Makale

Çocuğumuz İçin Zamanımız Var mı?

Çocuğumuz İçin Zamanımız Var mı?

Belgizar Özbek Din görevlisi-Washington DC

Hepimizin tespit edebildiği bir nokta vardır ki; kişiler hangi okulu bitirip hangi makamlara gelirlerse gelsinler, çocukluklarında gördükleri ana baba rolünü devam ettirmektedirler. Kendilerinin bile beğenmediği ve eleştirdiği ebeveynlerini farkında olmaksızın aynen taklit ederler. Bazen de bu durumun tam tersi olarak ebeveynler kendi anne babasını rol model almamak için gereğinden fazla özveride bulunarak çocuklarını patron konumuna getirmektedirler. Evde her şeyi belirleyen çocuk olmaktadır. İki durum da aslında tasvip edilen durumlar değildir.
İnsan yetiştirmek önemli bir iştir. Çünkü her iş sonraya bırakılabilse de bu iş zamanı geçtiğinde asla ayniyle telafi edilemez. O hâlde, nasıl bir yol izleyelim ki bu önemli işte hatayı en aza indirelim? Öncelikle evladını seven her ebeveynin bu sevgiyi çocuğun anladığı dilden ona hissettirmesi gerekmektedir. Bu sevgiyi ifade etmenin yolu asla her dediğini yapmak ya da pahalı eşyalar almak değildir. Onlara ne kadar önemli olduklarını hissettirmek önemli olduğu kadar da zor bir iştir.
Psikiyatr Dr. M. Scott Peck’e göre, insanın kendisini değerli hissedebilmesi ruh sağlığı için şarttır ve kendini disipline sokmasında temel taşıdır. Bu duygu ana-baba sevgisinin direkt bir ürünüdür. Bu inanç çocuklukta edinilmelidir. Yetişkinlikte edinilmesi zordur. (M. Scott Peck, Kötülüğün Psikolojisi, Kuraldışı yay, İstanbul Kasım 2003 s-20.)
Yine Dr. M. Scott Peck “Az Seçilen Yol” isimli kitabında şunu vurgulamaktadır: Gösterişsiz ve yoksul evlerde bile disiplinli bir sevgiye rastlamak mümkündür. Böyle evlerden gelen çocuklar disiplinli olurlar. Oldukça sık rastlanan başka bir durum ise önemli meslek sahibi -doktor, avukat, hayırseverler- ana-babalar, son derece düzenli ve gösterişli ama sevgiden yoksun yaşamlara sahipseler bunların yetiştirdikleri çocuklar disiplinsiz ve düzensiz hatta yıkıcı olabilirler.
Sonuçta sevgi her şeydir. Eğer bir şeyi seviyorsak o bizim için değerlidir. Bir şey bizim için değerliyse ona vakit harcarız. (Dr. M. Scott Peck, Az Seçilen Yol, Akasa yayınları, İstanbul 2007 s. 18-20.)
Yetiştirmeye çalıştığımız bu çocukların hem maddi hem manevi ihtiyaçlarını ana babalar olarak en mükemmel şekilde gidermeye çalışırız. Maddi ihtiyaçlarını da genellikle mükemmel gideririz. Bizim yiyemediklerimizi onlara yedirir, giyemediklerimizi giydirmek isteriz. Fakat manevi ihtiyaçlarına maddi ihtiyaçları kadar özen göstermeyiz maalesef. Hâlbuki çocuklarımızın çamaşırları, ütüleri vb. işleri ertelenebilir ama sordukları sorunun cevabı, ya da onlarla birlikte geçirmemiz gereken zaman ertelenemez. Manevi eğitimde ana ve babaların genellikle bu işi birbirinin omzuna yüklediğini görmekteyiz.
“Zamanım yok” mazeretinin ardına saklanan zamanımızın ebeveynlerine Allah Rasulü’nün cemaate namaz kıldırırken, önemli heyetlerle resmi görüşmeler yaparken, önemli işlerde bile ailesine zaman ayırdığını hatırlatmak gerekir. Hz. Peygamber’in kızı Fatma ile olan ilişkisi ya da torunları ile şakalaşmaları hepimizin çok iyi bildiği örneklerdir.
Peygamberimiz’in, kendi çocuklarından başka yanında yetişen diğer çocuklara da güzel muamele ettiğini, ünlü sahabi Enes bin Malik’e karşı davranışlarında görüyoruz. On yaşından itibaren Peygamberimizin evinde kalmaya başlayan Enes’e Peygamberimiz, her zaman çok iyi davranmıştır. Aynı şekilde diğer aile bireylerinin de ona iyi davranmalarını istemiştir. (Sahih-i Buhari ve Tercümesi, c. 3, s. 195.)
Çocuklarımızdan istediğimiz ve beklediğimiz her şey öncelikle bizim vazifelerimizdir. Maalesef birtakım vazifeleri biz hayatımızda uygulamadığımız hâlde çocuklarımızdan beklemekteyiz. Bu durumu M. Scott Peck şöyle ifade ediyor:
“Disipline girememiş çocukların evlerinde de ana-babanın bir şekilde disiplin uyguladığı kesindir. Bu evlerde hiç disiplin olmadığı düşünülmemelidir. Çoğu kez bu çocuklar çocuklukları süresince küçücük suçlar için dahi ana babaları tarafından tokatlanarak, çimdiklenerek, dövülerek sık sık ve şiddetle cezalandırılırlar. Ama bu şekilde disiplin anlamsızdır.
Çünkü bu, disiplinsiz bir disiplindir. Bunun anlamsız olmasının bir nedeni ana-babasının kendilerinin disiplinsiz olmaları ve dolayısıyla çocukları için bir disiplinsizlik örneği oluşturmalarıdır. Onlar ‘benim dediğimi yap ama yaptığımı yapma’ türü ana-babalardır.” (Dr. M. Scott Peck, Az Seçilen Yol, s.17.)
Bizden sonra amel defterimizin açık kalmasını sağlayacak olan evlat yetiştirmek elbette ki kolay bir iş değildir. Bu konuda en güzel neticeyi almak için en azından biz yetişkinler gayret etmeliyiz. Çocuğumuza değerli olduğunu hissettirmek ve bundan dolayı din eğitimine önem verdiğimizi göstermek, kabiliyetine göre bir eğitim şekli belirlemek, gelişimini bizimle paylaşmasını sağlamak, gerektiğinde bizi beğenmeyip eleştirmesine sabır göstermek ve de en önemlisi Kur`an-ı Kerim’de hatırlatıldığı üzere duaya sarılmaktır. “Ve onlar ki: ‘Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü gönlümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl.’ derler.” (Furkan, 25/74.)
Yüce Rabbimizden insan yetiştirmek gibi zor bir işte bizi yardımsız bırakmamasını ve bize hayırlı bir nesil bağışlamasını niyaz ediyoruz.