Makale

Filistinli Ayşe MASLUHİ: “Bana Dünyanın Malını Verseler, Karun’un Hazinesini Önüme Yığsalar, Buradan Küçücük Bir Toprak Zerresi Vermem.”

Filistinli Ayşe MASLUHİ: “Bana Dünyanın Malını Verseler, Karun’un Hazinesini Önüme Yığsalar, Buradan Küçücük Bir Toprak Zerresi Vermem.”

Semanur SÖNMEZ YAMAN

Ev bu kadar stratejik konumda olunca Siyonistler boş durmuyor. Bina, 3 kamerayla gözetim altında. Apartman sakinleri kapı önüne kurulan barikatlarla rahatsız ediliyor. Zaman zaman evlerine girip çıkmaları engelleniyor.

Dünyanın en güzel manzaralarından birine sahip…
Herkes ona imrenerek bakıyor.
Oturduğu eve paha biçilemiyor.
Üstelik ne zengin, ne de şöhret sahibi.
Filistinli Ayşe Masluhi, Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın yanı başında, Burak Duvarı’nın tam karşısında yaşıyor.
67 yaşındaki Ayşe Masluhi, Selahaddin Eyyubi’nin cihat ruhu ve Mescid-i Aksa sevgileri nedeniyle Faslılara bıraktığı Mağaribe mahallesinin Aksa’ya bakan yüzünde oturuyor. Bu mahalledeki çocukluk yıllarını özlemle, gençlik yıllarını ise gözyaşlarıyla hatırlıyor:
“Biz 10 kardeşiz, hepimiz bu mahallede doğduk büyüdük. Çocukluğum, ilk gençliğim çok güzel geçti. Sakin ve huzurlu bir hayatımız vardı. 67 savaşıyla her şey altüst oldu, ben o zaman 18 yaşındaydım. Burada tam bir soykırım yaşandı. Herkes evini, toprağını terk etmek zorunda kaldı. Ben eşimle birlikte Ürdün’e gittim, kardeşlerim ve annem Kudüs’te kaldı.”
Ayşe Masluhi, gözyaşlarıyla ayrıldığı vatanına uzun yıllar kavuşamadı. Ürdün’den sonra Fas’ta yaşadı, eşini trafik kazasında kaybetti. Geçen yıllar içinde Kudüs’te kalan ailesini sadece bir kez görebildi. Aradan yaklaşık 20 yıl geçti. Ayşe Masluhi, 18 yaşında yeni evli genç bir kadın olarak terk etmek zorunda bırakıldığı Kudüs’e, üç çocuklu dul bir kadın olarak geri döndü. Yasal işlemleri tamamlamak için yaklaşık on yıl mücadele verdi. Çocuklarını evlendirdikten sonra, çocukluğunun geçtiği mahallede oturma kararı aldı. Bir zamanlar vakıf olarak kullanılan binanın tek odalı dairesine yerleşti. Artık mahallesinde ne komşuları, ne eski dostları vardı. Çünkü mahallenin tamamında Yahudiler yaşıyor. Müslümanların yaşadığı tek bina onlarınki:
“Kudüs’ten ayrı geçirdiğim yıllarda hep buraya geri dönme sevdasıyla yaşadım. Sonunda döndüm elhamdülillah. Çocuklarımı evlendirdikten sonra bu eve yerleştim. Burası eskiden Faslı hacıların konakladığı bir vakıftı, Mekke’ye giden hacılar üç ay boyunca burada ücretsiz olarak konaklar, Mescid-i Aksa’da ibadet ederlerdi. Nedenini bilmiyorum ama İsrail bu evi yıkmadı. Artık vakıf olarak da kullanılamadığı için on aile binada kiracı olduk. Allah izin verirse bu ev kıyamete kadar Müslümanların olacak.”
Ayşe Masluhi ve komşuları, Yahudi mahallesinde, Burak Duvarı’nın tam karşısındaki evde yaşıyor. Evin hemen çaprazında, Yahudilerin dua ve ibadet ettiği Burak Duvarı’nın giriş kapılarından biri var. Ev bu kadar stratejik konumda olunca Siyonistler boş durmuyor. Bina, 3 kamerayla gözetim altında. Apartman sakinleri kapı önüne kurulan barikatlarla rahatsız ediliyor. Zaman zaman evlerine girip çıkmaları engelleniyor. Yerleşimcilerin gözü de bu evde. Bina sakinlerinden birine, oturduğu oda karşılığında 2 milyon lira teklif edildi. Filistinli kiracı teklifi geri çevirince, Siyonistler bu kez açık çekle geldi. Ancak aldıkları cevap değişmedi. Ayşe Masluhi olası tekliflere hazırladığı cevabı, Allah Rasulü’nün (s.a.s.) “Bir elime dünyayı, bir elime ayı verseniz davamdan vazgeçmem.” sözünü hatırlatıyor:
