Makale

EKREM UÇAR: “Allah’a olan inanç, insanı her türlü meşakkate karşı ayakta tutuyor.”

EKREM UÇAR:
“Allah’a olan inanç, insanı her türlü meşakkate karşı ayakta tutuyor.”

Söyleşi: Mehmed Feyzi KILINÇ

Görme yetinizi on beş yaşından sonra kaybettiniz. Bu olay sizi nasıl etkiledi ve sonrasında yaşadıklarınızın olumsuz etkilerini nasıl aştınız?

Güneşi, ayı, yıldızları, gökyüzünü, bulutları, yağmuru, ağaçları, çiçekleri, doğanın eşsiz güzelliklerini, sevdiklerimin çehrelerini gördüm. Okula gittim, alfabe ile tanıştım, kitap okudum, yazı yazdım, arkadaşlarımla oynadım, sokaklarda simit sattım, tarlalarda domates topladım, kırlarda inek otlattım. Kur’an’ı yüzünden okuma bahtiyarlığını yaşadım. Ta ki bugün gibi anımsadığım o güne kadar. 2009 senesinin ara tatiliydi. Halının altına koyduğum kitabı okumak için çıkardım lakin okuyamadım, gözlerim karıncalandı, dışarı çıktım, güneşe baktım, güneş bulanıktı. Ailem beni doktora götürene kadar inanmak istemedi bu duruma. Doktor dışarıda beklememi istedi ve babamla konuştu. Babam odadan çıktı, yanıma geldi ve alnımdan öptü. İşte ben o zaman anladım dünyamın karanlıklar içerisinde kalacağını. İlk başlarda kendi içimde psikolojik bir bunalım yaşadım. Tüm bu güzellikleri görmüşken bir daha hiçbir şeyi görememeyi kabullenmek kolay değildi.

Zamanın, her şeyin ilacı olduğuna şahit oldum ve bu duruma kısa bir süre içerisinde alıştım. Hamdolsun ki Allah bizleri Müslüman olarak yaratmış ve imanlı bir mümin kılmış. Çünkü Allah’a olan inanç insanı her türlü meşakkate karşı ayakta tutuyor. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmemişseniz ve size uzatılan bir el varsa başınıza gelen sıkıntılar her ne olursa olsun onları aşmanız zor olmasa gerek. Dedem bana elini uzattı. Kur’an kursuna gönderdi ve ben orada Kur’an’ın eşsiz iklimiyle hayat buldum. Bir güneş gibi içimi ısıtan, yolumu aydınlatan Kur’an-ı Kerim ile gecem gündüze dönüştü. Dedemin, ailemin, dostlarımın bana olan inancı ve Kur’an’ın rehberliği önüme çıkan tüm engelleri aşmamda bana kolaylık sağladı.

Kur’an-ı Kerim’i okuma ve hatta ezberleme düşüncesi nasıl oluştu ve Kur’an-ı Kerim’i ezberlemeye başlamanızla hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

Kur’an-ı Kerim’le gözlerimi kaybetmeden önce tanıştığımı söylemiştim. Dedem beni Siverek’ten aldı, Mersin’in Tarsus ilçesindeki evine götürdü. Tarsus’ta beni her gün camiye götürüp mahallemizin imamı Cihat Hoca’ya teslim ediyordu. Cihat Hoca bana kısa sureleri, otuzuncu cüzü, Rahman suresini ezberletti. Hocam bir gün dedeme “Bu çocuk çok zeki, söylediğim her şeyi çabucak ezberliyor. Hacı Eyüp, gel bunu hafızlığa gönderelim.” dedi. Müftü Bey’le görüştük, o da bizi Ahmet Sarman Hocamızla tanıştırdı. Rabbim binlerce kez Hocamdan razı olsun, beni Kur’an kursuna kabul etti ve böylece hafızlık serüvenim başlamış oldu.

Kur’an-ı Kerim’in bende meydana getirdiği en büyük değişiklik hayatıma anlam katması oldu. Kur’an kursuna gitmeden önce gayesiz bir şekilde yaşıyordum. Ne düşüneceğimi, ne yapacağımı, nasıl hareket edeceğimi bile bilmiyordum. Hafızlığa başlamak, gönlüme huzur verdi, yarınlara umutla bakmaya başladım ve kendime hedefler koydum. Kısacası Kur’an-ı Kerim kendimi gerçekleştirmemde, istikbalime umutla bakmamda ve hayatımın her alanında bana en büyük rehber oldu. Kur’an ümitsizlik içerisinde bocalayan beni artık ne istediğini bilen, hedefleri doğrultusunda emin adımlarla ilerleyen biri hâline dönüştürdü.

