Makale

Var mısın? Yok musun?

Var mısın?
Yok musun?

Dr. Ömer Menekşe
Derleme ve Yayın Şub. Md.

Bugün Varım, Yarın Yokum
“Hepimiz yolcuyuz bu fanide
Bugün varız yarın yokuz kim bile?”

Bir zamanlar ne var olmaya gücümüz, ne yokluğumuza dair bilgimiz vardı. Yokluk ile varlık arasındaki sonsuz mesafeden de haberimiz yoktu.

Bir zamanlar, zahiren varlığımızın sebebi olan anne ve babamız, atalarımız yoktu. Canlılar ve yaşadığımız dünyamız da yoktu. Ancak bütün bunları var eden, mutlak var olan Allah (c.c.) vardı. O, yoğu var etti. Yokluğa varlık verdi. Âlemi yarattı. “Adımız anılmaya değer bir şey değilken”, bizleri varlık ağacında var etti. Varlığından haberdar etti.

İster geçmişe doğru giderek, hem kendi varlığımızın, hem de sonunda bütün varlıkların “yok” olduğu; ister geleceğe doğru ilerleyerek, kendimizin ve bütün varlıkların “yok olacağı” ana gidelim; yoklukta kalmayıp var olmak, sonsuz bir nimet, varlık ve yokluğu iki elimizin arasındaki mesafe kadar kısa ve keskin biçimde görebilmek ise eşsiz bir donanımdır.

Bugün varız, yarın yokuz. Dünya fani... Bakî kalan bu kubbede hoş bir seda…
Ebedî Var Olma

Varlıkların varlığının bilinmesi ve anlaşılması yokluğun yokluktaki varlığı iledir. Zira, -her şey zıddıyla bilinir- kuralı gereği, varlığın varlığı yokluğun yokluğu iledir. Soğuk olmazsa sıcaklığın, açlık olmasa tokluğun, acı olmazsa lezzetin, karanlık olmazsa aydınlığın varlığı bilinmez ve ortaya çıkmaz.

Varım, Yokum; Yokum, Varım.
Bugün varım yarın yokum.. ama sonra varım… Çünkü ahiret bakî…
Hayat anlamsız bir var oluş olmadığı gibi, ölüm de sonu hiçlik olan bir yok oluş değildir. Aksine hayat, hayırlı bir faaliyet alanı, ölüm ise bu faaliyetlerin karşılığını bulacağımız, ebedi âleme geçişi sağlayan bir dönüm noktasıdır.
Öldükten sonra ebedî hayat... Cennet veya cehennemde ebediyet... Sonu olmamak; hep var olmak, hep var olmak!...

Neden Varız?
Decartes’ın iddia ettiği ya da düşündüğü gibi bir kavanozun içinde beyin olarak, kablolar yardımı ile bir ’düşünce’ bir ’illüzyon’ olarak varsak bile varız. Ama neden varız? Varlığımızın amacı ne? İşte bütün mesele bu.

Varız, varlığın gereklerini yerine getirmek için… Varız, Rabbe ibadet ve kulluk için...
Yüce Yaratıcı insana insanlığa yükselmek için irade ve heyecan; kâinatı tanıyıp sevmek için merak ve güzellik aşkı; dürüstlük ve adalet için vicdan; varlığa alâka duymak için kalp; bu lütufları yerinde kullanma ve belli bir ölçüde iyiyi kötüden ayırt edebilmek için akıl vermiş; nihayet, bütün bu işleri yanılmadan, arızasız görebilmek için de vahyin kılavuzu peygamberleri göndermiştir. O Kur’an-ı Kerim’de: "Ben cinleri ve insanları başka değil, (Beni bilip) Bana kullukta bulunsunlar diye yarattım." buyurarak, (Zariyat, 56) insan olarak yaratılışın, farklı donanımın en önemli gayesini vurgulamıştır.

