Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

15 TEMMUZ 2016 gecesinde ülke olarak kâbus dolu zor bir gece geçirdik. Terör örgütü FETÖ/ PDY ve yandaşlarının ülkemizin birliğine ve millî iradeye yönelik başlattıkları darbe girişimleri akim kaldı. Yıllardır din kisvesi altında ümmetin imanını, milletin imkânını sömürenler, üzerinde tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan uçaklarla, helikopterlerle, tanklarla, zırhlı araçlarla millî iradeyi teslim almaya kalkıştı. Bu milletin evlatları, kadını, erkeği, yaşlısı genci başkomutanının riyasetinde devletin, vatanın, bayrağın, ezanın ne derece önemli olduğunu ve gerektiğinde bu değerler için seve seve canını verebileceğini bütün dünyaya gösterdi. İnsanımız millî iradeye sahip çıktı, hukukunu ayaklar altına almaya çalışan çapulculara ve işbirlikçilerine pabuç bırakmadı. Aziz milletimiz, eşine az rastlanır bir cesaret, kahramanlık ve ferasetle bu saldırıyı boşa çıkarttı. Bu asil milletin bir ferdi olmaktan dolayı ne kadar gururlansak azdır.
Diyanet İşleri Başkanlığımız o gece milletin istikbaline ipotek koymayı amaçlayan bu ihanet şebekesine karşı teyakkuza geçti. Hemen her kademedeki personelimiz, görevinin başına geçerek; salalarla, uyarılarla milletimizin maneviyatına güç kattı. Gecenin karanlığını camilerin ışıkları ve istiklalimizin sembolü olan minarelerden okunan salalar aydınlattı. Görevlilerimiz, milletle omuz omuza darbe girişimine karşı durarak tarihî bir sorumluluğu yerine getirdi. Halkımızla birlikte millet iradesinin cebir ve şiddetle çiğnenmesine izin vermedi, kendi istikbaline doğrultulmuş namluları tersine çevirdi.
Her hadiseden hayır çıkarmak gerekir. Yaşadığımız bu süreç, belki de zayıflayan kardeşlik duygularımızın, birlik ve beraberlik şuurumuzun yeniden güçlenmesine, hayatın akışı içinde önceliklerimizi ve gelecek planlarımızı yeniden ele almamıza vesile oldu. Bu süreçte vatan olmadan, istiklal ve bağımsızlık olmadan her şeyin anlamsız olduğu net olarak ortaya çıktı. Her düşünceden kardeşimiz, vatan için, bizi ayakta tutan değerler için canları pahasına kenetlendi ve “önce vatan” ifadesi hayatımızda daha derin bir anlam kazandı.
Şimdi gün, milletçe geleceğe yönelme günüdür. Millet olmaktan daha üstün bir silahımızın olmadığını gelecek nesillere anlatma günüdür. Milleti millet yapan unsurların başında gelen dinin, günde bizi beş kez uyaran ezanların, maneviyatımızı en zor zamanda dimdik ayakta tutan salaların ve İslam’ın doğru anlatılmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlama günüdür.
Destansı kahramanlıklarıyla o geceye damgasını vuran ve ülke tarihimize isimlerini altın harflerle yazdıran aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, derecelerinin yüksek olmasını Rabbimiz- den niyaz ediyoruz. Hayatı pahasına tanklara, zırhlı araçlara göğsünü siper eden, ihanetin olanca şiddetini görerek şehadeti seve seve göze alan ve gazilik rütbesine erişen kardeşlerimize Cenab-ı Hak’tan acil şifalar diliyoruz. Şehit ve gazi yakınlarına sabır ve metanet diliyoruz. Milletimizin her bir ferdi onlara minnettardır.
15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi merkezli hazırladığımız özel gündem dosyasının birbirinden değerli yazılarını ilginize sunuyoruz. Gündemle birlikte, Prof. Dr. M. Emin Özafşar ile konuya ilişkin gerçekleştirilen kapsamlı söyleşiyi de ibretle okuyacağınızı düşünmekteyiz.
Yüce Rabbimiz bir daha milletimize böyle kötü günler yaşatmasın. Vatanımıza, bayrağımıza, mukaddesatımıza göz diken iç ve dış düşmanların, ihanet şebekelerinin bütün hile ve tuzaklarını boşa çıkarsın. Kendisine kulluk edenleri muzaffer eylediği ve kula kulluk edenleri hüsrana uğrattığı için Yüce Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun. Yarınlarımız hep aydınlık olsun...
Dr. Yüksel Salman