Makale

Eskişehir'de sosyal hayatın merkezi Kurşunlu Camii ve Külliyesi

Camilerimiz
Cevat Akkanat

Eskişehir’de sosyal hayatın merkezi
Kurşunlu Camii ve Külliyesi

Eskişehir, Malazgirt Savaşı’ndan kısa bir süre sonra, 1074’te Türk beldesi olmaya başlamış, bundan bir asır sonra 1176’da ise II. Kılıçarslan’ın Manuel Komnenos’u mağlup etmesiyle Anadolu Selçuklu Devleti’nin eline geçmiştir. O dönemde bir uç şehri olarak karşımıza çıkan Eskişehir, 13. yüzyıl içinde meydana gelen Babaî isyanı (1240) ve Moğol istilası gibi siyasî olayların etkisiyle, şeyh ve dervişleri öncülüğünde ve kitleler halinde Batı Anadolu’ya göç eden Türkmenlerin yurdu olmaya başlamıştır.

Söz konusu gelişmelerin akabinde Eskişehir’de dinî mimarînin hızla kurulduğunu görürüz. Bu anlamda, cami, mescit, türbe, zaviye, han, kervansaray, hankah gibi İslâm medeniyeti dairesindeki yapıların inşası için, 13. yüzyıl ortalarından itibaren, devlet adamları ve varlıklı kimseler tarafından, zengin akarları olan vakıflar kurulmaya başlanmıştır. Seyyid Abdullah, Ak Doğan, Devlethan ve Ahi Ömer zaviyeleri, Kırşehir valisi Emir Nureddin Caca Bey’in vakıflarla desteklediği Alaeddin Camii ve fiehabeddîn Ebu Hafs es-Sühreverdî Zaviyesi gibi dinî ve sosyal yapılar bu çerçevede Eskişehir’de görülen dikkate değer Selçuklu eserleridir.

Eskişehir’de tarihî camiler…

Eskişehir’deki bu İslami kuruluş süreci sonraki asırlarda da devam edecektir. Bu noktada, sözü konumuzla bağlantılı olarak camilere getirecek olursak, bugün Eskişehir ve civarında tarihî öneme sahip yapıları şöyle sıralayabiliriz. fiehir merkezinde Alaeddin Camii (1262), Kurşunlu Camii ve Külliyesi (1525), Günyüzü’nde Gecek Ulu Camii (1175), Mihalıççık’ta Çalı Köyü Camii (Anadolu Selçukluları dönemi), Seyitgazi’de Seyyid Battal Gazi Külliyesi (13. yy), Bardakçı Köyü Camii (1336), Sivrihisar’da Ulu Camii (1274), Hoşkadem Camii (13. yy), Kurşunlu Camii (1343), Hazinedar Mescidi (13. yy), Kılıç Mescit Camii (12. yy), Mülk Köyü Türbeli Mescidi (12. yy), Hamam Karahisar Camii (13.yy)…

Yukarıdaki listeden de anlaşılacağı üzere yöredeki tarihî camilerin çoğunluğu, 12 ila 14. yüzyıllara tarihlenmektedir. Dinî mimari bakımından Eskişehir’de önemli bir durak da 16. yüzyıldır. Zira, bizim burada ele alacağımız Kurşunlu Camii ve Külliyesi bu yüzyılın ilk çeyreğine tekabül etmektedir ki, gerek tarihi değeri, gerekse yapısal özellikleriyle ilgi odağı olmayı hak etmektedir.

Çoban Mustafa Paşa’nın vakıf eseri…


Kurşunlu Külliyesi, Eskişehir merkez Odunpazarı ilçesinde, tarihî “Paşa Mahallesi”ndedir. Bu mahalle, adını külliyenin banisi vezir Mustafa Paşa’nın ismine atfen, Kanuni Sultan Süleyman devrinde almıştır.