Engellere rağmen hafız olmuş, imam hatip lisesini birincilikle bitirmiş, akabinde ilahiyat fakültesini okumuş biri olarak engelli kardeşlerimize hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Engelli kardeşlerime âcizane tavsiyem hiçbir şeyi kendilerine engel görmeden ümitle, sabırla ve azimle yol yürümeleridir. Burası fani dünya, oyun ve eğlenceden ibaret; gelip geçici heveslerle dolu. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizi yeryüzüne imtihan etmek için gönderdiğini buyuruyor. Bu dünyada herkesin imtihanı farklı. Kimisi sahip olduğu nimetlere karşı şükredip etmemekle, kimisi de mahrum olduğu nimetlerden ötürü sabredip etmemekle imtihan oluyor. Bizim payımıza da engelli olmak düşmüş. Bizlere düşen kahrın da hoş lütfun da diyerek başımıza gelen musibetlere karşı en güzel şekilde sabrederek Rabbimize tevekkül etmektir. Engelimiz ne olursa olsun kendimizi gerçekleştirmeye çalışalım. Bizleri hem bu dünyada hem de ahirette mutlu edecek hedeflere koşalım.

Çeşitli başarıları hayatına sığdırabilmiş birisiniz. Geleceğe yönelik hedeflerinizden bahseder misiniz?

İnsanı ayakta tutan kuşkusuz hedefleridir. Hamdolsun Rabbime ilahiyat fakültesini bitirdim. Hedefim Rabbimin bana ikram ettiği hafızlık nimetini kıraatle desteklemek, ilimle beslemek, irfanla süslemektir. Bu doğrultuda ileriki yıllarda Rabbim ömür verirse Diyanet İşleri Başkanlığının eğitim merkezlerinde kıraat dersi görmek ve üniversitede ilim açısından bana katkı sağlayacak alanlardan birinde yüksek lisans yapmaktır. Asıl amacım ise Peygamber Efendimizin (s.a.s.) “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır.” hadisindeki müjdeye nail olmaktır. Rabbim bizleri Allah’ın rızasını gaye edinenlerden eylesin.

Yaşadığınız tecrübelerden hareketle sizin gibi din görevlisi olarak çalışan kardeşlerimize neler söylemek istersiniz?

Yaklaşık beş yıldır din görevlisi olarak vazife yapmaktayım. Din görevlisi demek büyük bir mesuliyet demektir. Bu sorumluluğun altından ancak adanmış bir din gönüllüsü ruhuyla hareket edenler kalkar. Din görevlisi; insanların üzüntülerinde, sevinçlerinde, düğünlerinde, cenazelerinde hâsılı hayatının her anında ve alanında yanında olmalıdır. Engelli olmamız, din görevlisi olmamıza engel değildir. Engelli din görevlileri olarak biz de elimizden gelenin fazlasını yüreğimizi ortaya koyarak yapmalıyız. Mahallemizde engellilere ulaşmalı, onların hayatlarına dokunmalı, değerli olduklarını hissettirmeli ve onlara yol göstermeliyiz. Bizleri böylesi ulvi bir görevde memur kıldığı için Rabbimize nihayetsiz hamdüsenalar olsun. Rabbim bizleri görevini sadakatle yerine getirenlerden eylesin. Rabbim bizlere rızasına nail olacak ameller işlemeyi nasip eylesin. Rabbim bugüne kadar bana maddi ve manevi destekte bulunan, duasında yer veren herkesten razı olsun. Rabbim ahiretimizi ve akıbetimizi hayreylesin. Benimle böyle bir söyleşi gerçekleştirdiğiniz için size müteşekkirim. Allah yardımcınız olsun.

Öz Geçmiş

Ekrem Uçar, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde dokuz çocuklu ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Dört yaşına kadar elleri ve bacakları tutmadı ancak dört yaşında yürümeye başladı. Sol gözüyle dünyayı hiç görmeyen Uçar, sağ gözüyle on beş yaşına kadar yüzde beş gibi bir oranla gördü. Çok kısıtlı görmesine rağmen ilk ve ortaokulu Siverek’te okudu. Okuma yazmayı zor da olsa öğrendi ve hatta Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okumayı da başardı. On beş yaşında görme yetisini tamamen kaybettikten sonra Tarsus Merkez Kur’an Kursunda hafızlığını on ayda tamamladı. 2012 yılında hafızlık sınavını kazandı ve aynı yıl içerisinde Kahramanmaraş’ta Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Kur’an Kursları Arası Hafızlık Yarışması’nda Türkiye ikincisi oldu. 2013 yılında Cezayir’de ve 2017 yılında Kuveyt’te hafızlık yarışmalarında Türkiye’yi temsil etti. 2016 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından Amasya’da düzenlenen İmam Hatipliler Arası Genç Muhafızlar hafızlık finalinde Türkiye birincisi oldu. Tarsus Anadolu İmam Hatip Lisesini 2016 yılında birincilikle bitiren Ekrem Uçar, 2018 yılında İran’da düzenlenen ve 53 ülkeden yarışmacının katıldığı uluslararası hafızlık müsabakasında görme engelliler arasında dünya ikinciliğini kazandı. Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden 2020 yılında mezun olan Uçar, 2016 yılında Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı neticesinde atandığı Aksaray ili İmam Hüseyin Camiinde müezzin kayyım olarak vazifeye başladı ve hâlen aynı camide görevini sürdürmektedir.