Makale

Avrasya Şurasının ardından...

SÖYLEŞİ

Avrasya Şurasının ardından...

Allahşükür Paşazade
Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı

Bugün dünyadaki islamofobya gerçeğine, İslam dünyasında Gazze’de vuku bulan hadiselere, Suriye’de dökülen gözyaşlarına, öldürülen çocuklara, Afganistan’da, Irak’ta gerçekleşen terör olaylarına ve o cümleden Kafkaslarda baş gösteren benzeri hadiselere biz din adamları olarak bigâne kalamayız. Bunların çözümü noktasında politikacılara yardımcı olmak bizim görevimizdir...
Bugün İslam dini açısından inkişaf çok iyidir. Sovyetler Birliği döneminde komünist rejim tarafından Müslümanlara başta mescitlerin yıkılması olmak üzere birçok konuda baskı yapıldı. Bugünlerde elhamdülillah bağımsızlığımızı elde ettikten sonra hem bizde hem de diğer Müslüman Türk devletlerinde mescitlerin sayısı çoğaldı ve insanlar mescitlere akın etmeye başladılar. Bununla birlikte söz konusu mevcut durum başka sorunlar ve ihtiyaçlar doğurmaya başladı. Din hadimleri yetiştirmek ve İslam’ı buralara gelen insanlara tebliğ etmek ve öğretmek için metotlar belirlemek, dinî kitaplar yayınlamak gibi birtakım konularda zorluklar yaşıyoruz. Bu noktada Türkiye’nin birikiminden istifade etmek istiyoruz.

İbrahim Şerif
Gümülcine Müftüsü

Avrasya coğrafyasındaki Müslümanlar olarak bizler yirmi yıl önce birbirimizi tanımıyorduk, birbirimizle görüşemiyorduk, birbirimizle konuşup anlaşamıyorduk. Bu coğrafyada birbirimizle tanıştık, görüştük, kucaklaştık ve karşılıklı gidip gelmeler yirmi yıldan beri devam ediyor. Sosyal hayattaki bu etkileşim dinî alanda da birbirimizi tanımamız, birbirimize yaklaşmamız ve kaybedilmiş olan ortak değerlerimizi arayıp bulmamız için bizlere bazı fırsatlar sunuyor. Biz aynı kültürün insanıyız, o kadar birbirimize benziyoruz ki, çok ince teferruatlara dikkat etmeden birbirimizi kendimizden ayırmamız mümkün olmuyor. Çünkü Balkan coğrafyasındaki insanların kültür kaynağı Osmanlıdan geliyor ve o insanların Osmanlı kültürünün güzelliğine hasret kaldıklarını görüyorum.
Batı Trakya Müslüman Türk halkının yüzde yetmişi Kur’an-ı Kerim’i aslından okumasını ve halkın yüzde doksan beşi ilmihal bilgisini bilir. Batı Trakya’da şu anda ekseriyeti Türkiye’den olmak kaydıyla her ailede hemen hemen üç tane üniversite mezunu var. Kültür seviyesi bu kadar yüksek, dinî duyguları, dinî bilinci ve dinî inancı bu kadar sağlam olan bir bölgede yaşıyoruz. İlkokul çocuklarımıza yönelik Kur’an-ı Kerim kursları düzenliyoruz. Bu kurslarda dinimizi öğretebilme adına Kur’an-ı Kerim’i aslından okumayı, ilmihal bilgilerini ve dilimiz Türkçe’yi de öğretiyoruz. Tabiatta hiçbir şey boşluk kabul etmez, boşluk hemen doldurulur, o yüzden öğrencilerimiz başka bölgelere okumaya gitmeden önce bu boşlukları biz doldurarak onları göndermek istiyoruz.

