Makale

Kur’an kursunda ne öğretilir?

Prof. Dr. M. Şevki Aydın
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı

Kur’an kursunda
ne öğretilir?

Yazılıp çizilenlere, yapılan açıklamalara bakılınca, Kur’an Kursu konusunda bazı yazarların basmakalıp malumatla yetindiği, yer yer genellemeler yaparak çok yanlış kanaatlere ulaştıkları görülmektedir. Bu durum, Kur’an Kursunda öğretilenleri de kapsamaktadır. Bir kaç kısa alıntı aktararak örnek sunmak istiyorum:
"Kur’an kursları, geçmiş devirlerde yaygın şekilde varolmuş olan okulları, beş-altı yaşlarındaki çocukların yani sabilerin gitmesi için kurulmuş olan sübyan yahut mahalle mektebi denilen okulların devamıdırlar ve temel hep aynıdır: Buralarda sadece Kur’an öğretilir, hafızası kuvvetli olan çocuklara ezberletilir, yani hafız yetiştirilir ama bütün bunlar yapılırken ayetlerin manaları hiçbir şekilde belletilmez, küçük yaştaki çocuklardan Kur’an’ı anlamadan ezberlemeleri ve sadece ’okumaları’ istenir.
Bu metod, aslında bir geleneğin devamıdır: Hafızlık geleneğinin... Öğrenciye Kur’an dili olan Arapça’nın okutulmaması bir yana, ezberletilen ayetlerin manaları da öğretilmediği için gelenek dinin önüne geçmekte ve bu durum asırlardan beri aynı şekilde devam etmektedir.
Biz geçmiş devirlerin Kur’an kursları olan sübyan mekteplerinin bir işe yarayıp yaramadığını asırlar boyunca tartışmıştık. Mesela 14. yüzyılda yaşamış olan ve İslâm tarihinin en büyük alimlerinden biri kabul edilen Ibni Haldun Mukaddime isimli eserinde "Gaflete bak ki, çocukları Allah’ın kitabına başlatıp anlamadıkları şeyleri okuttururlar ve önemli konuların öğretilmesinin gerektiği yaşlarda vakitlerini bu işe harcatırlar" demiş... Ziya Paşa da "Harcanan bu ömre, bu emeklere yazık değil mi? Bu devlete, bu millete, bu mülke acınmaz mı?" diye yazmış."
"Çocuklar sokaklarda oynayacakları yerde Kur’an kursuna gidiyorlar... Çocuklar kitap okumuyor, Kur’an öğreniyor... Çocuklar yaşamlarını çoğaltmak için müzik, resim öğrenmiyorlar, camilere gönderiliyor... 2006 yılının Türkiyesi’nden ibret verici bir fotoğraf önümüzde duruyor... Çocuklar camiye, Arapça kursa gidiyor Türkiye’nin her yerinde çocuklar yaz tatilini camilerde Arapça Kur’an kursunda geçiriyor."
Bu ifadelerden hareketle, cevaplandırılması gereken en azından şu sorular ortaya atılabilir:
- Çocukların devam ettiği "camilerde Arapça kurs" diye bir şey var mı?
- Geçmişteki sıbyan mektepleriyle bugünkü Kur’an Kursları arasında fark/lar yok mu?
- Bugün Kur’an Kurslarımızda sözü edilen bir anlayışla eğitimin yapılması; yani sadece yüzüne Kur’an okuma öğretilmesi ve ezberletilmesiyle yetinilmesi söz konusu mu?
- Kur’an Kursuna gitmek çocuğun oynamasına ve başka kitap okumasına engel mi?
- Müzik, resim öğrenme gibi Kur’an Kursunda/camide öğrenilenler de "çocukların yaşamlarını anlamlandırmaz mı?
Her şeyden önce "camilerde Arapça kursu" ifadesi, camilerde çocuklara Arapça dil dersi yapıldığını dile getirmektedir ki, bugün çocukların devam ettiği böyle bir kurs yoktur.
Günümüzdeki Kur’an Kursu, geçmişteki sıbyan mektebiyle aynı görülemez; aralarında farklar mevcuttur. Sıbyan mektebi, geçmişin ilkokuludur/temel eğitim kurumudur ve orada sadece Kur’an okunmamaktadır.
Kur’an Kursu, Cumhuriyetle birlikte oluşturulan yapısal özellikleriyle ve işlevleriyle özgün bir yaygın din eğitimi kurumudur ve orada bugün sadece yüzüne Kur’an okuma öğretilmemektedir.
Ne var ki, yukarıdaki alıntılarda belirtildiği gibi, Kur’an Kursu, Kur’an öğretimi denince, sadece Kur’an’ı yüzüne okumayı öğretme ve ezberletmenin anlaşıldığı uygulamalar, bizim geleneğimizde yer yer, zaman zaman görülmüştür. Hatta çocuğa din eğitimi vermenin, ona Kur’an okumayı öğretmekten ibaret olduğunu sananlara bile rastlanmaktadır. Hafız olmayı, hoca olmak, dini bilen kişi konumuna yükselmek diye algılayanların sayısı günümüzde bile az değildir. "Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir." (Buharî, Fedailu’l-Kur’an, 21) hadisini de bu bağlamda değerlendirip, sözü edilen kişilerin, Kur’an’ı yüzüne okumayı öğrenen ve öğretenlerden ibaret olduğu iddia edilmiştir. Bazı rivayetlere dayanarak, hafız olanların salt bu nitelikleri yüzünden her şeyi halletmiş bir kişi olarak çok yüce bir makama kondukları, kendilerini kurtardıkları gibi çevrelerindekileri de kurtarma gücüne eriştikleri ileri sürülebilmiştir.