“İsrailli yerleşimciler bana bütün dünyanın malını verse, Karun’un bütün hazinesini önüme yığsa, ben buradan değil evimi, küçücük bir toprak zerresi bile asla vermem. Çünkü burası dışarıdan bakanların gördüğü gibi taş ve topraktan ibaret değil. Burası bizim ruhumuz.”
Ayşe Masluhi ve komşuları, evlerini hiçbir dünyevi karşılığa değişmiyor. Onları çok rahatsız eden bir konu da “Araplar topraklarını Yahudilere sattıkları için vatansız kaldılar” iddiası. Ayşe Masluhi, bu iddiayı yalanlıyor ve dünya Müslümanlarının, Siyonistlerin yaydığı bu yalana inanmamasını istiyor: “Ben evimi bugün bana hangi parayı verirlerse versinler satmam, bizler daha önce de topraklarımızı satmadık. Hani diyorlar ya “Araplar topraklarını sattılar. Yahudiler bu toprakları parayla satın alarak yerleştiler. İşte bu, bütün dünyaya yayılan en büyük yalanlardan biri. Tabii ki her ülkenin hainleri vardır, onları saymıyorum ama şeref, haysiyet sahibi Filistinliler topraklarını o zaman da satmadılar. Ancak İngilizler burayı işgal ettikten sonra Müslümanlara çok ağır vergiler uyguladı ve bu vergileri sürekli artırdı. Vergi borcunu ödeyemez duruma gelen çiftçilerin toprakları İngilizler tarafından el konularak Yahudilere verildi. Bütün dünyanın “Araplar topraklarını sattı” dediği konunun iç yüzü budur. Bu iftira, İsrail’in Filistinlilere yönelik kara propagandası ve algı operasyonudur.”
Ayşe Masluhi pencereden her baktığında Mescid-i Aksa’yı görüyor. En büyük hayali de Mescid-i Aksa’nın özgür olması. Kutsal mekânı yalnız bırakmamak için her gün evinden çıkıyor, yaşından beklenmeyen bir çeviklikle Mescid-i Aksa’ya koşuyor. İsrail askerleri tarafından engellenmedikleri günlerde vakit namazlarını Mescid-i Aksa’da eda ediyor. Kadın cemaatle birlikte Kur’an okuyor, onlara tefsir, hadis dersleri veriyor. Mescid-i Aksa’da gördüğü her Müslüman, onun için mutluluk kaynağı:
“İsrail’in en büyük savaş aracı propaganda ve medyadır. Siyonistler ikisini de çok iyi kullanıyor. Müslüman kardeşlerimizden beklentimiz, bizimle, bu topraklarla ilgilenmeleri. Burada olup bitenleri düzenli olarak yakından takip etsinler. Gücü yetenler ziyaretimize gelsin. Bir insan kendi mescidine nasıl gidemez? Benim Türkiyeli Müslüman kardeşim bunu bilmek zorunda. İşgali, bu topraklarda Filistinli kardeşlerinin başına gelenleri öğrenmek zorunda. Çünkü hem dinimiz hem de kardeşlik hukuku bunu gerektirir.”
Mescid-i Aksa’ya gidemediği zamanlarda, penceresinin önüne oturup Kur’an-ı Kerim okuyor. Yirmi metrekarelik evinin en güzel köşesi de bu pencerenin önü. Çiçeklerle süslü küçücük masası ve iki beyaz sandalyesiyle maneviyat âlemine uzanıyor.
Bölgedeki Filistinlilerle de yakından ilgileniyor Ayşe teyze. Kimin derdi var, hangi evde ocak kaynamıyor tek tek takip ediyor. Elinden geldiğince her birine yardımcı olmaya çalışıyor. Dünya Müslümanlarından beklentisi de aynı yönde:
“Türkiyeli hayırseverler buradaki ihtiyaç sahibi aileleri tespit etsinler ve onlara bire bir yardım etsinler. Çünkü bu topraklarda Filistinlilerin yaşaması, Mescid-i Aksa’nın yaşaması demek...”