Sadece Kendini Var Bilmek
“Kim var olup, kendini var bilip, Allah’ın varlığını unutursa yok olur, yoklukta kalır.”
“Var mısın candan, canandan geçmeye
Zehiri bal ile aynı anda içmeye var mısın?
Benlik padişahlığından sıyrılıp,
Rabbe kulluğa var mısın?”
Var mısın varlığını yok eylemeye
Birlikte hiçliğe yönelebilir misin?
Kendini bilmenin ilim olduğu sahillerde
Ummandan bir katre olmaya var mısın?”

Sadece ben varım demek, bencilliktir. Bencillik ise sadece kendini görmek, yalnız kendini düşünmek, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutmaktır. Bu, ben varım, ben yoksam toplum diye bir şey olamaz, bensiz toplum düşünülemez anlayışıdır.

Bu itibarla, “Ben varım, tekim, biricik ve emsalsizim” şeklindeki kalıplaşmış bencil davranışımızı, “sen de varsın, teksin, biricik ve emsalsizsin” tarzındaki gelişmiş insan olma yönüne çevirebilmeli ve sonuç itibariyle Biz varız’a gidebilmeliyiz. Aksi halde ben güçlü isem sen yoksun, sen güçlü isen ben yokum ifadesi, günümüz insan ilişkilerini tanımlar hale gelecek ve dolayısı ile insan hakları ihlâl edilmeye devam edecektir. O halde her birimiz, kendimiz ve biz’le barışmalı, “Bir nebze tümevarım; ‘ben’den başlayarak ‘biz’e varmalıyız.” Birbirimizin varlığına, var olma hakkına hak tanımalıyız.

“Ben de Varım” Diyebilmek…
"Eğer ben var olmak istediğim değilsem, istediğim, sözle değil, arzu ve tasavvurlarla da değil, fakat bütün kalbimle, bütün kuvvetimle, hareketlerimle istediğim değilsem, ben var değilim... Var olmak, istemek ve sevmektir." (Nurettin Topçu)

Bazen zor dönemlerimiz, hayattan bezdiğimiz anlar, yıkıldığımız zamanlar olur. Vadilerin ulaşılmaz kayalıklarında, asla göremediği güneşe, dokunamadığı suya inat yaşama tutunan vahşi bir zambağın yalnızlığına eşdeğer yaşanan gündelik çatışmaların çıkar ilişkilerinden sıyrılıp umuda tutunmak; yeniden ayağa kalkıp “ben de varım!” diyebilmektir.

Önemli olan, “Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" fikrini besleyici bir dava ahlâkına kaynak bir gençlik...” (Necip Fazıl Kısakürek) şuuruna sahip olabilmektir.

Önemli olan; anlık değil daima varım demek, senle her şeye varım diyerek sevgiyi ve dostluğu perçinlemektir.

Var olmak; hissetmektir, duymaktır, kalbiyle anlamaktır.
Varım, yokum.
“Dünyada iyiliğe, güzelliğe ve sevgiye dair ne varsa ben orada varım; kötülüğe, çirkinliğe, savaşa dair ne varsa ben orada yokum.”

Varım
• Şükretmeye,
• Sevgiye, kardeşliğe, paylaşmaya,
• Vatan için ölmeye,
• Dürüst ve düzgün insan olmaya,
• Dostluğun ve dostların değerini bilmeye,
• Umutsuzluğa kapılmamaya,
• Üretmeye, hizmete,
• İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım eli uzatmaya,
• Sorumluluk sahibi olmaya,
• Çevremi temiz tutmaya ve bütün güzelliklere
Varım.
Varımı var eden tüm varlıkların yaratıcısı Allah’ım! Varlığım yoluna feda olsun.
Yokum
• İkiyüzlülüğe,
• Yalana ve yalancılığa,
• Gıybete, iftiraya ve dedikoduya,
• Bağımlılığa,
• Gösterişe ve hasete,
• Şiddete,
• Dinlemeden, düşünmeden yargılamaya,
• Savurganlığa ve israfa,
• Bencilliğe ve kibire,
• Tembelliğe ve bütün çirkinliklere
Yokum.
Yokum dediğim her şeyden uzak durma kararlılığı bahşeyle Allah’ım!