KURMANCAN DATKA
Türk Tarihinin İlk Kadın Generali
Meryem DALĞIÇ
DİB Türk İslam Sanatları Daire Başkanı
19. yüzyıl… İpek Yolu güzergâhında yer alan ilmin, hikmetin ve ticaretin beşiği olan Orta Asya yaklaşan fırtınalara gebeydi. Buhara, Hive ve Hokand Hanlığı, yüzyıllardır İslam medeniyetinin neşet ettiği topraklardı. Ancak artık her biri çatırdayan birer çınar gibiydi. Çözülen iktidarlar, iç savaşlarla zayıflayan hanlar, birbirine düşen boylar… Ve kuzeyden usul usul sinsice inen bir düşmanları vardı: Çarlık Rusya’sı. Kuşkusuz içerideki hainlerin düşmanla müttefik olması da Rusların Orta Asya’yı işgal etme planlarını kolaylaştırmıştı. Bu çalkantılı dönemde Kırgızistan coğrafyası, hem Hokand Hanlığının iç baskıları hem de Rusların yayılmacı politikaları arasında sıkışmıştı. Halk; dinini, kimliğini ve vatanını koruma savaşını aynı anda vermek zorunda kalmıştı. Özgürlük mücadelesinin verildiği bu süreçte tarih sahnesine çıkan, Kırgız halkının onurunu temsil eden ve dünyaya adını duyuran kadındır Kurmancan Hatun.
Kırgızistan’ın Oş şehrinin Orke köyünde 1811 yılında dünyaya gelir Kurmancan Hatun. Kırgız geleneklerine göre bayramlarda (Ramazan ve Kurban) doğan erkek ve kız çocuklarına Kurmanali, Kurmancan, Kurmanbek, Kurmanbay isimleri verilirdi. Zira bu adı alan çocukların mutlu, huzurlu ve uzun ömürlü olacağına inanılırdı. Ailesi de bu töreye uyarak Kurban Bayramı’nda dünyaya gözlerini açan kızlarına Kurmancan adını koyarlar. İslam dinine; Türk örf, âdetlerine çok bağlı bir ailede büyüyen Kurmancan, küçük yaşlardan itibaren kendisini iyi ifade eden, zeki, mücadeleci, cesur ve onuruna düşkün bir kız olarak dikkat çeker. Hokand Hanlığının Alay Bölgesi’ni yöneten Alimbek Datka, onun bu meziyetlerine ve güzelliğine hayran kalır, 1831 yılında Kurmancan Hatun’la evlenir.
Kurmancan, eşi Alimbek Datka ile birlikte Hokand Hanlığında meydana gelen hadiselerin yanında siyasi ve askerî faaliyetleri yakından takip eder. Ayrıca Alimbek Datka’nın görevi gereği Hokand Sarayında kaldığı veya askerî seferlerde bulunduğu sıralarda onun yokluğunu hissettirmeden Alay bölgesindeki Kırgız halkına liderlik yapar. Onun siyasi kişiliğinin oluşmasında, liderlik yapmasında eşi Alimbek Datka’nın tesiri, desteği oldukça önemlidir. Zira Alimbek Datka, devlet meselelerini Kurmancan Hatun’la istişare eder, kendi tecrübelerini de ona aktarırdı. Sosyal ve siyasi olaylara eşini dâhil etmekten kaçınmazdı.
Hokand Sarayı’nda sözü geçen yüksek rütbeli komutanlardan biri olan Alimbek Datka, devlet yönetiminin şekillenmesinde önemli rol oynar. Ancak 1862 yılında saray entrikaları sonucunda rakipleri tarafından suikasta uğrayarak öldürülür. Hayat arkadaşını kaybetmek Kurmancan Hatun’u çok sarsmasına rağmen kederini içine atar ve eşinin yükünü omuzlar. Onun siyasetini, hayallerini devam ettirmeye gayret eder. Kurmancan Datka’nın yönetici olduğu yıllarda genel olarak Alay Bölgesi sakin bir hayat sürer. Hatun, Hokand Hanlığı 1876’da Ruslar tarafından işgal edilinceye kadar geniş bir coğrafyayı başarılı bir şekilde yönetir.
