Makale

Aile ve Neslin Muhafazası Açısından GEÇİCİ NİKÂH - MUT'A NİKÂHI

Aile ve Neslin Muhafazası Açısından
GEÇİCİ NİKÂH - MUT’A NİKÂHI

Dr. İbrahim Paçacı
DİB Din işleri Yüksek Kurulu Üyesi

Toplumun çekirdeği ve en temel birimi olan aile, en eski sosyal müesseselerden olup, çok önemli fonksiyonlar üstlenmiştir. Ailenin en önemli ve belki de başta gelen fonksiyonu, insan neslinin devamına hizmet etmesidir. Bunun yanında aile, dünyaya gelen çocukların beden, zihin ve ahlâk bakımından dengeli yetişmelerinde önemli roller üstlenmekte, böyle- ce insanlığın her bakımdan gelişmesine katkı sağlamaktır. Zira insanın fizyolojik, ruhsal, zihinsel ve ahlâkî gelişmesi ancak, kadın ve erkeğin sürekli birlikte yaşayarak, beraberce uzun yıllar bakıma muhtaç olarak yaratılan çocuklarına bakmaları, onları her türlü tehlikeden korumaları, eğitmeleri, diğer maddî ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmalarıyla mümkündür. Ayrıca aile müessesesi, dinî değer ve nesillere aktarılması için çok önemlidir. Bütün bunların yanında aile, insanın verimliliğinin, mutluluğunun, ruh ve beden sağlığının korunmasında vazgeçilmez bir kurumdur. Kur’an-ı Ke- rim’de: "Kendileri ile huzur bulasınız diye, sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranıza bir sevgi ve merhamet var etmesi, O’nun (Allah’ın) varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için ibretler vardır" buyurulmaktadır. (Rum, 21)
Ailenin bu önemli fonksiyonlarını icra etmesi, bu müessesenin sürekliliğine, aile fertlerinin uyumluluğuna ve aralarındaki iş bölümüne bağlıdır, işte bu sebeple İslâm dini, evliliğin devamlı olmak üzere kurulmasını öngörmüş ve akdin sıhhati için bunu şart koşmuştur. Yeni bir aile ise, ancak dinen ve hukuken geçerli bir nikahla oluşur. Bu itibarla, evden uzak olmak, yolculuğa çıkmak gibi çeşitli mazeretlerle geçici veya belli bir zaman için kıyılan nikah batıldır. Bu bağlamda, geçici nikahın ücret karşılığında yapılması anlamına gelen mut’a nikahı ise, kesinlikle caiz değildir.
Mut’a Nikahı; bir ücret karşılığında, belirli bir süre için nikahlanmaya denir. İslâm’ın ilk yıllarında caiz olan mut’a nikahı, Mü’minûn suresinin 6 ve 7. ayetlerinin inmesiyle haram kılınmıştır. Bu ayetler övülmeye layık olan mü’minlerin, eşleri dışındakilerden mahrem yerlerini korudukları ifade edilmektedir. Mut’a nikahı ile evlenilen kadın, erkeğin hanımı değildir. Zira, bu kadınla erkek arasında miras ilişkisi bulunmamakta, boşama veya fesh söz konusu olmadan nikah sona ermektedir.
Bu ayetlerle mut’a nikahının yasaklanması hakkında ibn Abbas, "İslâm’ın ilk dönemlerinde mut’a nikahı vardı. Kişi, tanımadığı bir beldeye gelince, orada kalacağını tahmin ettiği müddet miktarınca oralı bir kadınla nikah yapardı. Kadın, böylece onun eşyasını muhafaza eder, gerekli işlerini görürdü. Bu hal: "Onlar eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar." (Mü’minûn, 6) ayeti nazil oluncaya kadar devam etti. (Bu ayet gelince mut’a nikahı haram kılındı) demiş ve daha sonra da ayette belirtilen: "Bu ikisi dışındaki bütün kadınlar haramdır" hükmünü vermiştir. (Tirmizi, Nikah, 28)
Ayrıca Hz. Ali, "Rasûlüllah (s.a.s.) Hayber gazvesi günü kadınlarla mut’a nikahı yapmayı, ehli eşek etinin yenmesini haram kıldı" demiştir. (Buhârî, Nikâh, 28; Nesâî, Nikâh, 71) Hz. Peygamber Mekke’nin fetih gününde bu yasağı tekrar duyurarak, "Ey insanlar! Ben size kadınlarla mut’a nikahıyla evlenmenize izin vermiştim. Ancak Allah, mut’a nikahı ile evlenmeyi kıyamet gününe kadar haram kılmıştır. Kimin yanında onlardan biri varsa serbest bıraksın. Onlara verdiklerinizden hiçbir şeyi de geri almayınız." buyurmuştur. (Müslim, Nikah, 3) Hz. Ömer de, bu yasaktan haberi olmadığı için, mut’a nikahı yapmaya devam eden kişilerin olduğunu haber alınca, mut’a nikahı ile birlikte olmayı zina kabul ederek, bunu yapanlara zina cezası vereceğini ilan etmiştir.
Öte yandan geçici nikah ve özellikle mut’a nikahı, evlilik müessesesini, kadının onur ve itibarını da zedelemekte olup, İslâm’ın temel ilke ve amaçlarına da aykırıdır.