Makale

Kastamonu Dini İhtisas Merkezi Eğitim Görevlisi Mahir DEMİRKOL: Kendinizi dünkü hafızlığınızla kıyaslamanız, başkasının bugün sahip olduğu hafızlık ile kıyaslamaktan daha akıllıcadır.

Kastamonu Dini İhtisas Merkezi Eğitim Görevlisi
Mahir DEMİRKOL:
Kendinizi dünkü hafızlığınızla kıyaslamanız, başkasının bugün sahip olduğu hafızlık ile kıyaslamaktan daha akıllıcadır.

Söyleşi: Mahir KILINÇ

Hafıza kodlama tekniğini, Kur’an-ı Kerim ezberinde kullanarak 6236 ayeti satır satır zihninize kazıdınız. Hangi ayetin hangi sayfa ve satırda olduğunu bilmenizi sağlayan bu tekniğe yönelmeniz nasıl başladı? Bu konudaki başarınızdan kısaca söz edebilir misiniz?
Bu hususta başarılı olmak için sayfaların içeriklerini zihnimde görmeli ve sayfaların diğer sayfalarla olan bağlantısını kurabilmeliydim. Bunu sağlamak için üç şeye dikkat etmem gerekiyordu: Sayfaları yavaş okumak, her gün okumak ve gece okumaları yapmak. Bu şekilde okumanın zihnime yansımasını hissettikçe kodlama çalışmaları üzerine daha fazla kafa yormaya başladım. Yavaş okumalarım, hızlı okurken gizlenen yanlışlarımı gün yüzüne çıkaran bir uyarıcı oldu âdeta.
Hafızlıkta salt tekrar yapmam, tek başına sayfaların derin gizemlerini güçlü bir şekilde kucaklamama pek izin vermedi. Uygun şartlar yerine getirilmeden yapılan tekrarlardan elde ettiğim bilgilerin geçici olduğunu anladığımda hafızlık tekrar sistemimi değiştirmem gerektiğini anladım. Uygun şartlardan kastım, okunan herhangi bir cüzü, on gün sonra da aynı kuvvetlilikte okuyabilmek için yapılan bilinçli tekrarlardır ve sayfa okunurken sayfaya akın eden onlarca ayetin yerlerini zihinde görebilmektir.
Siz hafızlığı basit bir ezber anlayışından çıkararak âdeta Kur’an-ı Kerim ayetlerinin kişinin zihnine nakış nakış işlenebileceğine dair kitapları olan, seminerler veren ve bu şekilde öğrenciler yetiştiren birisiniz. Bu meseleyi böyle içselleştirmiş ve dert edinmiş biri olarak sizce hafızlık nasıl yapılmalı ve muhafaza edilmelidir?
Hafızlık alanında 11 kitap yazmak nasip oldu. Çalışma sistemimin en ince detaylarına kadar yazmaya çalıştım. Hafız adaylarının, hafızlığı bir an evvel bitirmek için hızlı okuma düşüncesinden vazgeçmeleri, iyi bir hafızlık için çok önemlidir.
Acele, çok hızlı okuyarak yapılan hafızlıklar, hafızlığın kuvvetliliğine, müşabih yani birbirine benzeyen ayetlerin tespitine ve sayfalarda yer alan nüansların fark edilmesine engel olan bir durumdur.
Diğer bir husus ise hafızlığı yapma zamanını iyi tespit etmek gerektiğidir. Çok erken bir zaman diliminde hafız olmak genel algının aksine hafızlık kodlama çalışmalarında riskli bir durumdur. Erken bir zamanda sayfayı ezberliyor olmak, o kişinin zekâsının çok iyi olduğu anlamına gelse de sayfalarının kuvvetli olduğu anlamına -çoğu kez- gelmeyecektir. Çünkü sayfaların okundukça karışması, karıştıkça da zihinde kategorilere ayrılması gerekecektir. Ayrıca ülkemizde çok kısa bir zaman diliminde hafızlığını bitiren kardeşlerimizin varlığı zihinlerimizi o kişinin zekâsına çevirirken “Zihninde ne kadarı kaldı?” sorusundan farkına varmadan bizi uzaklaştırıyor. Bu durum tekrar gözden geçirilmelidir.
