Makale

MUTLU SEVGİ

MUTLU SEVGİ

Feride Levent

En güzel bir biçimde yaratılıp, hakikati görmek ve onu uygulamakla sorumlu olan insan, acaba bugün hangi merkez ve hedeftedir? Veya hangi aklı ve metodu kullandığının, bindiği vasıtayla nereye gittiğinin ve nereye götürüldüğünün farkında mıdır? Sanki insanlık, büyütenmişçesine kalabalıklara doğru akmaktadır. Kalabalıklarda aramaktadır, gerçeği ve mutluluğu. Çünkü insanlık saplanmıştır kuvvet nazariyesine, kuvvetlinin haklılığına ve üstünlüğüne...
Kulağımıza Türkistan’dan, Kırım’dan, Tibet’ten feryatlar geliyor. Pakistan’dan ise korkunç kan kokusu. Barut fıçısı haline gelen Orta Doğu, fitilin kıvılcımını bekliyor. Yapılan "silâhsızlanma andlaşmaları"na, günden güne çoğalan nükleer silahlar, alayla sırıtmaktadır. Barış, güven, kardeşlik teraneleriyle milletler, geri kalmış milletler, kızıl, siyah, sarı emperyalizmin kahredici tokadıyla yere geçirilmekte veya kültür yoluyla kanları emilmektedir. Devletler ve milletler huzur arıyor. Silâh, kan, kin ve tahakkümle sükûnu özlüyorlar. Nerede, insanı insan yapan değerler, nerede bu değerlere bağlılık!...
Ey insan! Karanlık bir dünyadasın. Üzerinde kibir, gurur, ihtiras bulutları geziyor. Gökyüzüne bakamıyorsun. Rahmetin gökten geldiğini bilirsin de başını kaldırıp bakamazsın. Hayatın ve hayatımızın güneşe bağlı olduğunu bilirsin de, benim ona ihtiyacım yok dersin. Nimetin yüce Allah’tan geldiğine pekâlâ inanırsın da, O’na teslim olmazsın. Teslim olmazsın ama, her türlü felâket de arkanı bırakmaz, işte ciğerini parçalayan, âfa- kı inleten felâket ve iniltilerden bazıları:
Mutlu değilim. İçimde bir ateş, beni yakıp kavurmaktadır. Varımı, yoğumu vererek yetiştirdiğim oğlum, şimdi beni tanımamakta. Çok güvendiğim, ailece de görüştüğüm bir arkadaşın ihanetine uğradım; ocağım söndü. Karı-koca mesut değiliz. Mutlu yaşantı!.. Herhalde ideler âlemindeki hayat. Neden içinde oturduğum, evladımı beslediğim evim bana azap verir. Ben ne yapayım! Çıldırayım mı? böyle bir yaşantı içinde.
Umudunu yitiren, yeis karanlığında "yok mu bana bir yol gösterecek? feryatlarıyla inleyen ve ışıklı bir dünya özlemiyle çırpınan insan! Gel. Aydınlığa gel: Güneşi Kur’an-ı Kerim olan bir dünyaya. Kibirin, gururun olmadığı , ihtirasa yer verilmediği, maddenin geçici, ruh ve manânın esas kabul edildiği bir âleme gel. Çünkü bu âlemin insanları kardeştirler, severler birbirlerini. Dünyayı karıştıran, birçok dünya olaylarının çıkmasına sebep
olan fesat ocaklarının plânladığı kardeşlik (!) değildir bu. Bizim âlemimizde Allah ve Rasulünün bildirdiği, esas kabul edilir, ibâdette, ticarette, sanatta kısacası, her işte Allah Teâla’nın rızası düşünülür. Yalan yoktur, insanların birbirlerini kötülemesi, kinli, gururlu olmaları yasaktır, içki, kumar ve her türlü kötü alışkanlıklar, daima kötülüğü isteyen nefsi beslediğinden, haramdır. Kulaklar İlâhî vahye çevrilmiştir. Yol, sırat-ı müştekimdir. Hüküm, yüce Allah’ın ve peygamberinin:
"...Eğer bir şey hakkında çekişirseniz onu Allah’a ve Peygambere döndürün. (Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerle halledin) eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Bu, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir".(Nisa, 59)
Kulluk esastır, ibadet şart. Kurtuluş teslimiyettedir. Gönül, geçici olana, değişene değil Allah’a bağlanır, daima O’nunla çarpar. Dil, O’nu teşbih ve tenzih eder. Ayaklar O’nun gösterdiği yolda gider. Gözler helâle bakar, eller helâlı tutar.
Bu, üstün bir inanış ve yaşayıştır, insanlık , bunu özlemekte ve beklemektedir, işte İslâm bunu getirmiştir, daha doğrusu İslâm budur. Mutasavvıf şairimiz Yunus "Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun" beyitiyle, bu yaşayışı ne güzel ifadelendiriyor. Bağlanmak ama, gönlü tam teslim etmek vardır, bu anlayışa sırra ve lezzete erebilmek için. Belki bizler lüzumsuza, faydasıza bağlandığımız, onlara gönül kaptardığımız için mes’ut olamıyoruz. Dertlerimizin devası için kulak kesilelim şu ayet-i kerimeye:
...(Sevgili peygamberim) De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız , kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, ele geçirdiğiniz mallar, kesâd (a uğramasın)dan korka geldiğiniz bir ticaret ve hoşa gitmekte olan meskenler size Allah’tan , O’nun peygamberinden ve O’nun yolundaki bir cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri (dünya ve ahiretteki azabı) gelinceye kadar bekleye durun. Allah, fâsıklar güruhunu hidayete erdirmez."(Tevbe, 24) Sevgi bu, bağlılık bu! Sevgimizi ispatlayabilme- miz için İslâm’ı yaşamamız lazım. O yaşanırsa şikâyetler, iniltiler diner. Evlere huzur girer. Toplum is- lâh olur. Bir öğrenci, hocasına karşı gelmekten, kürsüsünü kırmaktan utanır; oturur ilim tahsili eder, işçi- işveren çekişmesi diye bir şey kalmaz;;işçinin hakkı âdaletle verilir.