Elşad İskenderov
Azerbaycan Dinî Kurumlarla İş Üzre Devlet Komitesi Başkanı

Azerbaycan halkı yetmiş yıldan sonra dinini, imanını koruyup saklamış, inkişaf ettirmiş, bu da hakiki olarak bu dine sadakatten, bağlılıktan kaynaklanmıştır. Sovyetler dağıldığında 17 camisi olan Azerbaycan’ın bugün 1700 camisi var. Bu camilerde binlerce insan o sadakatin bereketini, faziletini bugün görmekte ve tatmaktadırlar.
Devlet düzeyinde bugün Azerbaycan’da bütün dinlerin inkişafı için güzel imkânlar mevcuttur. Bu başka kültürlerde, başka medeniyetlerde çok az rastlanan bir gelenektir. Bugün demokratikleşmeden dem vuran ve çok kültürlülüğün Avrupa’da yok olmasından endişe eden kuvvetler küresel sorunları çözmek için, bizim coğrafyamızda, bizim geleneklerimizde çok müspet örnekler bulabilirler.
Bu coğrafyada yaşayan insanların dayanışması bugün için elzemdir. Nerede, hangi Müslümanın hakkı çiğnenirse, sözde değil, özde dayanışma ve işbirliği göstermemiz çok mühimdir.
Bugün bizim insanlarımızın kalbinde dünyevi ilimler âlemi ile maneviyat âlemi bir arada bulunursa Avrasya’da ve Avrasya’nın merkezinde yer alan bütün İslam medeniyeti yeniden kalkınacak, parlayacak, yeniden ışığını ve adaletini çağımıza taşıyacaktır.

Ahmet Mete
Batı Trakya İskeçe Müftüsü

Minareden ezanı yüksek sesle okumaya izin vermeyeceksiniz, minarelerin yedi metreyi geçmemesi için baskı yapacaksınız, ondan sonra da din ve vicdan özgürlüğü var diyeceksiniz, yok… Biz içinde bulunduğumuz bu şartlarda çoluk çocuğumuza dinimizi öğretmeye çalışıyoruz. Çocuklarımızın yarıdan fazlası Türkiye’de okuyor. Biz çocuklarımıza din eğitimini camilerde veriyoruz. Çünkü okullarda küçük yaşlardan itibaren Hristiyanlık propagandasıyla karşı karşıya kalıyor çocuklarımız. Bunun için biz, ceza vermelerine rağmen, camilerimizde çalışmalarımıza devam ediyoruz.
O kadar zor şartlarda hayatımızı sürdürüyoruz ki biz ancak, Müslüman Türk halkının Müslüman ve Türk kimliğiyle varlığını devam ettirmesi için çaba harcıyoruz.

Süleyman Recebi
Makedonya İslam Birliği Başkanı

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Balkanlarda kurulan medrese, kütüphane gibi kurumların amaçları öncelikle Allah’ın rızasını kazanmaktır. Çünkü Müslümanlar arasında vakıfta bulunan birçok kişi vardı ve insanlar hayır yapmak istedikleri zaman öncelikle ilim alanını seçmekteydiler. Dolayısıyla Osmanlı yönetimi süresinde eğitim Balkan bölgesinde büyük bir gelişme kaydetmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun bu bölgeden uzaklaşmasıyla birlikte Müslümanlar yetim kaldı. Durumları çok kötüydü. Kendileri tek başına eskiden olduğu gibi ilmi yayabilme, kendi aralarında öğrenip öğretebilme gücüne ve olanağına sahip değillerdi. Özellikle vakıfları koruma konusunda sıkıntılar yaşadılar. Devletler farklı şekillerle ve sistematik olarak bu vakıfları ele geçirerek bunları dağıtmışlardır. Maalesef bu durum karşısında sabredemeyen Müslümanların bir kısmı Türkiye veya diğer ülkelere göç etmek zorunda kalmışlardır. Müslümanların elinde bulunan iki büyük kaynak olan ilim ve hikmet böylelikle zayıflamaya başlamıştır.