Mesela hafızlığın üç, altı veya sekiz ayda bitmesinin, öğrencinin zihnini erken teşrif eden ayetlerin düzenini ve birbirlerine olan uyumunu canlı tutmaya elverişli bir zaman olmadığı kanaatindeyim. Üç ayda veya altı ayda hafızlığını bitirmeye elverişli öğrencilere bir veya iki ham verilip bir veya bir buçuk yılda hafızlık yaptırılmış olsa öğrencilerin -hafızlık açısından- kaybının olmayacağını düşünüyorum. Bu yüzden hafızlık süresi kanaatimce -okumaların yavaşlatılması şartıyla- bir veya bir buçuk yıldan az, iki yıldan fazla olmamalıdır.
Hafızlıkla ilgili yazdığınız kitaplar ve vermiş olduğunuz çeşitli seminerlerden, gerek hafızlığa çalışanlardan gerek Kur’an-ı Kerim öğreticilerinden ne gibi dönüşler alıyorsunuz?
Yavaş okuyarak sayfaların daha kalıcı olduğunu söyleyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Hafızlık yaparken bu sistemi uygulamadıkları için hayıflandıklarını söylüyorlar. Hafızlık haslama çalışmalarında başarılı olmak için farklı sistemlerin keşfedilmesinin zaruri olduğunu dile getiriyorlar.
Kur’an kurslarında yetişen binlerce hafız ve hafizeler başta olmak üzere din görevlilerinin arasında hafızlık alanında ilerleyecek kimselere hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Cüz okurken tespit ettiğiniz müşabih ayetlerin -okuduğunuz cüzlerden önce veya sonraya kalmış olsa bile- cüz bağlantılarının mutlaka kurulması gerekir. Kur’an-ı Kerim’i evvela her gün, yavaş yavaş okumak ve hatim süresinin 20 günü geçmemesine dikkat etmek gerekir. Sayfa başlarını ve sayfa sonlarını her ders bitiminde saymak, müşabih ayetleri peş peşe ayrıca okumak hafızlık alanında ilerlemek isteyen kimseler için önemli hususlardır. Hafızlık Mushaf’ını değiştirmemek, onun sayfa yanlarını not almak için kullanmak ve geceleri kalkıp tespit edilen bu bilgilere de göz atmanın hafızlığın ilerlemesinde çok yararlı olacağı kanaatindeyim. Son olarak kendinizi dünkü hafızlığınızla kıyaslamanız, başkasının bugün sahip olduğu hafızlık ile kıyaslamaktan daha akıllıcadır.


ÖZ GEÇMİŞ
1978 yılında Almanya’da doğan Mahir Demirkol, 1992’de Bolu Yeniçağa Kur’an Kursu’nda hafızlığını tamamladı. 1996-1999 yılları arasında İstanbul’da Aşere-Takrib-
Tayyibe ilmini okudu. Kur’an-ı Kerim’i iki kez yazarak icazet aldı. 2004 yılında Bolu merkeze bağlı Demirciler köyünde imam hatip olarak göreve başladı. 2010 yılında Diyanet İşleri Başkanlığının açmış olduğu sınavda başarılı olarak Kıraat Belgesi’ni aldı. 2014 yılında Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun olan Demirkol, 2017 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Kastamonu Eğitim Merkezine Kur’an-ı Kerim Öğretmeni, sonrasında 2023 yılında kurulan Diyanet Akademisi Kastamonu Dinî İhtisas Merkezine Eğitim Görevlisi olarak atandı ve hâlen bu görevi sürdürmektedir.