Makale

IX. Yüzyılda Endülüs

Dr. Mustafa Hizmetli

IX. Yüzyılda
Endülüs

Endülüs’te Hükümdar II. Abdurrahman (822-852) döneminin en dikkate değer olaylarında biri de, bazı Hıristiyan İspanyolların başlattığı dinî taassup hareketleridir. Söz konusu yüzyılda Hıristiyan İspanyolların içinde bulunduğu taassubu göstermenin yanı sıra, Endülüs’te temel hak ve hürriyetlere duyulan hürmeti, özellikle ifade hürriyetine gösterilen engin saygıyı yansıttığı takdirde, bu yazı amacına ulaşmış olacaktır.
Hıristiyanlar arasında inadıkları din uğruna kendilerini feda edebileceklerini göstermek için, İslâm dinine karşı alçaltıcı sözler söylemeyi marifet sayan bazı papazların başını çektiği bir grup, davranışlarını dinlerinin gereği sanıyorlardı. Oysa bütün semavî dinlerde inanç ve mukaddes değerlere saygı gösterilmesi ve baskı yapılmaması esası bulunmaktaydı.
Bu noktada Hıristiyan İspanyolların konumundan da kısaca bahsetmemiz gerekir ki, bu
hareketlerinin haklı bir gerekçesinin bulunmadığı açıkça görülsün. Söz konusu dönemde Kurtuba’da Hıristiyan İspanyollar, yüksek bir maddî ve sosyal refah içerisinde yaşıyorlardı. Hür insanların yapabildiği her şeyi yapıyor, devletin İdarî işlerinde görev alarak büyük servet sahibi oluyorlardı. Pek çoğu Arap dili ve edebiyatını öğrenerek Arapça kitapları okuyor ve çoğu zaman onları Latince kitaplara tercih ediyorlardı. Bu yüzden bazı düşünür ve papazlar, dindaşlarının İslâm kültürüne bu denli yakınlık göstermelerinden rahatsızlık olmuşlardı.
Kaynaklar problemlerin çıkış noktası konusunda şu bilgilere yer vermektedir:
Kurtuba çarşılarının birinde, bir Müslümanla Hıristiyan arasında tartışma sırasında Hıristiyan sinirlenerek, tartışmayı İslâm dinine hakaret noktasına kadar götürür. Sonunda her ikisi de kadı’ ya şikâyette bulunur. Mahkeme sonucunda Hıristiyan’ın idamına karar verilir, işte bu olay pek çok Hıristiyan’ın bundan sonra ölüm cezasına çarptırılıp martir olmalarını sağlamak için, İslam’a karşı saldırıya varan taassup hareketlerinin yayılmasına sebep olmuştur. Aynı dönemde benzer suçu işleyen Müslümanlar hakkında da idam cezası verildiği dikkate alınırsa, bu cezayı normal karşılamak gerekir.
Kurtuba’da meydana gelen bu hareketi İslam aleyhindeki kitaplarıyla, ilk Hıristiyan martir- lerin menkıbelerinden örnekler vererek, onlar gibi din uğruna ölmek isteyen, bunun yollarını ararken de, kendileri ve benzerlerine İslâm’a hakaret etmeyi amaç olarak gösterenlerin başında, Eulogio ve Alvaro adında iki papaz bulunuyordu. Tarihçi Dozy’nin belirttiğine göre bu papazlar, Hıristiyan halkın çoğunluğunun ve diğer meslektaşlarının aksine, İslam dinini Roma putperestliği ile aynı kefeye koymada ısrar ediyorlardı. Bu iki papazın nifakçı fikirlerini Hıristiyan halk arasında yayması ve teşvikleri sonucunda Hıristiyan halk idam edilip,, martir mertebesine yükselmek için kadı’nın huzurunda İslâm dinine hakaret eylemlerine başladılar. İki ay içinde on bir Hıristiyan’ın idam edilmiş olması, bu faaliyetlerin etkisinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.
Hıristiyan İspanyolların çoğunluğu, dindaşlarının bazılarının katıldığı bu taassup çemberine karşı çıkıyor ve katılanları açıkça eleştiriyordu. Bunun üzerine hareketin başındaki papaz Eulogio, bu harekete ve bu uğurda ölenlere dil uzatanlar hakkında kitap yazmıştır.
Kurtuba’daki hükümet isyan boyutuna varan bu hareketten endişeye kapılmış ve çözüm aramaya başlamıştı. II. Abdurrahman bu kritik durumda en doğru hareketin, sorunun çözümünü Hıristiyan büyüklerine havale etmek olduğuna karar verdi. Bu doğrultuda Hıristiyanların bir konsil toplamalarını önerdi. Başpiskopos Comez Antonio’nun hükümeti temsil ettiği konsile, bütün papaz ve piskoposlar davet edildi. Başkanlığına işbiliyye(Sevilla)
Başpiskoposu Recaredo’nun seçildiği konsil, uzun tartışmalardan sonra bu tür nifak hareketlerine katılmanın tehlikeli bir cürüm olduğuna, buna ısrar edenlerin eylemlerinden dolayı bizzat sorumlu olacaklarına, ayrıca kiliseye de karşı gelmiş sayılacaklarına karar verdi.
Konsil, bu tür eylemleri hafifletmişse de tamamen ortadan kaldıramamıştır. Ancak hükümet bu ateşin sönmesi umuduyla harekete katılanları idam etmemiş ve canlarını bağışlamayı daha uygun görmüştür. Kurtuba’daki bu Hıristiyan dinî taassup hareketleri, II. Abdurrahman’ın vefatından sonra kendiliğinden ortadan kalkmış, Kurtuba’da hayat ve Müslüman Hıristiyan ilişkileri normale dönmüştür.