Naim Ternava
Kosova İslam Birliği Başkanı

Bugün Kosova’da Allah’a şükürler olsun 800 camimiz bulunmaktadır. Savaş sırasında 200 camimiz yıkıldı ve bunların içerisinde tarihi Osmanlı camileri de bulunmaktaydı. Allah’a şükürler olsun bizler yıkılan bu camileri restore ettiğimiz gibi 400 yeni cami yaptık. Kosova bildiğiniz gibi yakın geçmişte bağımsızlığını ilan etti. Ve şu an elimizde lise düzeyinde eğitim veren 5 camimiz bulunmakta. Savaştan sonra 4 tane dinî lise yaptık. 1 İslami külliye, fakülte inşa ettik. Şu anda bütün Kosova içerisinde anaokulları yayılmaya başladı, çocuklarımıza ilk önce bu anaokullarında dinî bilgi vermeye başladık. Ayrıca Kur’an kurslarımız var, hafızlar yetiştirmekteyiz.


Ravil Gaynuddin
Rusya Federasyonu Müftüler Konseyi Başkanı

Tarihî olarak Türkiye Müslümanları ile Rusya’da yaşayan Müslümanlar birbirlerini kendilerine yakın, kardeş hissetmişlerdir. Bu da mezhep birliği, kültür birliği ve diğer sebeplerden dolayı oluşmuştur. Yani şu anda da birbirine karşı saygı ve sevgi devam etmektedir. Biz onu içimizde hissediyoruz. Dolayısıyla biz hususen Diyanet İşleri Başkanlığını, umumen Türkiye’yi her zaman yanımızda hissettik. Şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı ile farklı alanda çalışmalarımız var. Kurumumuzla Diyanet İşleri Başkanlığı arasında protokol imzalandı. Eğitim ve sosyal ilişkilerde, her türlü konuda gerekli katkıyı Diyanet İşleri Başkanlığı sağlıyor. Mesela onlar içerisinde imamların yetiştirilmesi, İslam Ansiklopedisi’nin Rusça’ya tercüme edilerek Rus okullarına kazandırılması gibi konularda şu anda birlikte hareket ediyoruz.


Rifat Feyziç
Karadağ İslam Birliği Başkanı

1912 yılında Karadağ’daki Osmanlı zamanından kalan bütün medreseler kapatıldı. Ve biz tam 100 yıl sonra, 2012 yılında tekrar bir medrese yaptık ve açtık Karadağ’da. Birkaç ay önce ilk imam hatip lisesi veya ilk medrese mezunlarını verdik. 100 yıl aradan sonra medresenin adıyla, içindeki derslerle ve birçok şeyle o geleneği tekrar yaşattık. Karadağ Devletiyle İslam Birliği olarak biz bir protokol imzaladık. Karadağ’da İslam dini artık resmî bir din, devlet tarafından tanınan bir din olarak kabul ediliyor.
Sayın Prof. Dr. Ali Bardakoğlu hocamız Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadağ Cumhuriyetini ziyaret eden ilk Diyanet İşleri Başkanıydı. Mehmet Görmez Hocamız ile beraberdi o zaman. Bu ziyaret Karadağlıların biz Müslümanlara olan bakışını değiştirdi. Çünkü artık bunların arkasında bir devlet var, Türkiye var diyorlar.

Talat Tacedin
Rusya Federasyonu Merkezi Dinî İdare Başkanı

Dünya medeniyet tarihine baktığımızda İslamiyet’in bilimsel, kültürel, sosyo-ekonomik gelişmede önemli bir yeri olduğunu görüyoruz. Dinimiz İslamiyet, kitabımız Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin sünneti ve atalarımızdan gelen ahlaki miras Avrasya’daki Müslümanların bilgeliğinin temellerini oluşturmuştur. Bu da halklarımızın medeni anlamda gelişmesinde önemli bir katkı sağlamıştır. Kuşkusuz günümüzde de bize Rusya gerçekleri ışığında, dünya çapında bir görev verilmiş durumda. Bu miras kapsamında İslam ümmetinin potansiyelini kullanmak suretiyle ileride de hayatın bütün alanlarında başarılı olmak zorundayız.

