Makale

Camilerin bireysel ve toplumsal fonksiyonu

Prof. Dr. Hüseyin Peker
OMÜ. İlahiyat hak.

Camilerin
bireysel ve
toplumsal fonksiyonu

Bilindiği gibi her dinin ibadet yeri olarak kullanılan kutsal mekanları vardır. Aynı dine inanan insanlar buralarda bir araya gelir, inandıkları varlığa bağlılıklarını ve kulluklarını ifade ederler. Bu nedenle bu mekanlar, inanan kişiler için oldukça önemlidir. Buraların en güzel şekilde, en görkemli tarzda olması için ilk çağlardan itibaren bütün din mensupları büyük çaba sarfetmişler, her türlü fedâkârlıkta bulunmaktan kaçınmamışlardır. Bundan dolayıdır ki, belki bazı istisnalar hariç, dünyanın en çok itina ile yapılan, en haşmetli binaları ibadethanelerdir. Örneğin, sililerin Altın Tapınağı, Hıristiyanların Roma’da Sen Piyer Kilisesi, Köln Katedrali, Müslümanların Selimiye, Süleymaniye ve Sultan Ahmet camileri bunlardan bazılarıdır.
Öncelikle camiler, bireylerin dini duygularının gelişmesine, dengeli bir duygusal yapı kazanmalarına neden olur. Kişilerin üstünlük ve aşağılık duygularına kapılmalarını önler. Çünkü camide, küçükten büyüğe, amirden memura, öğrenciden öğretmene, fakirden zengine, bütün insanla rın Allah’ın huzurunda eşit derecede bulunduğu bilinci müminlerde yavaş yavaş yerleşir. Kişideki üstünlük ve aşağılık duyguları silinmeye başlar. Kin, nefret ve husumetin yerini, sevgi, saygı ve bağlılık duyguları alır.
Yine camiler, kişilerin birbirleriyle ilişkilerini artırır, onların sosyalleşmesine katkı sağlar. Camide bir araya gelmek, aynı çizgide, aynı safta omuz omuza vermek, toplumdaki birliğin ve dayanışmanın temelini oluşturur. Bu açıdan camiler, toplumun her kesiminin görüştüğü, kaynaştığı, kucaklaştığı halk evleridir.
Camilerin en önemli fonksiyonu ise, bireyi bilgilendirmesidir. Bu da, bilindiği gibi vaaz ve hutbelerle yapılmaktadır. Bu fonksiyonuyla camiler, bütün topluma bilginin yayıldığı iletişim merkezleridir.
Ülkemizde yaklaşık 80 bin civarında cami bulunmaktadır. Buralarda özellikle cuma, bayram ve ramazan ayındaki cemaat sayısının oldukça yüksek rakamlara ulaştığını gözlemek mümkündür. İşte camilere ibadet maksadıyla gelen kişiler, dini konularda bilgilendirilerek eğitilmeye ve olgunlaştırılmaya çalışılır. Gerek vaaz gerekse hutbelerde sıkça üzerinde durulan konulara baktığımız zaman, camilerin toplumsal fonksiyonunu anlamak çok daha kolay olacaktır.
Camilerde birey, iyi insan olmaya, başkalarına asla zarar vermemeye, elinden geldiği kadar diğer insanlara yardımcı olmaya çağrılır. Bireyin bencil olmaması, diğergam olması istenir. Kendisi için arzu ettiğini, istediğini, diğer insanlar için de istemesi gerektiği vurgulanır. Adaletli, dürüst, hoşgörülü, çalışkan, yardımsever, fedakâr olmaya, haram yememeye, kendine ait olmayan şeyleri almamaya, toplumsal bir bilinç kazanmaya yönlendirilir.
Gerekirse vatanı, milleti, dini için en yüksek makam olan şehitliğe ulaşma inancı aşılanır. Tarih boyunca camiler, bu yönde önemli fonksiyonlar icra etmiştir. Halkı düşmana karşı mücadeleye yöneltmede, din görevlileri ve devlet yöneticileri tarafından kullanılan önemli mekanlar olmuştu.
Bu konuda biri Malazgirt zaferiyle, diğeri de Kurtuluş Savaşıyla ilgili iki örnek vermek istiyorum.
Bilindiği gibi, Sultan Alparslan’ın Bizans ordusuna karşı kazandığı Malazgirt zaferi, 26 Ağustos 1071 Cuma günü kılınan Cuma namazında okunan hutbe ve yapılan dualarla, askerlerin moralleri yükseltilerek başlamış, namazdan sonra ise, atına binen Alparslan, burada Allah’a dua ettikten sonra askerlerine kısa bir konuşma yaparak; onları büyük bir şevk, cesaret ve kararlılıkla savaşa sokmuş ve savaş, 27 Ağustos 1071 tarihinde, Müslüman Türk askerinin zaferiyle sona ermişti.
