KUDÜS SURLARI VE KAPILARI
Betül ALTUN ERİNCİK
Kudüs, “iki Süleyman”ın şehridir: Mescid-i Aksa’yı inşa ederek Kudüs şehrini kuran hükümdar peygamber Hz. Süleyman ile inşa ettirdiği surlarla şehrin doğal sınırlarını belirleyen ve Kudüs-i Şerif’e karakteristik görünüm ve kadim kimliğini kazandıran Osmanlı’nın kudretli sultanı Muhteşem Süleyman.
Günümüzde bütün ihtişamı ile ayakta duran ve tarihî şehrin ana hatlarını belirleyen Eski Şehir surları, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Nakkaş Mehmet Çelebi riyasetindeki mimarlar ve mühendisler heyeti tarafından inşa edilmiştir. Yapımı beş yıl süren (1536-1541), uzunluğu dört kilometreyi, yüksekliği on iki metreyi bulan surların otuz dört kulesi ve yedi açık kapısı vardır. Kapılardan altısı Kanuni dönemi eseri olup sonuncusu II. Abdülhamid döneminde 1887 yılında açılan Yeni Kapı’dır. Doğuda Esbat Kapısı, batıda el-Halil Kapısı, güneyde Nebi Davud ve Meğaribe Kapısı, kuzeyde Şam ve Sahira Kapısı ile Yeni Kapı bulunur.
Surların içinde dört mahalle vardır. Kuzeyde Müslüman Mahallesi -ki Kudüs’ün en büyük ve nüfusça kalabalık mahallesidir-, kuzeybatıda Hristiyan mahallesi, güneydoğuda Yahudi mahallesi, güneybatıda ise Ermeni mahallesi yer alır. Mescid-i Aksa ise doğudadır. Şam, Sahira ve Esbat kapıları Eski Şehrin Müslüman mahallesine açılır. Yeni Kapı ile el-Halil Kapısı, Hristiyan mahallesine; Meğaribe Kapısı, Yahudi mahallesine; Nebi Davud Kapısı ise Ermeni mahallesine açılır.
Günümüzde Müslümanlar daha çok Eski Şehrin Şam, Esbat ve Sahira kapılarını, Hristiyanlar el-Halil, Cedid ve Esbat kapılarını, Yahudiler ise Meğaribe, Nebi Davud ve el-Halil kapılarını kullanmaktadır. Şam ve el-Halil kapıları surların en işlek kapılarıdır.
Surlardaki Kapılar
1) Şam Kapısı / Amud (Sütun) Kapısı /
Şehitler Kapısı / Nablus Kapısı
Kudüs surlarındaki en ihtişamlı kapıdır. Kuzeydeki Şam ve Nablus şehirlerine bakan bu gösterişli kapıya Müslümanlar Şam Kapısı, Yahudiler ise Nablus Kapısı adını vermişlerdir. Mevcut Osmanlı eseri bu kapının altında, Roma döneminden kalma dev bir sütun heykel bulunduğu için Amud (Sütun) Kapısı olarak da isimlendirilir.
Günümüzde Kudüs’teki direnişin sembollerinden biri hâline gelmesi sebebiyle halk arasında Şehitler Kapısı olarak da anılmaya başlanmıştır.
2) Sahira (Uyanık Kalanlar) Kapısı / Çiçek Kapısı / Herod Kapısı
Kudüs’ün ikinci fatihi Selahaddin Eyyubi, fetih günü Kudüs’e bu kapıdan girmiştir. Şehri Haçlı işgalinden kurtarmak için gecesini gündüzüne katan Selahaddin ve askerlerine atıfla kapıya Sahira yani Uyanık Kalanlar ismi verilmiştir. Batılıların Herod ismiyle andıkları kapı, dış cephesinde bulunan çiçek süslemelerinden dolayı Çiçek Kapısı olarak da adlandırılmıştır.
3) Esbat Kapısı / Aslanlı Kapı /
Sitti Meryem Kapısı / Eriha Kapısı
Adını kapı kemerlerinin iki yanında bulunan Memlük Sultanı Zahir Baybars dönemine ait aslan figürlerinden alır. Eriha yönünde olduğu için Eriha Kapısı, Hz. Meryem’in dünyaya geldiğine inanılan mağaranın yanında olduğu için Sitti Meryem Kapısı olarak da anılır. Kendisinin bu kapının hemen dışında şehit edildiğine inanan Hristiyanlar, kapıyı Aziz Stephen Kapısı olarak adlandırmıştır.
Surların doğu yönünde bulunan tek açık kapıdır. Mescid-i Aksa’ya en kolay ulaşılan sur kapısıdır. Mescid-i Aksa’nın aynı adı taşıyan Esbat Kapısı’na açılır. Diğer taraftan Hristiyanların hac yolu olan Via Dolorosa’ya (Çile Yolu) da bu kapıdan girilir.
4) Meğaribe (Mağripliler) Kapısı /
Silvan Kapısı
Fethin akabinde Selahaddin Eyyubi tarafından Fas ve Cezayir civarından getirilip Kudüs’e yerleştirilen Müslümanların yaşadığı mahalleye açıldığı için Mağripliler Kapısı olarak adlandırılmıştır. Kudüs’ün güneyindeki Silvan Mahallesi’nde oturan Müslümanları Mescid-i Aksa’ya ulaştıran en kestirme yol olduğu için Silvan Kapısı olarak da isimlendirilmiştir. Sur kapılarının en küçüğüdür.
5) Nebi Davud Kapısı
Kapının hemen dışında Müslümanlar ve Yahudiler tarafından Hz. Davud’a ait olduğuna inanılan kabir bulunur. Kapının Nebi Davud olarak isimlendirilmesinin sebebi budur.
6) el-Halil Kapısı / Yafa Kapısı
Surların batı yönünde bulunan tek kapıdır. Şehri teslim almak üzere Kudüs’e gelen Hz. Ömer, el-Halil Kapısı’ndan şehre girmiştir.
Kapının şehre giriş kitabesinde Hz. İbrahim’in adı anılarak “Lâ ilâhe illallah İbrahim Halilullah” ibaresi yazar. Beytüllahim ve Halil’den gelen gayrimüslimlerin Kudüs’e girdiği yer olduğu için bu kapıya böyle yazılmıştır. Bu kitabe Osmanlı’nın tüm farklılıkları gözeten adil yönetim tarzının Kudüs surlarına kazınmış açık bir belgesi niteliğindedir.
7) Cedid (Yeni) Kapı / Abdülhamid Kapısı / Hamidiye Kapısı
Kudüs şehir surları üzerinde -II. Abdülhamid’in emriyle- 1887’de açılan son kapıdır. Yeni Kapı olarak isimlendirilmesinin nedeni budur. Halk arasında Abdülhamid Kapısı yahut Hamidiye Kapısı olarak da anılır.


