonunun idrar söktürücü ve sakinleştirici etkilerinden dolayı kullanıldığı bilinmektedir. Urfa (Siverek) yöresinde doğumu önleyici olarak kullanıldığı da belirtilmiştir. Emziren annelerde süt yetmezliği durumunda süt akışını artırmak amacıyla, âdet döngüsü bozukluğunda, mide ve bağırsaklardaki aşırı gaz durumlarında kullanılmaktadır. Ayrıca adet görememe, kısırlık, rahim sancısı ve yumurtalık kistlerinde de kullanımı bulunmaktadır.
Bu tıbbi bitki; İngiliz Bitkisel Farmakopesi’nde “hormonal modülatör” olarak tanımlanmaktadır. Alman E Komisyonu; prolaktin hormon seviyesinin yüksek olması ile karakterize âdet döngü bozuklukları, meme ağrısı ve adet öncesi gerginlik sendromu durumlarında kullanımını onaylamıştır. Hayıt, özellikle sonradan oluşan âdet görememe durumunda ilk düşünülmesi gereken drogdur. Yapılan klinik çalışmalarda bu durumlarda %60 klinik başarı oranı bulunmaktadır.
Çay şeklinde kullanımı önerilmemektedir. Alman E Komisyonu ve ESCOP monografları; preparatlarının 30–40 mg/gün kuru meyveye karşılık gelmesini önermektedir.
Keten Tohumu: Keten tohumunun kullanımı binlerce yıl öncesine dayanır. Cins ismi olan linum, Latince “lif” anlamına gelmektedir. Çünkü keten tohumu, gövdelerinden lif elde edilen bir kültür bitkisidir. Keten tohumunun kabuğundaki sert parlaklık saf lignandan kaynaklanır. Enterodiol ve enterolakton adlı lignanlar, hafif östrojenik ve anti-östrojenik etkili bileşiklerdir. Bu nedenlerle keten tohumu; menopoz belirtilerinin azaltılmasında faydalanılan bir drogdur. Bu etkin maddelerin, östrojene bağlı kanserlerde önleyici rollerinin olduğu bilinmektedir. Keten tohumu, bitkisel hormon olarak çok önemli bir bitkidir. Hem toksik serbest radikalleri etkisiz hâle getirir hem de hormonal dengeleme özelliğine sahiptir.
Yetişkinler için her seferinde silme bir çorba kaşığı (yaklaşık 10 g) olmak üzere, günde 3 defa alınabilir. Kullanılacak doz, yetişkinlerde amaca bağlı olarak 45 g/gün olacak şekilde artırılabilir. Tohumlar en az 10 misli sıvıyla alınmazsa bağırsak tıkanmalarına yol açabilirler. Kapsül, yağ, bütün ya da ezilmiş tohum ve toz şeklinde preparatları vardır.
Civanperçemi: Latince adı (Achillea millefolium), Aşil’in (Akhilleus) Troya Savaşı’nda aldığı yaraları civanperçemi ile tedavi ettiği efsanesine dayandığı söylenmektedir. Bitki, tarih boyunca savaşta yaralanan askerlerin kanamasını durdurmak için kullanıldığından “herba militaris / asker otu” adını da almıştır.
Halk hekimliğinde civanperçemi, en popüler kan dindirici bitkilerden biridir. Kadınlarda özellikle âdet söktürücü olarak ve aybaşında olan âdet sancısı ağrılarında kullanılır. “Vücuttaki civanperçemi, kadındaki her şeyi iyileştirir.” şeklinde bir Alman atasözü bile vardır.
Çay şeklinde hazırlanacaksa 1,5 g ince kıyılmış drog üzerine bir fincan (150 ml) kaynar su ilave edilir. Üzeri kapatılır, 10 dakika demlenmeye bırakılır ve süzülür. Günde 3 defaya kadar yemek aralarında içilebilir.
Oturma banyosu şeklinde hazırlanacaksa 100 g drog üzerine 1 litre kaynar su eklenir, 10 dakika demlendirilir ve süzülür. Bu çay, 20 litre banyo suyuna katılıp oturma banyosu şeklinde uygulanır.
Soya Fasulyesi: Soya fasulyesi, bilinen en önemli bitkisel östrojen (fitoöstrojen) kaynaklarından biridir. Yapısında bulunan bitkisel östrojenler arasında genistein, daidzein ve glisetin sayılabilir. Fitoöstrojenik etkisinden dolayı, menopoz sonrası östrojen desteği amacıyla kadınlarda kullanımı ile ilgili binlerce bilimsel çalışma yapılmıştır. Ayrıca menopoz sonrası kemik erimesinde (osteoporoz), lipit ve kolesterol düşürücü etkisi ve kalp-damar sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ile dikkat çekmektedir.