İnsan etnik kökenine bakılmaksızın Allah’ın yarattığı en yüce varlıktır. Bütün insanların bir arada yaşama erdemini nesilden nesile aktarmamız gerekiyor. Kur’an-ı Kerim bizi buna davet ediyor…
Bizim manevi değerlerimiz, ortak değerlere bağlılığımız, kardeşçe ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunuyor. Manevi, ahlaki bağlantıları güçlendiriyor. Karşılıklı işbirliği ufuklarını geliştiriyor, dinî kuruluşlar arasında iletişim kurulmasını sağlıyor. Aynı şekilde dinî eğitim veren kurumlar arasında işbirliğini geliştiriyor.

Dr. Mustafa Aliş Hacı
Bulgaristan Başmüftüsü

Komünist dönemde Bulgaristan’da Müslümanlar çok büyük zulüm ve baskılara maruz kaldılar. Komünizmin çöküşünden sonra ise Müslümanlar tekrar dine yöneldiler, ancak komünizmin çöküşü bizi çok hazırlıksız yakaladı. Buna rağmen yirmi sene zarfında Allah’a şükür yavaş da olsa yeni yeni hocalarımız yetişti, camilerimizin sayısı gün geçtikçe arttı. Din eğitimi noktasında da güzel gelişmeler var. Türkiye’deki imam hatiplere tekabül eden ilahiyat liselerimiz var. Dinimiz İslamiyet, kitabımız Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin sünneti ve atalarımızdan gelen ahlaki miras Avrasya’daki Müslümanların bilgeliğinin temellerini oluşturmuştur.

Osmanlılar medreseleri ve onları ayakta tutacak olan vakıf mallarını geliştirmişler. Biraz geçmişimize bakarak, biraz tarihimizi inceleyerek ecdadımızın karşılaştığı problemlerden dersler çıkartarak, biz de aynı şekilde bugün problemlerimizi çözebiliriz. Bulgaristan’da Osmanlı döneminden sonra ve özellikle 1878 Rus-Osmanlı savaşından sonra veya 93 Harbi dediğimiz harpten sonra çok sayıda Müslüman kalmıştır. Bulgaristan devleti her ne kadar geride kalan bu Müslümanlardan kurtulmaya çalışmışsa da bir sonuca ulaşamamış ve Müslümanlar bu topraklarda varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Varlığını devam ettirmek için elbette ki Osmanlı döneminde olduğu gibi eğitim müesseselerini ayakta tutmaya çalışmışlardır.

Romas Yakubaskas
Litvanya Müslümanları Müftüsü

Bizler Müslüman bir azınlığız. Ancak unutmayalım. Her ne kadar biz ülkelerimizde azınlık olsak bile bu bölgelerde, bu coğrafyalarda yüz yıllarca kalmış topluluklarız. Bizde şu an tam dokuz azınlık grubu veya dinî grup var diyebiliriz. Farklı dinlere mensup bu insanlar gerçekten de beraberce yaşayabilmektedir. Litvanya’nın Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazanmasından sonra bağımsızlıktan önceki kazanımlarımızı tekrar elde etmek için birtakım girişimlerde bulunduk ancak bu yolda çok da fazla ilerleme kaydettiğimizi söyleyemeyiz.

Allah’ımıza şükürler olsun şu an tam dört camimiz güzel bir şekilde restore edildi. Kapılarını ibadet eden Müslümanlara açmış bulunmakta, ancak başkentimizde halen camimiz yok. Bizler yakın geçmişte bir merkez bina satın aldık ve inşallah bu merkez bina Müslümanların bir araya gelmesi için güzel bir mekân olacaktır. İçerisinde bir mescit bulunmasını düşünüyoruz. Dinî kitaplarımızı Rusçaya çevirerek farklı balkan ülkelerine dağıttık. Yine ilk defa Litvancada dinî kitaplar yazdık ve yayınladık. Kur’an-ı Kerim’in Litvanca tercümesi konusunda yapılan çalışmalarda bizzat kendim de bulundum.