Makale

Kurtuluş Destanı Cumhuriyet

Kurtuluş Destanı
Cumhuriyet

Milli mücadeleden sonra Mustafa Kemal’in önderliğinde, 29 Ekim 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin tarih sahnesinde yeniden dirilişinin adıdır. Bu milletin evlatları, tarih içindeki büyük yolculuğunda, var olup olmama gibi bir kavşakta, top yekun bir kararlılıkla iç ve dış tehditlere karşı emsalsiz bir birlik ve beraberlik sergilemiştir. İnsanlık tarihi böylesi bir mücadeleye, böylesi bir kurtuluş destanına çok nadir tanıklık etmiştir.
Gazi Mustafa Kemal’in ifadesiyle "Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk milletini sağlam ve emin bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibarıyla, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur."
Cumhuriyetimiz mâna ve gücünü, milletimizin ortak iradesiyle ve büyük bir imanla gerçekleştirdiği bu mücadelenin eseri olmasından almaktadır. Bu zor günlerde, birlik ve bütünlüğümüzü sağlamamızda, yüksek değerlere sahip çıkmamızda en ufak bir zafiyet göstermemeyi dinî ve millî bir vazife bilmemizde, değer okuyan ve değer dokuyan din adamları şüphesiz büyük bir güç kaynağı olmuştur. Cumhuriyetin ilânından kısa bir süre sonra kurulan Diyanet işleri Başkanlığı da kendi alanında ürettiği din hizmetleriyle yarınlara yön verecek insanlar yetişmesine katkı sağlamakta, huzur ve güveni, birlik ve bütünlüğümüzü sağlayan önemli bir unsur olmaya devam etmektedir.
Cumhuriyetimizin kazanımlarından olan bu kurum, din görevlilerinin büyük fedakarlık ve özverili çalışmalarıyla yurt içinde ve yurt dışında insanı insan yapan değerleri tüm dünyaya sunarak hayra, iyiliğe ve güzelliğe çağırmakta, insanlığın bugün muhtaç olduğu en önemli şey olan sevgiyi, barışı, haklara ve özgürlüklere saygıyı gönüllere yerleştirmek, barış insanı yetiştirmek için gayret sarf etmektedir.
Cumhuriyeti koruma ve yaşatma sorumluluğu hepimizin olmakla birlikte dünyaya dur dediğimiz bu coğrafyanın manevi dinamikleriyle yetişen gençlerimizindir. iman dolu, sevgi dolu yüreğimizle bugünlere taşıdığımız cumhuriyetimizi en emin şekilde onlara emanet etmenin yegane yolu, onları bir taraftan bilim ve teknoloji ile donatırken bir yandan da yüksek değerlerle eğitmektir. Bu, bilgi düzeyini aşan kavrayış derinliği olan bir süreçtir. "Cumhuriyet fikren, ilmen, bedenen kuvvetli, ahlaklı ve seciyeli muhafızlar ister" veciz sözü vatanını, milletini seven, değerlerine sahip çıkan, değer yaşayan, sürekli kendini yenileyen, çalışkan ve üretken nesiller yetiştirmekle hayat bulacaktır.
Zor süreçlerden geçerek elde edilen Cumhuriyeti ve kazanımlarını iyi okuyacak gençlerle milletimiz haysiyetli yolculuğuna devam edecektir. Sağlıklı bir gelecek için hamasete, kuru öğünmelere yol açmadan ama kendi değerlerini de tahrip etmeden mazimizi gençlerimize tanıtmak, maziyi anlamalarında ufuk açıcı olmak, değerlerimizi fark ettirmek gerekir. Böylece dünyaya yeni bir şeyler söylenebilir. Fakat popüler kültürün ne ürettiklerinde bizim değerlerimiz ne de sunduğu tipler arasında bizim kahramanlarımız vardır.
Kendi anlam dünyamızda, düşünce iklimimizde cumhuriyeti yeniden hatırlamak, feda-i can edenlerin direnç kaynaklarını yeniden görmek gerekir. İrfan bu işte: Kendini, kendi değerlerini ve kainat sorumluluğunu tanıma... Bu, ülkemize, inancımıza, kültürümüze dair sorumluluklarımızı hizmete dönüştürmede önemli etki yaratacaktır. Sahip olduklarımızla ve yeniden ürettiklerimizle evrensel iyilik mutlaka hayat bulacaktır.