16. yüzyılın meşhur vezirlerinden olan Mustafa Paşa, “Çoban”, “Gazi”, “Boşnak”, “Damat”, “Mısırlı”, “Polak”, “Koca Lala” ve “Melek” gibi lakaplarla tanınmaktadır. Yavuz Sultan Selim (1512-1520) ve Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemlerinde önemli devlet görevlerinde bulunmuştur. Aslen Bosnalı veya Arnavut olduğu sanılan Mustafa Paşa, Yeniçeri Ocağı’na devşirme olarak alınmış, sarayda yetişerek vezirliğe kadar yükselmiştir. 1529’da ikinci kez vezirlik yaparken İstanbul’da vefat etmiştir. Mezarı, kendi adına inşa ettirdiği en büyük vakıf eseri olan Gebze’deki külliyenin içindedir. Yavuz Sultan Selim’in kızlarından Hafsa Sultan ile evlenen Paşa, hayırsever bir şahsiyet olarak birçok vakıf eseri inşa ettirmiştir. Onun eserleri arasında Gebze ve Eskişehir’de birer menzil külliyesi, Svilengrad’da Mustafa Paşa Köprüsü (Cisr-i Mustafa Paşa), Edirne- Söğütlüdere’de bir köprü, Seyidgazi, Galata ve Boğazkesen’de sıbyan mektepleri ve Edirne’de han ve hamamlardan oluşan eserler yer almaktadır. Mustafa Paşa bu eserler için Anadolu ve Rumeli’de çeşitli menkuller ve gayr-i menkuller vakfetmiştir.

Mustafa Paşa’nın vakıf eserlerinden olan Kurşunlu Külliyesi, cami, yirmi hücreli bir zaviye, Sıbyan Mektebi, tabhane, mutfak, odun deposu, fırın, imaret, düşkünler evi, çeşme, iki kervansaray ve şadırvandan oluşmaktadır. Ayrıca Mevlevî şeyhlerine ait iki türbe de yer almaktadır. Külliyenin merkezinde cami yer alır. Diğer unsurlar doğu, güney ve batısında “U” düzeninde sıralanmışlardır. Arazinin durumundan ötürü külliye binaları arasında kod farklılığı vardır. Ayrıca, duvarlarla birbirine bağlanan bu unsurlar aynı zamanda bir avlu oluşturmaktadırlar. Buna göre, caminin doğusunda Sıbyan Mektebi; batısında imâret (yemekhane) ve mutfak; kuzeybatısında büyük kervansaray (han); güneybatısında tabhane (misafirhane, küçük kervansaray) güneydoğusunda asitane (zaviye, hanigah, Mevlevî tekkesi) ve Mevlevî meşâyihine ait türbe (hâmuşân); kuzeyinde ise şadırvan yer almaktadır. Külliyenin kuzey girişinin sağındaki çeşmenin külliye vakfiyesinde kayıtlı olan çeşmeyle ilgisi belirlenememiştir. Kuzeydeki şadırvan ise 1960’lı yıllarda yapılmıştır. Külliye avlusunun dış çevreyle irtibatı her bir kenardaki kapılar vasıtasıyla sağlanmaktadır.

Külliyenin Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan 1526 tarihli vakfiyesine göre, büyük kervansaray hariç, yapıların tamamı vezir Çoban Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Külliyenin inşasıyla ilgili diğer bir belge, caminin giriş kapısı üzerindeki kitabedir. Dikdörtgen mermer üzerine kabartma olarak üç satır halinde celî sülüs ile yazılmış olan bu kitabede (mealen) “Bu mübarek yapı, övülmeye layık olan Yüce Allah’ın rızası için, asrın ve devrin meliki, vaktin ve zamanın Süleyman’ı (Allah onun devletini ebedi ve sürekli kılsın, yardımlarıyla mutluluğunu artırsın) ve onun veziri, mülkünün dirayetli yöneticisi, dönemin Âsaf’ı ve zamanın yüce kişisi Mevlana Mustafa Paşa (Allah onun mutluluğunu daim kılsın) zamanında tamamlandı. Ve tarih geldi; benden yeni bir hayır” yazılıdır. Kitabenin sonundaki “Benden yeni bir hayır” (“Minnî hayrun cedîd”) ibaresi ebced hesabına göre hicrî 931/ m. 1515’e tekabül etmektedir. Fakat kitabede Kanûnî Sultan Süleyman’dan ve Çoban Mustafa Paşa’nın vezirliğinden bahsedilmektedir. Bütün bu verilere göre, Kurşunlu Külliyesi’nin inşasını 1515-1526 tarihleriyle sınırlandırmak gerekir.

