Makale

CENNETİN KAPISI SADAKA

CENNETİN KAPISI SADAKA

Dr. İrfan AÇIK
Kütahya Müftüsü

“... والصَّدَقَةُ بُرْهانٌ...”

“Sadaka bir delildir…”
(Müslim, Tahare, 1)

İslam’ın, dünyanın sosyal ve siyasi tarihinin yanı sıra insanlık görüşünü kökünden değiştirip yükselten, ahlaki ve dinî inkılabın gerçekleşmesinde medar olduğu müsellem bir hakikattir. Murad-ı ilahinin öngördüğü ve uyulmasını istediği başat ilke, öğreti ve umdelerden biri de sadakadır. Lügatte “kizb”in (yalan) zıddı olan “sıdk” (doğruluk) kökünden gelen sadaka kelimesine mükemmellik, söz ve davranış vb. hususlarda sağlam ve güçlü olmak gibi anlamlar izafe edilmiştir.
Sadık olmak; Rabb’e odaklı bir yaşam ve O’nun rızasına adanmışlıkla kaimdir. Hayata uymayı değil de hayatını Hakk’a uydurmayı şiar edinmektir. İnsanoğlunun sureti, servetiyle değil siretiyle ehemmiyet kazanır. Samimi niyetle, Allah rızası için verilen her türlü sadaka Allah katında değerli, mükâfata layık ve cennette inananlara açılacak kapılardan (sadaka kapısı) biri olurken (Müslim, Zekât, 85) ahiretteki ecir ve sevabından önce dünyada insanların hatalarını düzeltmesine imkân vermektedir. (Buhari, Zekât, 14) Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), “...Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da hataları söndürür (ortadan kaldırır)...” (Tirmizi, Cuma, 79) buyurmuştur. Yine bu anlamda, “Bir kişi, ailesi, malı, nefsi, çocuğu ve komşusu ile imtihana çekilir. Oruç, namaz, sadaka ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma ise bu imtihan için kefaret olur.” (Buhari, Mevakitü’s-salat, 4) tavsiyesinin yanı sıra “Yarım hurma (sadaka) ile bile olsa cehennemden korunun. Eğer bunu da bulamazsanız güzel bir sözle (korunun).” (Müslim, Zekât, 68) uyarısıyla az veya çok demeden sadaka verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Böylece, sadaka vesilesiyle mücerret ihtiyaç yüzünden neşet bulan nice ahlaki seyyielerin de önemli ölçüde önüne geçilebilir.
Allah Resulü sadakanın malı azaltmadığını açıkça belirtmiş (Müslim, Birr, 69), helal kazançtan verilen bir hurmayı bile Allah’ın dağ gibi ihtimamla büyüteceğini ifade etmiştir. (Buhari, Zekât, 8) Yüce Mevla, hayırda yarışı teşvik etmiş (Bakara, 2/148), kendi rızası için verenlerin mükâfatının yedi yüz misliyle olacağını bildirmiştir. (Bakara, 2/261) Dolayısıyla İslamiyet, insanları yardım alma esası üzerine değil aksine yardım etme esası üzerine inşa ve terbiye eder. Çünkü “Veren el, alan elden hayırlıdır.” (Darimi, Zekât, 22)
Nebi (s.a.s.), “Her iyilik bir sadakadır.” (Buhari, Edeb, 33) beyanıyla sadakaya, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya vesile olan her türlü söz ve eylemi kuşatacak bir anlam yüklemiştir. Bu şekilde geniş bir uygulama alanı bulunan ve hayırhahlık hareketini temin eden sadakalar ahiret yurdu için de en güzel hazırlıktır. Bu sebeple Allah Resulü, “Her Müslümanın sadaka vermesi gerekir...” buyurmuştur. (Müslim, Zekât, 55) Dolayısıyla hasbilik, samimiyet, dürüstlük ve rıza temeline dayalı her söz ve davranışla sevap elde edilebileceği anlaşılmaktadır. Nitekim Efendimiz (s.a.s.); Müslümanın ilim öğrenmesi ve öğretmesi, cihat edenlere araç gereç temini, kız çocuğuna yaptığı harcama, kişinin kendi ailesinin nafakasını temin etmesi, iyilikte akrabayı öncelemesi, misafirlerine ikramda