Buhara Emiri, Kurmancan’ın ince siyasetine, bilgeliğine, cesaretine, zekâsına hayran kalır ve onu “datka” (general) ünvanıyla taltif eder. Yine Hokand Hanı Hûdayar’ı ziyaret eden Kurmancan, çok özel bir törenle hürmetle karşılanır. Hokand Sarayı da onun datka unvanını onaylayarak Alay Dağları’ndaki Kırgızların hâkimi olduğunu pekiştirir. Böylece Kurmancan Datka, her iki han tarafından general unvanıyla şereflendirilmiş ilk ve tek kadın yönetici olur. Bu durum hem Orta Asya’da hem de İslam dünyasında çok nadir görülen olaylardan biridir.
Rusya’nın Orta Asya’yı sömürgeleştirme planına ortak bir akıl üretemeyen hanlıklar, Rus işgaline boyun eğerler. Son derece çalkantılı bir dönemde ağır bir yükü omuzlayan Kurmancan Hatun, oğullarıyla birlikte Rus İmparatorluğu’na karşı amansız bir direniş gösterir. Oğlu Abdıldabek’in başında olduğu mücahitler, bir yıl kadar Ruslarla savaşırlar. Orta Asya’da hiç zorlanmayan Rus ordusu, bu direniş karşısında oldukça şaşkındır. Topraklarını kahramanca savunan Kırgızlara karşı Ruslar, özel ceza birlikleri kurarlar. Kadın, çocuk, yaşlı demeden topyekûn soykırıma başlarlar. Ancak Kırgızlar, kanlarının son damlasına kadar savaşırlar. Alay Dağlarında meşalesi yakılan bu özgürlük mücadelesi, Fergana Vadisi’nin çeşitli bölgelerine de yayılır. Direniş karşısında savaşı bitiremeyen ve itibarlarının sarsılmasından korkan Rus ordusu, halk arasında büyük bir saygınlığa sahip olan Kurmancan Datka ile sulh kararı alır. Ruslardan gelen barış teklifini uzun süre düşünen Kurmancan Datka, Rus General ile onur kırıcı davranışlarda bulunmadan kendisiyle eşit bir seviyede konuşmayı ve şartlarını kabul ederse masaya oturacağını söyler. Ruslara direnen halkının ceza almaması, esirlerin teslim edilmesi, cami ve medreselerin kapatılmaması, dil, din ve ibadetlerine karışılmaması, vergilerin azaltılması, mallarına dokunulmaması gibi şartlar öne süren Kurmancan Hatun’un teklifi Ruslar tarafından kabul edilir. Askerî donanım ve silah teçhizatı bakımından şartların eşit olmadığının farkında olan Kurmancan Datka, savaşa devam ettiği takdirde halkının topyekûn yok olmasından korktuğu için barış yapılmasını uygun görür. Kırgız halkı tam anlamıyla bağımsız olamayacaktır ama en azından yaşamaya devam edecektir. Nitekim onun verdiği karar ve mücadele bugünkü Kırgızistan’ın geleceğini tayin eder. Ruslar, yapılan antlaşmadan sonra Kurmancan’ın ölümüne kadar ona karışmazlar, Alay Kraliçesinin ülkesini yönetmesine izin verirler. 1907 yılında vefat edinceye kadar, 30 yıla yakın bir süre Kırgız Türklerine liderlik yapar.
Tarihe damga vuran; hayatı birçok hikâye, roman, şiir ve filme konu Kurmancan Datka, Şubat 1907’de Madı köyünde vefat eder. Türbesi Oş bölgesine bağlı Kiçi-Alay’daki sarı mezardadır. (Ramazan Keserci, “Türkistan Tarihine Damga Vuran Bir Kadın Lider: Kurmancan Datka”, Uluslararası Türk Dünyası Bilimsel Araştırmalar Dergisi, 2020:1, 43-62)


