Makale

Başyazı

b a ş y a z ı

Prof., Dr., Ali Bardakoğlu
Diyanet İşleri Başkanı

Yüce dinimiz İslâm barış ve kardeşliği, diyalog ve hoşgörüyü insanlık ailesine ortak idealler olarak öğütlemiş, her türlü şiddet, terör, zulüm ve baskıyı bizzat Allah’a karşı işlenmiş suçlar olarak tanımlamıştır, insan hakları kavramı, barış içinde birlikte yaşamayı kolaylaştıran demokrasi kültürü, insanın sırf insan olduğu için temel haklara sahip olması ve saygı görmesi anlayışı da yine çağımızda İslâm’ın getirdiği evrensel mesajın açılımları olarak görülmekte, bu zeminde geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Başkanlığımız, dinimizin gösterdiği ya da onayladığı bu idealler istikametinde bugüne kadar barış, sevgi, hoşgörü ve diyalog çağrısı içeren bütün süreç, oluşum ve platformlara inançla ve içtenlikle iştirak etmiş, yer yer bu uğurda öncü rol üstlenmiştir.
Ancak son yarım yüzyılda Orta Doğuda dökülen kanlar ve akan gözyaşları, uluslar arası platformda bitmek bilmeyen hırs, kin ve terör, buna bağlı olarak dünya kamuoyuna yansıyan insanlık dışı vahşet tabloları, barış için sarf edilen çabaların anlam, değer ve işlevini sorgulanır ve tartışılır kılacak vahamettedir.
Dini, dili ve kültürü ne olursa olsun yeryüzündeki insanların yegâne buluşma zemini olan bu ortak İnsanî değer ve ilkelere vaki ihlâl ve tecavüzün, dünya kamuoyunda bugünlerde yol açtığı infialden de öte ileride giderek derinleşecek bir hayal kırıklığını ve güven bunalımını doğurması kaçınılmazdır. Hatta böyle bir süreç, dinlerin dünya barışına katkısını azaltmanın yanı sıra yer yer dinleri bu savaş ve gerilim ortamının faal aktörleri hâline getirme riskini de taşımaktadır.
Bu itibarla insan hak ve hürriyetleri, din özgürlüğü, barış içinde birlikte yaşama, ötekine saygı ve sevgi, diyalog ve hoşgörü gibi yüksek değerleri sıkça dile getirerek dünya barışına yönelik proje üretenlerin bizzat barışın tesisini ortadan kaldıran ve insanlık onurunu zedeleyen bu vahim durum karşısında suskun ve tepkisiz kalmasını İnsanî değerlere saygısı olanların anlayışla karşılaması mümkün değildir.
Başta İlâhî dinlerin liderlerini ve kurumla- rını bu tür olayları kınamaya ve üzerlerine düşen sorumluluğa uygun gerekli adımları atmaya davet ediyoruz. Tekrar ifade edelim, bu yapılmadığı zaman diyalog ve hoşgörü adına bugüne kadar söylenenler ve atılan adımlar inandırıcı olmayacaktır.
Dünyanın neresinde bir gözyaşı varsa onun dindirilmesi için işbirliği etmeliyiz. Bütün dünya barışı ve sevgi çağrılarının sözde kalmayıp gerçekçi ve inandırıcı adımlara dönüşmesini temenni ediyoruz.