Makale

Kadın ve Çocukların Gizli Hastalığı KANSIZLIK (Demir Eksikliği Anemisi)

Kadın ve Çocukların Gizli Hastalığı

KANSIZLIK
(Demir Eksikliği Anemisi)

Dr. Havva Sula

Kan, vücudun canlılığını sağlayan maddeleri kalp ve damarlar vasıtasıyla tüm doku- lara; dokulardaki zararlı atık maddeleri ise ilgili organlara taşıyan can suyumuzdur.

Birçok kadının yorgunluk, halsizlik, sinirlilik gibi belirtilerle zorlaşan hayatı, çoğu zaman bir kan tahlili ve 3-5 aylık tedavi ile yerini zinde, mutlu ve sağlıklı günlere bırakabiliyor. Yine iştahsız, huysuz ve sağlıksız görünüşlü çocuklar, annenin sıkıntısı olmaktan çıkıveriyorlar. Biraz dikkat ve özenle...
Kan, vücudun canlılığını sağlayan maddeleri kalp ve damarlar vasıtasıyla tüm dokulara; dokulardaki zararlı atık maddeleri ise ilgili organlara taşıyan can suyumuzdur. Yaşamın farklı dönemlerinde farklı organlarda yapılan kanın, en vazgeçilmez yapı taşlarından biri demirdir. Demir, kanda oksijen taşıyan ve kana kırmızı rengini veren hemoglobinin önemli bir parçasıdır.
Kansızlık (anemi), kandaki kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarların) sayısının azalmasıdır. En sık görülen şekli demir eksikliği anemisidir.
Yapılan çeşitli araştırma sonuçlarına göre kadınların %20’sinde, okul çağı çocuklarının %30’unda, 0-5 yaş arası çocukların, hamile ve süt veren kadınların %50’sinde demir eksikliği anemisi tespit edilmiştir.
Demir eksikliği en çok kimlerde görülür?
- 4-6 aydan sonra bebeklerde,
- Ergenlik dönemindeki genç kızlarda, (hızlı büyüme nedeniyle demir ihtiyacı artmış ve âdetlerle kan kaybı başlamıştır.)
- Hamile ve emziren kadınlarda,
- Vejetasyonlarda, etten fakir gıdalarla beslenenlerde.
Nedenleri nelerdir?
- Bebeklerde ilk 6 ay anne sütünün verilmemesi ve 6 aydan sonra özellikle demirden zengin ek gıdalara geçilmemesi, 1 yaşından önce inek sütü verilmesi, daha büyük çocuklarda ise inek sütüyle beslemenin çok fazla olması,
- Büyük çocuklarda ve ergenlik döneminde hazır gıdalarla beslenme (cips, patates kızartması...), yanlış zayıflama rejimi uygulamaları, vejetaryenlik (sadece sebze ve meyve ile beslenme),
- Kadınlarda hamilelik ve emzirme dönemlerinde, bebeğin büyümesi ve beslenmesi nedeniyle annenin demir depolarının boşalması,
- Erişkinlerde demirden (etten) fakir ve hatalı beslenme, geleneksel beslenme alışkanlıklarının kaybedilmesi (tarhana, bulgur, yeşil mercimek...),
- Besinlerdeki demirin emilememesi: Sık ishaller, bazı barsak hastalıkları, gıdalarla birlikte süt ve çay içilmesi, (özellikle hanımların kahvaltı ve ikindi çayları)
- Kan kayıpları: Âdet dönemleri, mide ülserleri, basurlar (hemoroidler), kancalı kurt gibi bazı parazitler, uzun süreli aspirin veya romatizma ilâcı kullanılması,
Belirtileri nelerdir?
- Hafif derecedeki kansızlıklar genellikle hiçbir belirti vermezler.
- İlerledikçe halsizlik, solukluk, çabuk yorulma, çarpıntı, nefes darlığı, huzursuzluk ve iştahsızlık görülmeye başlar. Ancak bu belirtilerin hiç birinin önemsenmemesi sonucu hastalık daha da ilerleyebilir. Özellikle çocuklar toprak, tebeşir, kâğıt gibi gıda olmayan şeyleri yemeyi alışkanlık hâline getirebilirler.