Kurşunlu Külliyesi’nin mimarı belirlenebilmiş değildir. Bu konuda Mimar Sinan’ın adı geçse de, onun eserlerinin listesini veren Tuhfetü’l-Mi’mârîn’deki kayıt sadece kervansarayla ilgilidir. fiu halde, eserin Mimar Sinan’dan önceki başmimar Acem Ali dönemine ait olduğu, hatta bizzat Acem Ali’nin eseri olabileceği düşünülmelidir.

Kurşunlu Camii’ne yakın plan…
Adını, kubbesinin kurşunla kaplı olmasından alan cami, kesme taş malzemeyle inşa edilmiştir. Osmanlı mimarisindeki tek kubbeli camiler planına sahiptir.

Camiye mukarnas başlıklı altı mermer sütunun taşıdığı ve sivri kemerlerle birbirine bağlı beş bölümlük bir son cemaat yerinden geçilerek girilir. Bu son cemaat yeri cami kitlesinden iki yana taşırılmış olup üstü pandantifli beş küçük kubbe ile örtülüdür. Kemerler, beyaz ve kırmızı renkli kemer taşlarının atlamalı bir şekilde dizilmesiyle oluşturulmuştur. Kubbelerin içleri kalem işleriyle bezenmiştir.

Son cemaat yerinin ortasındaki giriş kapısı hafifçe içeri çekilmiş, basık kemerlidir. Camiin yukarıda bahsettiğimiz kitabesi bu kapının üzerindedir. Harime geçişin hemen üzerinde ise mekâna sonradan eklenmiş olan ahşaptan yapılmış kadınlar mahfili bulunmaktadır. Kadınlar mahfilinin arka duvarında, dikdörtgen şeklinde bir taş çerçeve içine hatt-ı tâlik ile işlenmiş “Ya Hazreti Mevlâna” yazısı yer almaktadır.

Kare planlı harim,14.90x14.90 m. ölçüsündedir. Bu mekân tromplarla geçişi sağlanmış sekizgen kasnak üzerine oturan merkezî bir kubbeyle örtülmüştür.

Caminin içi her bir yanda, düz atkılı, dikdörtgen ikişer alt ve bunların her birinin yukarısındaki sivri kemerli ve alçı şebekeli ikişer üst pencereyle ve kubbe kasnağı altında dört yönde birer pencere ile aydınlatılmaktadır.

Harimin süslemesinde sadece kalem işine yer verilmiştir. Kırmızı, mavi, sarı, siyah ve beyaz renklerde kale işi süslemeler mekânın çeşitli birimlerine uygulanmıştır. Sözgelimi pencere kenarları bir şerit halinde, bütünüyle bu süslemelerle çevrelenmiştir. Kubbe ve tromplar da aynı şekilde bezenmiştir. Burada rumi ve palmet motifleri ve kıvrık dallar boş yer bırakmamacasına tüm yüzeyleri kaplamıştır.

Kurşunlu Camii mihrabı dikdörtgen bir çerçeve içerisinde mukarnaslı çokgen bir niş şeklindedir. Yağlı boyayla mermer taklidinde boyanan mihrap geç devir kalem işleriyle bezenmiştir. Pencerelerin çevresini kuşatan süslemeler mihrabın etrafına da uygulanmıştır. Mukarnas kavsaralı olan bu mihrabın köşeliklerinin üstünde birer Mevlevî sikkesine yer verilmiştir. Camiin minberi ise mermerdendir.