bulunması, meyvelerinden başkalarının faydalanacağı ağaç dikmesi, kötülüklerle mücadele edip iyilikleri tavsiye etmesi, mazluma yardımcı olması, kötülükten uzak durulması, din kardeşine selam vermesi, güzel söz söylemesi, güler yüz göstermesi, engelli kişilere yardım etmesi, cemaatle namaza katılmak için yürümesi, insanlara zarar veren bir nesneyi yoldan kaldırması gibi iyi davranışları sadaka olarak nitelediği gibi farklı zamanlarda farklı kimselere en faydalı olacak sadaka çeşitlerini de haber vermiştir. Bu çerçevede Adiy b. Hâtim’in “Hangi sadaka daha faziletli?” sorusuna Allah Resulü’nün “Allah yolunda kişinin hizmetidir.” cevabı (Tirmizi, Fezailu’l-cihad, 5) konumuza ışık tutmaktadır. (Diğer örnekler için bkz. İbn Mace, Sünnet, 20; Edeb, 3; Tirmizi, Fedailü’l-cihad, 5, Birr, 36; İbn Hanbel, V, 154, 167, 178, 285, 416; Buhari, Mezalim, 24, Cihad, 72, 128, Sulh, 11, Edeb, 34; Müslim, Zekât, 55; Ebu Davud, Tetavvu, 12)
Yüce Allah’ın, “…Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun…” (Kasas, 28/77) ilahi fermanından sadaka vermenin aslında bir şükür nişanesi olduğu anlaşılmaktadır. Allah Teâlâ, “Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık, hayra sarf edenler var ya; onların mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.” buyurur. (Bakara, 2/274) Sadakalar, gösteriş ve riyadan uzak verilmelidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), sağ elinin verdiği sadakayı sol eli bilmeyecek derecede yaptığını gizli tutan kimselerin kıyamet gününde, Allah’ın gölgesinde (himayesinde) olacağını belirtmiştir. (Buhari, Zekât, 16) Sadaka verilirken dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da kemal-i nezaketle, sadaka verilenin haysiyet ve onurunun zedelenmemesi, incitip gönlünün kırılmaması ve yapılan iyiliğin başına kakılmamasıdır. Allah Teâlâ, “Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir....” (Bakara, 2/263) buyurmaktadır.
Kutlu Nebi (s.a.s.), sadakanın insan psikolojisi üzerinde makes bulan faydalarına işaret ederek katı kalpli olmaktan şikâyet eden bir sahabiye, ihtiyaç sahiplerine yedirme ve yetimin başını okşama suretiyle sadaka vermesini tavsiye etmiştir. (İbn Hanbel, II, 264) “Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin.” (Beyhaki, Sünenü’l-kübra, III, 542) buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.s.), ihtiyaç sahiplerine yardımcı olan ve onların duasını alan kişinin karşılığını bulacağına işaret etmiştir. Bunun yanında sadakasından dönen kişiyi, kusmuğunu tekrar yiyen kimseye benzeterek bu durumun çirkinliğini ifade etmiştir. (Buhari, Zekât, 59)
Neticede, sahip olduğumuz bütün nimetler Allah’ın bizlere lütfudur. Rabb’imizin emanetidir. Tüm bu nimetler aynı zamanda birer imtihan vesilesidir. İslam, bir fazilet ve kemal dinidir. Sadakat, istikamet, merhamet, şefkat, teavun ve hüsnü muaşeret gibi fezaili telkin eder. Dolayısıyla mazeret serdine, bir bahane dermeyanına mahal bırakmaksızın iyiliğe erişmenin yolu, sevdiğimiz şeylerden Allah yolunda infaktır. (Âl-i İmran, 3/92) Hayır olarak ne harcarsak ancak kendimiz içindir. (Bakara, 2/272) Sadaka veren erkekler ve kadınlar ile Allah’a güzel bir borç verenlere çok değerli bir mükâfat vardır. (Hadid, 57/18) Çünkü kıyamet günü müminin gölgeliği, verdiği sadaka olacaktır. (İbn Hanbel, IV, 233)