Kurtuluş Savaşından sonra Atatürk 24 Eylül 1924 tarihinde, Amasya’da şerefine verilen bir ziyafetin sonunda, sözü milli mücadeleye getirerek şunları söylüyor: "Efendiler! Bundan beş sene evvel buraya geldiğim zaman, bu şehir halkı da bütün millet gibi hakiki vaziyeti anlamamışlardı. Fikirlerde karışıklık vardı. Dimağlar adeta durgun bir haldeydi. Ben burada birçok zevatla beraber, Kâmil Efendi Hazretleriyle de görüştüm. Bir camii şerifte hakikati halka izah ettiler. Efendi Hazretleri halka dediler ki:
"Milletin şerefi, haysiyeti, hürriyeti, istiklâli hakikaten tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak için icap ederse, vatanın son ferdine kadar ölmeyi göze almak lazımdır..."
İşte Efendi Hazretlerinin bu yol gösteren vaaz ve nasihatinden sonra herkes çalışmaya başladı. Bu münasebetle müftü Kâmil Efendi Hazretlerini takdirle yâd ediyorum. Ve genç Cumhuriyetimiz, bu gibi ulema ile iftihar eder." (Sadi Borak, Atatürk ve Din, İstanbul, 1962, s. 64)
Camilerde üzerinde sıkça durulan zekât ve sadakanın; toplumsal bağların kuvvetlenmesinde, toplumsal dayanışma ve bütünleşmede önemli etkisinin olduğu açıktır. Bugün, zekât ve sadaka uygulamalarının etkinliği, aile ve akrabalık bağlarının kuvvetliliği sayesindedir ki, toplumu- muzda zaman zaman meydana gelen ekonomik krizler, fazla çalkantılara neden olmadan atlatıla- bilmektedir. Karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek, ahirette alacağını düşünerek yapılan yardımlar, muhtaçlarla, fakirlerle kaynaşma meydana getirmekte, ortaya çıkabilecek olumsuz davranışları önlemektedir. Bu konuda vakıfların ve diğer yardım kuruluşlarının da rolü elbette büyüktür.
Bazılarının belirttiği gibi, "camiler ibadet yeridir, camilerde dünya kelâmı konuşulmaz" şeklindeki ifadeler yanlıştır. Camilerde insan için, toplum için yararlı olan her şey konuşulur. Zararlı olan, yalan ve dedikoduya dönük olan şeyler ise sadece camilerde değil, hiçbir yerde konuşulmaz.
İnsanın zaman zaman uyarılmaya, ihtiyacı vardır. Camilerde bize anlatılanlar, bizim kendimizi değerlendirmemize, içimize, kendimize dönerek, yanlış, hatalı, kötü davranışlardan uzaklaşmamıza neden olur, ibadetin bol olduğu, camilerin dolup taştığı Ramazan aylarında suç işleme oranlarının oldukça düştüğünü istatistikler göstermektedir.
Camilerin fonksiyonu, cami görevlilerinin, görevlerini en iyi şekilde yapıp yapmamalarıyla da yakından ilgilidir. Cami görevlileri, iyi yetişmiş, sabırlı, hoşgörülü, sevgi dolu olmalıdır. Camiye gelen kişi huzur duyarak, tekrar gelme arzusuyla camiden ayrılmalıdır. Çünkü camiler, müminlerin dinlendiği, stres ve gerginliklerden kurtulduğu, huzura erdiği mekanlardır.
Yapılan araştırmalarda insanlar, cami görevlilerini İslâm dini gibi mükemmel görmek istediklerini belirtiyorlar. Bakınız bir şahıs şunları söylüyor: "inkâr edilemez bir gerçektir ki, çok dürüst din görevlilerimiz var. Ancak bu görevlilerimizi dört dörtlük görmek isteriz. Çünkü dinde hiçbir eksik yoktur. O halde dinin temsilcileri de din gibi doğru ve güzel olmalıdır. Bunu istemek ise toplumun en doğal hakkıdır."
Camilerin bakımı, onarımı, temizliği, içinin ve dışının güzelliği için, cami görevlileri ve cemaat elbirliği ile gönüllü olarak hareket etmeli, camilerin milletimiz ve dinimiz için bir sembol olduğu unutulmamalıdır.