- Kadınlarda tırnakların kolay kırılması, kaşığa benzer şekil alması, dil üzerinin düzleşmesi, ağız kenarlarında çatlaklar görülebilir.
- Çok ilerlemiş durumlarda kalp yetmezliği ve solunum problemleri yaşanabilir.
Tüm bu belirtiler tedaviyle düzelebilir, ancak bebeklik ve çocukluk çağında görülen demir eksikliği çocuğun algılama, öğrenme ve yorumlama yeteneklerinde, bir daha tedavi edilemez bozukluklara neden olur. Çocukların okul başarıları etkilenir.
Hastalığın tanısı tüm laboratuvarlarda yapılabilen tam kan sayımı, serumda demir düzeyinin ve demir bağlama kapasitesinin bakılması ile konulabilir. Kan değerleri bir hekim tarafından değerlendirilmeli ve tedaviden sonra kontrol tahlilleri yapılmalıdır.
Demir eksikliği anemisi kolay tedavi edilebilen bir hastalıktır. Beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek şartıyla...
Tedavide ağız yoluyla verilen demir ilâçları kullanılır. Bebeklerde damla veya şurup, büyük çocuklarda ve yetişkinlerde hap şeklinde verilir. Şiddetli allerjik reaksiyonlara neden olabileceği için özel durumlar dışında, damar veya kas içine iğne yapılması önerilmemektedir.
İlâç, yemeklerden özellikle kahvaltıdan yarım saat önce alınırsa emilimi daha iyi olur. Ancak bazı kişilerde barsak problemlerine neden olabilir. Böyle durumlarda ilâcı tolere edebilmek için yemek arasında almak denenebilir.
İlâç alındığı sürece, bebeklerin kakası siyah çıkabilir ve sıvı ilâçlarda dişler boyanabilir. Bunlar tedaviden sonra normale döner.
İlâç zamanından 2 saat önce ve sonrası çay, süt ve antiasit ilaçlar (mide için) içilmemelidir. Portakal suyu gibi C vitamininden zengin besinlerin ilâçla birlikte alınması emilimi arttırır.
Kan sayımında hemoglobin düzeyi normale geldiğinde, birkaç ay daha devam edilerek vücuttaki demir depoları doldurulur.
Tedavi sırasında ve daha sonra -özellikle risk grupları için- beslenme alışkanlıkları şu kurallara uygun olmalıdır:
- Bebekler, mutlaka ilk 6 ay anne sütü ile beslenmelidir. Ek gıda gerekiyorsa, anne sütünden ayrı öğünlerde verilmelidir.
- İlk 1 yıl, bebeklere inek sütü verilmemelidir.
- Demirden zengin gıdalar tüketilmelidir; kırmızı et, karaciğer, balık, tavuk, yumurta, kuru üzüm, üzüm pekmezi, mercimek, kırmızı pancar...
- Demirden zengin besinlerle birlikte -aynı anda- kesinlikle çay ve süt içilmemelidir. Emilim %75 azalır. Süte pekmez karıştırmak çok yanlış bir uygulamadır. Portakal suyu, salata gibi C vitamininden zengin besinler ise emilimi bir kat arttırır.
Sağlıklı düşünen, yorumlayan başarılı çocuklara sahip; mutlu, huzurlu ve enerjik anneler olmanın en önemli yollarından biri, sağlığımıza ve can suyumuza özen göstermektir. Bunun için beslenme konusunda biraz bilinçli olmak yeterlidir.
Allah Resûlü’nün bize yol gösterdiği gibi:
"Üzüm yiyiniz. Yorgunluğu giderir, sinirleri kuvvetlendirir, öfkeyi durdurur."