Oysa, Kur’an’ı yüzüne okumayı öğrenme ve onu ezberleme, elbette önemlidir ve değerlidir, hele hafız olmak önemli bir meziyyettir; ama bu, "Kur’an’ı öğrenme" işinin ilk basamağıdır; ondan sonra çıkılması gereken bir çok basamak vardır. Kur’an’ı öğrenme"de asi olan, onun anlamını, insanlığa sunduğu mesajını anlamak, onu kavramak, özümsemek ve o doğrultuda davranış kazanmaktır. Asıl çaba, bunu gerçekleştirmek için harcanacaktır. Hz. Peygamber (s.a.s.), ashabına bunu kavrattı ve onlar da, bunu yaptılar. Nitekim onlar, Hz.Peygam- ber (s.a.s.)’den birkaç ayet alıyor onların anlamlarını iyice kavrayıp özümsedikten sonra yenilerini alıyorlardı. (???)
Bugün Diyanet işleri Başkanlığı, Kur’an Kurslarında gerçekleştireceği "Kur’an öğretimi" işini işte bu anlayışla ele almaktadır. Nitekim ilgili Yönetmelikte Kur’an Kurslarının amacı şöyle belirtilmektedir:
"a- Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun olarak yüzünden okumayı öğretmek,
b- Kur’an-ı Kerim’i doğru bir şekilde okumayı sağlayıcı bilgileri (tecvid, tashih-i huruf ve talim) uygulamalı olarak öğretmek,
c- İbadetler için gerekli sure, ayet ve duaları doğru olarak ezberletmek ve bunların meallerini öğretmek,
d- Hafızlık yaptırmak, e- İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlâk esasları ile Peygam- berimiz’in hayatı ve örnek ahlâkı (sireti) hakkında bilgiler vermektir." (Madde: 5)
Uzun süreli Kur’an kursu programının genel amaçları arasında şunlar da yer almaktadır:
"Kur’an Kursu Öğretim Programının amacı, Türk Milli Eğitiminin genel amaçları ve temel ilkelerine uygun olarak öğrenenlerin;
1- İslâm dinin değerlerini, insan hayatına anlam kazandıran unsurlardan biri olarak fark ettirmek,
7- Kur’an’ı mealinden okuma alışkanlığı kazanabilmelerini ve ondan yaşanan hayata ilişkin prensipler çıkarabilmelerini gerçekleştirmek, ..."
8- Kültürler arası etkileşimin hızlandığı günümüzde, barış kültürünün geliştirilmesi ve hoşgörü ortamının oluşturulmasında İslâm dininin değerlerini yorumlayarak katkıda bulunabilmelerine yardımcı olmak" (Bk. s. 3)
"Aynı Programın "Öğren- me-Öğretme Süreçlerinde Uyulması Gereken İlkeler" başlığı altında da bu anlayışı ayrıntılandı- rarak pekiştiren ve yol gösteren ifadeler yer almaktadır. Mesela bunlardan biri şöyle:
"19. Kur’an öğretiminde, Türkçe mealinden okuma alışkanlığının kazandırılması üzerinde önemle durulacak, Kur’an’ı Arapça metinden okumanın değeri yanında Türkçe mealinden okumanın de önemi vurgulanacaktır." (s. 5)
Bu Programın sözü edilen ilkeleri arasında, dinsel bilgiler öğretilirken de temel kaynaklara dayanılması; dolayısıyla öncelikle Kur’an’ın o konulara ilişkin mesajının tanınmasını öngören maddeler de yer almaktadır. Bir kaçı şöyle:
15. Konular, mutlaka ilgili ayet ve hadis mealleriyle desteklenecek, okuma parçaları ve hikayelerle açık ve anlaşılır hale getirilecektir.
16. Öğrenenlerin öğretim ortamı dışından getirdikleri yanlış ve eksik dini bilgi ve anlayışlar, pedagojik bir yaklaşımla ele alınarak düzeltilecektir...
21. Konuların işlenmesinde ve örneklerin belirlenmesinde imkanlar ölçüsünde Kur’an-ı Kerim ve güvenilir hadisler kullanılmalı, öğretim materyalleri içinde Kur’anî olanlarla tarihsel olanın ayırt edilmesine özen gösterilmelidir. Toplumda yaşanan dinin tanımlanması ve açıklanmasında Kur’an kaynaklı yaşantılar ile örf, adet, gelenek ve kültürel etkileşim kaynaklı olanlar açıklanmalıdır." (s.5)
Görülüyor ki, Kur’an’ı yüzüne okuma ve ezberleme, Kur’an öğretiminin unsurlarından sadece biridir. Kur’an Kursları, bunun yanında İslâmî temel bilgileri öğrencilerine kazandırmaya ve bu çerçevede İslâm dininin asıl öğreticisi ve uygulayıcısı olan Hz. Peygamber’in örnek ahlâkı ve yaşantısını da öğretme görevini üstlenmişlerdir. Üstelik sunulan dini bilgilerin Kur’an ve sünnet odaklı olmasına ve güncelleştirilmesine özen gösterilerek, "geleneğin dinin önüne geçmesinin önlenmesi, temel bir yaklaşım olarak tespit edilmiş, benimsenmiştir.
Teorik çerçevede öngörülen bu anlayışla günümüz Kur’an Kurslarındaki uygulamanın ne ölçüde örtüştüğü hususu ayrıca ele alınıp irdelenmelidir. Bu kurumların sorumlularının, bunu çok ciddi bir sorun olarak algılayıp gereğini yapma yükümlülükleri vardır.

KAYNAKLAR
DİB, Kur’an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği, Ankara, 2002.
DİB, Kur’an Kursları Öğretim Programı (Yüzünden Okuyanlar İçin), Ankara, 2004.