Makale

NAMAZ

ŞEÂİR

NAMAZ

Esma CAN

İbadetlerin şahı olan namaz, âdemoğlunda kir pas bırakmaz. Abdestle yıkanmış azalar, pak bir libas, pırıl pırıl bir seccade ve huzura durmaya hazır halis niyetle her daim tertemiz kılar insanı.

HER namaz taze bir soluktur, insanı yoran bu hız ve haz dünyasında. Günde beş kez sunulmuş bir fırsattır bunca hayhuyun arasından sıyrılıp, kendini bulabilsin ve hayatın anlamını yakalayabilsin diye. Vaktin zekâtı, nimetin şükrü, kalbin cilası olup hakikate açılan bir penceredir ki; karanlıkların aydınlanabilmesi için erdemin ve tefekkürün ışıkları süzülür içeri.
İbadetlerin şahı olan namaz, âdemoğlunda kir pas bırakmaz. Abdestle yıkanmış azalar, pak bir libas, pırıl pırıl bir seccade ve huzura durmaya hazır halis niyetle her daim tertemiz kılar insanı. Tadili erkâna uygun ve huşuyla eda edilen her namaz, boş arzulardan arındırıp manevi âlemde irtifa kazandırır. Günü boşa değil beşe ayırır, en verimli şekilde tanzim eder, öncelikleri fayda esasına göre sıralar. İradeyi kuvvetlendirir, bedeni disipline eder, zihni berraklaştırır. İki namaz arası işlediği küçük günahları affolunan mümin, dosdoğru kılmak şartıyla kurtuluşa erer.
Sahabenin büyüklerinden Hz. Ömer’e ‘’Namaz kılan ihtiyarı severim ama namaz kılan gence aşığım.’’ dedirtecek kadar sevimli. Makbuliyeti ise iyiliğe sevk edip kötülükten men etmesine bağlı. Öyle kuvvetli bir vecibe ki Müslüman ondan vazgeçemez, terk edemez, erteleyemez. En sıkıntılı hallerde, darda, zorda, yolda, savaşta, hasta yatağında dahi Rabbiyle irtibatını kesemez.
Büyüklerimiz, ‘’Namaz, insanı yolda koymaz.’’ diye tarif ederler ki kabirde kandil, sıratta yoldaş, mahşerde nur olur. Madem alnındaki secde izinden tanınacaksa mümin, nefes alıp verdikçe evvel vaktinde farzlarını yerine getirmeli, nafilelerle kendi derecesini yükseltmeye bakmalı. Önce namaz diyebilmeli ve namazı önceleyen evlatlar yetiştirebilmeli.