Makale

Anlam ve Varlık Boyutuyla İNSAN- Prof. Dr. Gürbüz Deniz

KİTAPLIK

Anlam ve Varlık Boyutuyla İNSAN
Prof. Dr. Gürbüz Deniz

Mutlu DOĞAN

“İnsan olma”nın anlamını ortaya koymak için insandan yola çıkan eserde yer alan denemelerde edebî bir üslup kullanılarak insan ve kâinat algısı üzerinden modern insan adına bir muhasebeye gidilmektedir.
“İNSAN ölecekse ve ölmek bu dünyada ebedî kalmamak demekse o zaman bu dünyaya ebedî kalınacakmış gibi değer vermemek gerekir.”
“Ey insan” ilahî hitabına muhatap olmakla müşerref olan insan, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olma sorumluluğunu uhdesine almıştır. Söz konusu “insan” olduğunda Kur’an-ı Kerim’de dikkat çekici ontolojik ve psikolojik tasvirler ve tahliller göze çarpmaktadır. Orta Çağ’ın sonlarına doğru Batı düşünce çevrelerinde kâinatın dünya merkezli mi yoksa güneş merkezli mi olduğu tartışmaları yapıladursun İslam dünyasında insan merkezli bir kâinat algısı sunan bir medeniyet inşası devam etmekteydi. Ne var ki Kur’an-ı Kerim’de ve İslam medeniyetinin temel dinamiklerinde insana merkezî bir rol biçilmesine rağmen literatürümüzde insanın anlamına ve varoluşuna dair yazılmış eser sayısı sınırlı kalmıştır.
Prof. Dr. Gürbüz Deniz tarafından kaleme alınan ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayın dünyamıza kazandırılan “Anlam ve Varlık Boyutuyla İnsan” adlı eser hem akademik dünyaya hem de halka hitap eden üslubuyla yayın dünyamızda önemli bir boşluğu doldurmuştur.
Yazar, çok boyutlu bir varlık olan insanı ele alırken sistematik bir bakış açısıyla bin yılı aşkın felsefi ve irfani geleneği Kur’an-ı Kerim’in imbiğinden geçirerek günümüz insanının bilinç düzeyine sunmuştur.
Dört ana bölümden müteşekkil “Anlam ve Varlık Boyutuyla İnsan” isimli eserin İnsan ve Anlam Boyutları başlıklı birinci bölümünde insan kavramının etimolojik kökeninden yola çıkılarak ünsiyet ve nisyan anlamları üzerinden insanın bilme, ölümlü olma, inanma ve amelde bulunma özelliklerine vurgu yapılmaktadır.
İnsanın Mahiyeti başlıklı ikinci bölümde ise nefsin, beden ve ruh kavramlarıyla ilişkisi ele alınmaktadır. Akabinde nefis kavramının Kur’an-ı Kerim’de ele alınışına atıfta bulunularak modern insanı günümüzde bekleyen en büyük sorunlarından birisi olan nefsin ilahlaşması tehlikesine gönderme yapmaktadır.
“İnsanın Varoluşsal Konumu” başlıklı üçüncü bölümde nefsin iyilik ve kötülüğe olan meyli üzerinde durulmaktadır. Düşünürlerin yüzyıllar boyunca tartıştıkları teodise problemine kötülüğün ontolojik olarak var olmadığı sadece ilişkisel olarak var olduğu şeklinde bir çözüm önerisi sunulmaktadır. Yazar bu noktada yalan ve yalanın ontolojisi konusuna ayrı bir parantez açmakta, yalanın bireysel ve toplumsal etkilerine değinmektedir.
Eserin “Varlık ve Varoluş” başlıklı dördüncü bölümünde ise şâkile ve insani varoluş dereceleri üzerinde durulmaktadır. Günlük hayatımızda gözümüzden kaçan insanın fiziksel yapısına ait küçük detayların insani yetkinliğe uzanan yolculuğunda ne kadar önemli olduğuna dikkat çekilmektedir. “İnsanî Varoluş Dereceleri” alt başlığında ise bilginin insani bilinç düzeylerine göre farklı farklı algılandığına değinilmektedir.
“İnsan olma”nın anlamını ortaya koymak için insandan yola çıkan eserde yer alan denemelerde edebî bir üslup kullanılarak insan ve kâinat algısı üzerinden modern insan adına bir muhasebeye gidilmektedir. “İnsan Olmak ve İyi İnsan Olmak” başlıklı sonuç bölümünde ise sistematik olarak gelinen nokta, insanın varoluşa çıkışında ahlaki noktadan başlaması gerektiğidir. İnsanın varoluş süreci ahlaki (iyilik) noktadan başlar ve yine aynı noktada (iyilik) son bulur. Modern Çağ insanının varoluşa çıkarken iyilikten değil de kendi menfaatinden hareket etmesinin hem kendisine hem de yaşadığı topluma zarar verdiğine değinilmektedir.
İyi insan tanımı yapılırken kullanılan ifadelerle bir kitabın sonuç bölümünde yer alan cümlelerden ziyade yılların verdiği hayat tecrübesi ve akademik birikimin insana dair bütüncül bakış açısı sunulmuştur okurlara.
“İyi insan bireysel varlığını bilgi-amel bütünlüğü içerisinde hayatıyla ortaya çıkardıktan sonra sahip olduklarının ortaklarını düşünmeye başlayan kimsedir.”