Makale

Konu: İslam'ın öngördüğü Müslüman modeli

Konu:
İslam’ın öngördüğü Müslüman modeli


Dr. Muhlis Akar
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

I. Plan
Kur’an’da öngörülen Müslüman modelinin temel nitelikleri
Hadislerde öngörülen Müslüman modelinin temel nitelikleri
II. İşlenişi
“İslam’ın Öngördüğü Müslüman Modeli” adıyla hazırlanacak vaaza öncelikle ilgili ayet ve hadisleri bir araya getirerek başlanabilir. Daha sonra tespit edilen ayetlerin tefsirlerinden, hadislerin de şerhlerinden yararlanılarak İslam’ın istediği örnek ve model Müslümanların hangi özelliklere sahip olmaları gerektiği ortaya konulur. Ayrıca Rasulüllah’ın hayatından ve diğer örnek şahsiyetlerin yaşantılarından da bölümler aktarılarak konunun daha iyi ve net anlaşılması sağlanabilir.
III. Özet sunum
İslam dininin temel iki kaynağı olan Kur’an ve onun hayata uygulanmış şekli olan Sünnet ideal bir mümin tipi çizer ve muhataplarına böyle bir şahsiyet kazanmalarını sağlayacak bir dizi ilke ve davranış önerir. Zaten Kur’an’ı bizlere ulaştıran Allah Rasulü’nün hayatı da Kur’an’da öngörülen model insanın ta kendisidir. Hz. Aişe validemizin ifadesi ile “Onun ahlakı, Kur’an ahlakıdır.” O halde Kur’an ve sünnete muhatap olan her mümin, “Yüce Allah benim nasıl bir insan ve Müslüman olmamı istiyor?” sorusuna cevap arayarak Kur’an ve sünnetten gerekli prensipleri öğrenir ve hayatına tatbik ederse, o zaman İslam’ın öngördüğü bir insan ve kâmil bir mümin olur.
IV. Konu ile ilgili bazı ayetler
Şu ayetlerden Kur’an’ın tanımladığı insan ve Müslüman tipini öğrenebiliriz;
“Müminler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. İşte onlar gerçekten müminlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. (Enfal, 8/2-4.)
Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler. Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler. İşte bunlar vâris olanların ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır. (Mü’minûn, 23/1-11.)
Konu ile ilgili ayrıca şu ayetlere de bakılabilir:
Bakara, 2/ 43-44, 177; Âl-i İmran, 3/103-104, 118, 134-135; Nisâ, 4/135; Mâide, 5/8; 90-92; A’râf, 7/55-56, 205; Tevbe, 9/71-72; R’ad, 13/22; Nahl, 16/ 125; İsrâ, 17/ 26-27, 32-38; Furkan, 25/63-77; Kasas, 28/54; Lokman 31/13-19; Fussılet, 41/34; Hucurat, 49/ 6-12.
V. Konu ile ilgili bazı hadisler
Müminin kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyleri terk eder:
Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulüllah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.” (Tirmizî, Zühd 11; Ayrıca bk. İbn Mâce, Fiten 12.)
Mümin insanlarla iyi geçinir:
Ebu Zer Cündeb İbni Cünade ve Ebu Abdurrahman Muaz İbni Cebel (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulüllah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Nerede ve nasıl olursan ol, Allah’tan kork. Kötülük işlersen, hemen arkasından iyilik yap ki, o kötülüğü silip süpürsün. İnsanlarla güzel geçin!” (Tirmizî, Birr, 55.)
Mümin dosdoğru olmalıdır:
Ebu Amr (veya Ebu Amre) Süfyan İbni Abdullah (r.a.) şöyle dedi: Ya Rasulellah! Bana İslamı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim, dedim. Rasulüllah (s.a.s.): “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdu. (Müslim, İmân 62; Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 61; İbn Mâce, Fiten 12.)
Mümin nimete şükreder, belaya sabreder, Allah’a dayanıp tevekkül eder:
Ebu Yahya Suheyb İbni Sinân (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasul–i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Müminin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece müminde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd 64.)
Mümin kardeşlik hukukunun gereğini yerine getirir:
Ebu Hüreyre (r.a)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Birbirinizle hasetleşmeyiniz. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz. Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki; Takvâ buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka Müslümana haramdır. ” (Müslim, Birr 32.)
V. Verilebilecek mesajlar
Kur’an ve sünnette öngörülen Müslüman kişi;
Allah’a ortak koşmaz, O’na karşı kulluk görevini hakkıyla yerine getirir. Anne ve babasına ihsanla muamele eder.
Huşû ile namazını dosdoğru kılar, zekatını verir, iyiliği emreder, kötülükten nehyeder ve bu uğurda başına gelenlere sabreder.
Yersiz bir gurura kapılarak insanlara üstünlük taslamaz, böbürlenmez, davranışlarında dengeli ve ölçülü olur. Boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirir. Sürekli arınma çabası içinde olur.
İffetini korur, mahrem yerlerini haramdan sakınır, zina yapmaz, içki içmez, uyuşturucu maddeleri kullanmaz, kumar oynamaz.
Emanete riayet eder, sözleşmelerine sadakat gösterir yapmayacağı şeyleri söylemez, işlerini istişare üzere yapar. Allah’ın dokunulmaz ve haram kıldığı bir cana haksız yere kıymaz, kimseyle alay etmez, ayıp ve kusur aramaz, kötü lakap takmaz.
Yetim malı yemez, kimseye haksızlık yapmaz. Bilmediği şeyin peşine düşmez, bilmediği konuda fikir beyan etmez; zandan/spekülasyon yapmaktan sakınır, insanların gizli hallerini araştırmaz, gıybetini yaparak arkasından çekiştirmez.
Her konuda adildir, hakkı ve adaleti ayakta tutar. Kendisinin ve yakınlarının aleyhinde bile olsa yalan yere şahitlik etmez, boş söz ile karşılaştığında oradan vakar ile geçip gider. Kötülüklere karşı en güzel bir tarzda mücadele eder; kötülükleri iyilikle savar; insanları güzel öğütle ve hikmetle Allah’ın yoluna davet eder.
Hayır işlerinde, iyilik ve takva üzere yardımlaşır, düşmanlık üzere yarış ve dayanışma içerisinde olmaz. Yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara yardım eder, harcadığında ne israf, ne de cimrilik eder.
İyi niyetlidir; inancında, düşüncesinde, söz, iş, icraat ve ibadetlerinde samimidir. Her türlü hurafe ve batıl inanışlardan uzaktır. İbadetlerinde ve hayır-hasenatında devamlıdır.
Günah ve hatalarında ısrarcı değildir. Günah işlediğini ya da hata yaptığını anladığında derhal yaptıklarından tevbe eder.
Güzel ahlâk sahibidir. Elinden ve dilinden kimseye zarar gelmez. Her yönüyle güven ve emniyet insanıdır.
Duyarlıdır; başkalarının acı ve ıstıraplarına karşı duyarsız kalmaz. Kardeşlik hukukuna riayet eder, bütün Müslümanları kardeş bilir.
Kazancını helal yollardan temin etmeye özen gösterir, haksız kazanca yönelmez, helal ve meşru ölçülerin dışına çıkmaz.
VI. Yararlanılabilecek diğer bazı kaynaklar
İzzeddin Belik, Ayet ve Hadislerle İslâmî Hayat I-IV (Terc. Vecdi Akyüz; Salim Öğüt; Mehmet Erdoğan), Hikmet Neşriyat.
İsmail Lütfi Çakan, İyi Müslüman, Diyanet Vakfı Yay.
M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyazü’s-Salihîn, Terceme ve şerhi: Erkam Yay., İst., II, 285 vd.