Makale

TÜRK AİLE YAPISINDA BABANIN DEĞİŞEN ROLÜ

TÜRK AİLE YAPISINDA BABANIN DEĞİŞEN ROLÜ

Prof. Dr. Naci Bostancı
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi

Günümüzde babalığın aile içindeki rolleri değişirken, kelimenin tüm kullanımlarına ilişkin anlam kaymalarını da gözlemlemek mümkündür.

Baba kelimesinin tüm anlamları düşünüldüğünde hayli geniş bir repertuara sahip olduğu görülür. Aileyi oluşturan birey, kadının eşi, çocukların babası kelimenin ilk düz anlamlarıdır; ancak hemen ardından, müşfik patron (baba yönetici), yer altı dünyasında kural koyan (mafya babası), başkalarına iyilik yapan yahut da yakın çevresinden özellikle birine babalık eden kişi (ona karşılıksız, arada kan bağı olmadığında yapılması nefse ağır gelen türden yardımlarda bulunan baba) vs. gibi anlamlara gelir. Eskiden kralların "baba" olarak adlandırdıklarını biliyoruz. Avrupa’da uzun asırlar boyunca, babaya karşı işlenen suçların krala karşı işlenmiş bir suç iddiasını da içinde barındırdığı düşünülürdü.
Kralın mutlak iradesini savunan siyasal düşünür )ean Bodin, 16. yüzyılda, onun bir aile gibi düşünülen toplumun babası olduğunu söylemişti. Bodin’den sonra da bu anlayış siyasî otoritenin meşruluğunda güçlü bir damar olarak varlığını sürdürmüştür. Foucault "Hapishanenin Doğuşu" isimli kitabının girişinde 1757 yılında krala suikast girişiminde bulunan ve böylelikle "baba katli"ne kalkışan Daimens isimli kişinin nasıl bedensel bir eza ile cezasının infaz edildiğini anlatır.
Bizim siyasî geleneğimizde de devlet, baba olarak kabul edilirdi. Yakın tarihteki tartışmalarda artık devletin baba olarak görülemeyeceğini, bunun modern dünyada tembelliğe ve yolsuzluğa prim veren bir anlayış olduğunu, müşfik, kerim devletin yerini rasyonel devletin alması gerektiğini söyleyenler çoğalmıştı.
Bir kavramın anlam izini sürerken onun çeşitli kullanımlarını, bu kullanımlarındaki değişmeleri de takip etmek gerekir. Aile içindeki "baba" kavramının devlete atfedilmesi kadar diğer kullanım hallerine dair yorumlar, bizi hem aile hem de devlet ve nihayet diğer kullanımları için, şüphesiz kendi zamanına tabi bir ideal baba kavramına götürecektir. Keza babanın aile dışındaki kullanım yerlerine ilişkin bir değişiklikten aile içindeki baba konumunun da bir şekilde etkilenmesi, o değişimi yaratan süreçlerin ailedeki rollerde de farklılık yaratması kaçınılmaz olacaktır.
Babadaki değişim
Geleneksel aile yapımızdaki baba figürünü, onun rollerini, rollerin arkasındaki değerleri analiz etmeden önce, bu aile biçiminin hangi toplumsal ekonomik şartların ürünü olduğunu görmek gerekiyor.
Osmanlı medeniyetindeki şehirli bir hayatın değer kodlarına ilişkin elimizde çok fazla veri olduğu söylenemez. Gündelik hayat hangi güzergâhlar üzerinde şekillenirdi, anne, baba, çocuk, ailenin diğer fertleri hangi roller çerçevesinde ilişki kurarlardı, bu konularda henüz teferruatlı çalışmalar ortaya konulamadı. Osmanlı aile hayatı denildiğinde, egemen ve popüler bakışın şarkiyatçılık üzerinden teşekkül etmiş egzotik bir bakış olduğunu, daha çok gizemli harem öykülerine dayandığını söylemek abartı sayılmaz. Ayrıca erkeklerin çok eşli oldukları, diledikleri anda boşanabildikleri, kadını eve, kafes arkasına kapattıkları, aile otoritesinin yegâne kaynağı durumunda bulundukları biçiminde kaba, şematik, fantastik anlatılar, gerçekte nelerin olup bittiği üzerinde ciddi bir sis bulutu oluşturmaktadırlar. Bu yüzden Osmanlı şehir hayatındaki "baba" rolünün, hangi zemin üzerinde teşekkül ettiğini tarih araştırmalarına bırakıp, "geleneksel" dediğimizde hemen hatırlanan yakın tarihimizdeki kırlık alan aile yapılarındaki baba rolü üzerinde durmak daha yerinde olacaktır.
Kırlık alanın toplumsal ekonomik örgütlenmesi, ağırlıklı olarak tarıma ve hayvancılığa dayanır. Kırlık alanın sosyalleşmesindeki bilgi kaynağını ise, görerek öğrenme kadar, kimi bilgilerin, değerlerin şifahen, çoğunlukla da kısa hikâyeler ve deyimler marifetiyle aktarılması oluşturur. Böyle bir yapının teşekkülünde maddî yapının belirleyiciliğini esas almak, moral değerlerin ise bu yapıyı kısmen etkileyebileceğini, daha çok da maddî şartlara uyum yönünde oluşacağını hesap etmek gerekir.
