Makale

İletişim süreç ve tekniklerinin dinî iletişim açısından önemi

İletişim süreç ve tekniklerinin dinî iletişim açısından önemi


Doç. Dr. Abdülkerim Bahadır
Selçuk Üniv. İlahiyat Fak.

İnsanları derinden ve kalıcı olarak etkileyen fikir, ideoloji ve dinlerin ardında sistematik, bütüncü ve güçlü iletişim süreçleri hâkimdir. Nitekim peygamber, filozof, ideolog, ya da kahramanlardan günümüze yansıyan başarı örnekleri, onların sıra dışı güçlü bir iletişim yeteneğine sahip olduklarını tescillemektedir. Günümüzde din görevlileri hem dinin temsilcileri olarak kabul edilmeleri, hem de tebliğ merkezli görevleri bakımından iletişim sorunuyla en fazla yüz yüze gelen kesimlerden birini teşkil etmektedir. Konuya “kaynak-ileti-kanal-hedef” şeklinde sıralanan iletişim süreç ve teknikleri ile dinî iletişim ilişkisi açısından yaklaştığımızda karşılıklı eşleştirmelerden hareket edebiliriz.
1-Kaynak/gönderici-Din görevlisi: Din görevlisi ya da din tebliğcisinin insanlar karşısındaki konumu, iletişim süreçlerinden “kaynak”a karşılık gelir. Nasıl ki hedefe ya da alıcıya gönderilecek iletinin kalitesi, kaynağın nitelikli ve kaliteli olmasına bağlıysa, din görevlisinin iletmek istediği dinî mesajın gereği gibi muhatabına ulaşması, onun birtakım özel-kişisel niteliklere sahip olmasına bağlıdır.
Din görevlisi, hem psikolojik hayatıyla, hem fiziksel görünüşüyle, hem de sosyal ilişkileriyle dinini temsil edebilecek bir donanıma sahip olmalıdır. Bu çerçevede o, her şeyden önce düşünce, tutum ve davranışlarıyla topluma iyi bir örnek olmalıdır. Karakterin gelişip olgunlaşmasını sağlayan dinî-ahlaki değerler, öncelikle din görevlisinin kişiliğinde yansıma bulmalıdır. Başka bir ifadeyle o, duruşu, sözü ve özüyle bir olmalıdır. Din görevlisi; vücut bakımı, görünüş ve kıyafetleri bakımından Allah’ın huzurunda bulunurcasına dikkatli ve hassas davranmalıdır. Saçı, sakalı, kullandığı her türlü giyim eşyasından tercih ettiği kokuya kadar her yönüyle diğer insanları rahatsız etmemeli, sempatilerini çekebilmelidir. Sosyal ilişkilerinde din görevlisi, durma göre lider, arkadaş, sırdaş veya kardeş rolünü üslenebilmelidir. Hangi koşullarda olursa olsun adaletli, sorumlu, paylaşımcı, merhametli, özverili ve yardımsever olmalıdır.
2- İleti-dinî mesaj: Dinî, ahlaki mesajlar, iletişim süreçlerinden “ileti”ye karşılık gelir. Din görevlisi, her şeyden önce görev alanını temsil edebilecek tatminkâr bir dinî bilgi birikimine sahip olmalıdır. Sorulabilecek her türlü soruya dinin cevabını sunabilecek ölçüde başta Kur’an ve hadis olmak üzere dinî, ahlaki mesajlardan haberdar olmalıdır.
İletişiminde yerel örf ve geleneklerden habersiz davranmamalı, dinî mesajın en doğru anlaşılmasında hikâye, kıssa, şiir gibi yerel ve sanatsal anlatım tarzlarını kullanabilmelidir. Aynı şekilde o, günceli takip etmeli, ilahî mesajın ve geleneksel değerlerin günümüz koşullarında anlaşılabilmesi sağlamak için kendini yenileyebilmelidir.
3- Kanal-din dili ve sunum tekniği: Kanal, iletişimde göndericinin alıcıya yolladığı iletiyi aktaran sözlü, yazılı ya da görsel aracılardır. Din görevlisi bunların her birinden yararlanabilmelidir. Dinî mesajı iletirken kullanılması gereken en önemli teknik “yüz yüze” iletim olmalıdır. Zira jest ve mimiklerin hâkim olduğu yüz yüze anlatımda din diliyle birlikte beden dili de devreye girmektedir. Beden dili, kelimelere yüklenen anlamın duygusal olarak da aktarılmasında son derece önemlidir.
Din görevlisinin kullanacağı sözlü ve yazılı dil, muhatabının seviyesine göre açık, anlaşılır ve etkileyici olmalıdır. Günümüzde gittikçe yaygınlık kazanan bilgisayar, medya oynatıcısı, TV, projeksiyon, slayt vb. görsel-işitsel araçlar; canlı ya da paket programlar, din görevlisinin insanlarla dinî iletişim sürecinde vazgeçilmezleri arasında yer almalıdır.
4- Hedef/alıcı-cemaat: Dinî iletişimde din görevlisinin hedefi, genel olarak tüm insanlar; özel olarak ise, görev sorumluluğunda bulunan cemaatidir. Etkili bir dinî iletişimde din görevlisinin dinî bilgi ve donanımı kadar, muhatabının temel nitelikleri hakkında bilgi sahibi olması da önemlidir.
Buna göre başarılı bir dinî iletişim için din görevlisi, hitap ettiği kişi ya da kitlenin yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzeyi, eğitim durumu gibi ayırıcı nitelikleri hakkında bilgi sahibi olmalı ve muhatabının durumuna göre iletişimini şekillendirebilmelidir. Alıcı, yani cemaat ya da hedef kitle, din görevlisinin sunduğu mesajı kastedildiği gibi doğru anlamalı ve kendini onda bulabilmelidir.
Burada dile getirilen hususlar kuşkusuz sadece din görevlisinin sorunu değildir. Dinî aktarımı amaçlamış her kesim, bu süreçleri dikkate almalıdır. Kuşkusuz dinin başarısı, büyük ölçüde tebliğcinin iletişim becerisine bağlıdır. Tebliğcinin becerisi ise, iletişim süreç ve teknikleriyle ilgili donanımına bağlıdır.