Makale

Bireyin Kendini Gerçekleştirmesi

Bireyin Kendini Gerçekleştirmesi

Dr. Mustafa Koç
Vaiz
Orhangazi Müftülüğü/Bursa

Benlik psikolojisinde önemli bir teknik kavram olan kendini gerçekleştirme; yetenekler, hedefler, yetiler de dahil olmak üzere bireyin benlik ve kişiliğinin bütün yanlarının dengeli ve uyumlu gelişimi ile yapısal ve kişisel potansiyellerin gerçekleştirilmesini ifade eder.

Benlik psikolojisi literal araştırma konularının merkezinde yer alan kendini gerçekleştirme olgusu, birçok tedavi yaklaşımında merkezi bir öneme sahiptir. Adı geçen kavramın bugün özellikle popüler psikoloji literatüründeki kullanımında ise, kişisel gelişim bağlamında ele alınıp değerlendirildiği görülmektedir.

Kişisel gelişim bağlamında yaklaşıldığında; her bireyin kişisel yaşam döngüsünün, onun kendini gerçekleştirme yolunda attığı adımlardan oluştuğunu söylemek yanlış olmaz. Dolayısıyla birey, nasıl yaşıyorsa aynı zamanda yaşadığı şekilde kendini ‘ifade ediyor’ demektir. Söz konusu durum şu şekilde örneklendirilebilir: Hedefinin ne olduğu belirsiz bir kişi, her gün televizyon başında saatlerini harcayarak tercihini bu yönde kullanmaktadır. Hedefi olan ve bu hedefe ulaşmak için çaba gösteren biri de kendini o hedefe yaklaştıracak durumlara ve bireylere yönelirken, hedefinden uzaklaştıracak ortamsal durumlardan da özenle kaçmaktadır.

Bireyin yaşamı, kendisi tarafından çizilen bir resim tablosu gibidir. Dolayısıyla fırça bireyin kendi elinde ve bu resimdeki birbirinden farklı renk ve şekilleri çoğunlukla kendi yaşamsal tercihleri doğrultusunda yine kendisi oluşturur. Bu yönüyle aslında herkes kendi hayatının ressamıdır. Çizimleriyle de kendisini ifade eder. Şayet birey, yoğun olarak karamsar bir psikolojik derinliğe sahipse, olumsuz inançları çoksa, genellikle siyah ağırlıklı bir resim ortaya çıkaracaktır. İşte bu noktada; ‘ben çok başarısızım, hiçbir şeyi beceremiyorum, kimse bana değer vermiyor’ gibi inançları varsa yine de kendisini bu olumsuz inançlarına rağmen, değiştirip geliştirebileceğine inanırsa daha önce çizmiş olduğu bu siyah ağırlıklı renk, öncelikle griye, daha sonra da tonu açılarak beyaza doğru bir değişim gösterebilir.

Bireyin kendisi hakkındaki düşüncelerinin gerçeğe dönüşebilme noktasında bilinçaltı yoğun bir gayret gösterebilir. Nasıl inanırsa, yaşamında karşılaştıkları da bu inançlarını bütünleyici olarak karşısına çıkabilir.

Dış dünyadaki önlerine çıkan bir engelde, bireyler verdikleri kişisel tepkilerle kendilerini gösterirler. Farklı tepkilerin ortaya çıkması olayların algılanışı, tanımlanması ve yorumlanmasına bağlıdır. Birey herhangi bir olayla karşılaştığında, olayın bir gerçeği bir de kendisinin ona yüklediği anlam vardır. Bireyin nasıl davranacağını ise olaya yüklediği anlam belirler. Dolayısıyla bireyin bilişsel şemasında yanlış algılarının oluşması, kendini değerlendirme sürecinde ciddî sıkıntılara ve çatışmalara da neden olabilir.

İşte gelinen bu noktada “kendini gerçekleştirme” yolunda atılması gereken ilk adım, bireyin kendini tanımasıdır. Bunun için yeterliliklerini, kişilik özelliklerini, güçlü ve zayıf yanlarını bilmesi gereklidir. Burada bireyin kendisini tanıması, doğru soruların sorulması ve gelen cevapların iç dünyasında onaylanmasıyla başlayan dinamik bir süreci ifade eder.

Kendini gerçekleştirmeyle ilgili herkes, kendini bir birey olarak gerçekleştirmeye çalışırken zamana ihtiyaç duyar. Dolayısıyla bireyin, kendini gerçekleştirebilmesi için, bilinçli olarak yoğun ve disiplinli bir çalışma, çevresinin farkında olma, olaylar karşısında sorumluluk alabilme ve yaşanılan hoşa gitmeyen durumlardaki kendi katkısını görerek bunları düzeltme yoluna gidebilmesi gerekir. Kısaca birey, kendini tanıma ve gerçekleştirme yolunda ilk barışı yine kendisiyle yapacaktır. Söz konusu uzun-ince yolda ilk ulaşacağı varlık da yine kendisi olacaktır. Eğer birey, kendisini tanımaz ve bilmezse diğer bildiklerinin doğruluğunu kavramakta zorlanacaktır. Unutulmamalıdır ki, gerçek arayış içinde olanlar, aslında kendilerini arayanlardır. O halde Türk toplumuna rol model olarak din hizmeti veren din görevlileri başta olmak üzere kendini bulma yolunda uzun-ince bir kutsal yolculuğa çıkan herkes, bu yolculuğun ilk ve son durağının kendileri olduklarını bilmelidirler.