Kuzeybatı köşedeki minare tek yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Taş kaide üzerinde yükselen minarenin şerefesi beyaz mermerdendir.
Kurşunlu Camii ve Külliyesi çeşitli dönemlerde onarımlara tabi tutulmuştur. Bunlardan bazıları 1832, 1955, 1962 ve 2006-2009 yıllarında olanlardır.
Eskişehir’de Mevlevîliğin merkezi…

Mevlevîlik üzerinde araştırma yapanlar bu cereyanın Eskişehir’deki gelişimiyle Kurşunlu Külliyesi arasında bir bağ kurarlar. Külliyenin banisi olan Mustafa Paşa’nın Mevlevî olduğu, külliyeyi oluşturan unsurlardan asitanenin uzun dönem Mevlevî tekkesi olarak kullanıldığı, bir dönem (1855’ten itibaren) camide semaların yapıldığı, başta camii olmak üzere mevcut külliye mekânlarında (bir kısmını yazımız içinde de belirttik) Mevlevîliğe ait unsurların ve sembollerin bulunduğu, bazı resmî vesikalarda bu doğrultuda kayıtların yer aldığı göz önüne alınırsa, söz konusu bağların doğruluğu ispatlanır. Bu konuda Hasan Hüseyin Adalıoğlu ve Nizmettin Arslan’ın kaleme aldıkları, Eskişehir Mevlevîhânesi (Kesit Yay., İst. 2009.) adlı esere bakmak da belli bir fikir verecektir…

Külliyenin diğer unsurları hakkında kısaca…

Kurşunlu Külliyesi’sinin bütün birimleri bugün Odunpazarı Belediyesi’nin de katkıları ile sosyal hayatın farklı hizmetleri için kullanılmaktadır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Âsitânenin bir bölümü eskiden olduğu gibi, Mevlevî Semahanesi olarak fonksiyonunu sürdürmektedir. Aynı mekânın diğer bölümleri Lületaşı Müzesi ve el sanatları atölyeleri gibi işlevlere sahiptir.

Tabhane (misafirhane) Vakıflar Genel Müdürlüğü Eskişehir İrtibat Bürosu olarak kullanılmaktadır.

İmaret, bir dönem müze olarak kullanılmış olup halen Odunpazarı Belediyesi Nikah Dairesi olarak hizmet vermektedir.

Kuzeydeki büyük kervansaray Odunpazarı Belediyesi tarafından restore edilerek kültürel etkinliklere tahsis edilmiştir.

Camiin doğusundaki Sıbyan Mektebi kütüphane olarak işlevini sürdürmektedir.
Mutfak ise el sanatları atölyesi olarak Eskişehirlilerin hizmetindedir.
“Kapıların kapanmaz Müslümana, gavura”…

Geçtiğimiz Mayıs ayının son günlerinde yolumuz Eskişehir’e düştü. İşbu seyahatimizin bir tam günümüzü Kurşunlu Külliyesine ayırdık. Salâtlarımızı Kurşunlu Camii’nde eda etme bahtiyarlığını yaşadık. Bizi Eskişehir’de, hatta Kurşunlu Külliyesi içinde misafir eden, Odunpazarı Belediyesi ve belediye mensubu şair bir dostumuzdu. Yıllardan beri orada, külliyenin bir uzvu olan Evlendirme Dairesi’nde genç çiftlerin nikahını kıyan şair Tayyib Atmaca, bizim talebimizi geri çevirmeyerek, şairane duygularını harekete geçirdi. Onun kaleminden sadır olan “Kurşunlu Külliyesi” adlı manzumeyi ilk kez burada, Diyanet dergimizde paylaşıyoruz:
Her beş vaktin üçünde ruhum senle dinlenir
Sen olmasan bu şehir Eskişehir olmazdı
Kervansaray, medrese, aşevinle birlikte
Beş yüz yıldır ayakta çakı gibi durursun
Kapıların kapanmaz Müslümana, gavura
Sen ki şehre Yunus’un nefesini taşırsın