Tarım ve hayvancılığın temel uğraşları oluşturduğu bir ailede iş bölümü, erkeğin dışarıda, kamusal alan diyebileceğimiz kısımdaki rolleri üstlenmesi, kadının ise hane içi ve yakın çevresine ilişkin hizmetleri yerine getirmesi biçimimde gelişir. Kısaca erkek, ekim, dikim, ürünü pazara götürme, alım-satım işlerini yerine getirme rollerini ifa ederken, kadın yemek, temizlik, çocukların bakımı, ahırdaki hayvanlarla ilgilenme türünden işleri görür. Aileye ilişkin kararlar "baba" tarafından alınıyor gibi gözükmekle birlikte, annenin de kadının mevcut statüsü üzerinden teşekkül etmiş bir incelikli strateji ile bu kararları maniple etmesi şaşırtıcı değildir.
Rol değişimleri
Köyden kasabaya, nihayet büyük şehre geçilirken toplumsal ekonomik şartlar değişmiş, aile yapısı geniş aileden çekirdek aileye dönüşmüş, sosyalleşme ve bilgi, görmek kadar yazılı kültürün marifetiyle aktarılır olmuştur. Ekonomik yapının tarım ve hayvancılıktan ticarete, sanayiye, hizmet sektörüne, bürokratik görevlere dönüşü, hem babanın hem de annenin ekonomik uğraş biçimlerinde ve buna dayalı olarak da rol kalıplarında radikal değişiklikler doğurmuştur. Baba artık tabiatla boğuşan birisi değildir; insan ilişkilerinde ve değerlerinde daha incelikle bir çevrenin etkisi söz konusudur, tarımla uğraşmaya göre daha nitelikle bir boş zaman alanı gelişmiştir, gündelik hayatın bölüm- lenmesi (buna Taylorist bir bölümleme de diyebiliriz) "çocuklarla ilişki"nin de dahil edildiği bir düzen içinde gerçekleşir hâle gelmiştir.
Bu yeni dünyada "baba"lığa ilişkin rol modelleri, onlarla alenî ve mahrem sorunları içerecek düzeyde olgunlaşmaya, gelişme süreçlerini takipte hassasiyet göstermeye yönelmiştir. Öte yandan annenin de tıpkı baba gibi çalışma hayatına girmesi, benzer çalışma saatlerini paylaşması, ev ekonomisine katkıda bulunması, anne baba arasındaki iş bölümünü de, rollerin artık keskin sınırlarla ayrılmadığı, her görevin her iki cinsçe de yerine getirilebildiği, daha çok arada denkliğin gözetildiği bir zeminde sağlamaktadır. Bu zemin, geleneksel dünyada anne ve babanın çocuklarına karşı tek başlarına yerine getirdiği kimi rollerin de artık ortak bir şekilde ifasını gerekli kılmıştır. Bu yeni aile biçiminde çocuklar anneleri kadar babalarıyla da sorunlarını paylaşabilmekte, rasyonel bir çözüm için birlikte davranabilmektedirler.
Günümüzde babalığın aile içindeki rolleri değişirken, kelimenin tüm kullanımlarına ilişkin anlam kaymalarını da gözlemlemek mümkündür. Artık devletin baba olduğu fikrini işleyenler son derece azalmıştır. Üstelik onlar da bu "babalığın" geleneksel dünyadaki koruyucu, mesafeli, otoriter baba imgesinden farklı olacağına dair bir dikkati de diskurlarına eklemiş bulunmaktadırlar. Yer altı dünyasındaki kimileri, en azından belli bir çevrede "baba" imgesini sürdürseler de, bu kavramın geleneksel dünyaya ilişkin çağrışımlarının yitirilmesi "bu âlemdeki" kullanımını tedavülden kaldırmak üzeredir. Çünkü babalığın yeni rol kodları, "âlem"in parametreleriyle çok da uyumlu değildir. Gündelik hayatın "baba" adamları da yerlerini iyi niyetli danışmanlara bırakmışlardır. Bu danışmanlar muhtaç durumdakilere “balık vermek” gibi bir "kötülüğe" alet olamayacakları bilinciyle "balık tutmayı" öğretme iddiasında bulunmakta, sözden öte bir yükümlülük üstlenme konusunda isteksiz davranmaktadırlar.
Ailede "baba"nın rolü ne olmalıdır, şeklindeki bir sorunun cevabını, toplumsal zeminin işin içine katılmadığı hayali bir düşünce evreninde cevaplayamayız. Bu soruya ailenin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik şartların parametreleri dikkate alınarak cevaplar verilmeli, ayağı yere basmayan, hâlihazırdaki baba rolünün içeriğini ıskalayan akıl yürütmelerden sakınılmalıdır. Geleneksel dünyadaki geniş aile yapısı içindeki "baba"nın şehirdeki çekirdek aile "baba"sına benzer bir şekilde davranmasını beklemek, bu yönde öğütlerde bulunmak, henüz gazete gitmeyen bir köy halkına her gün en az üç-beş gazete okumalarını tavsiye etmeye benzer. Tavsiyelerin, rol modellerinin işe yararlılığı, ancak bunları mümkün kılacak bir maddi zeminle birlikte görülebilir.
İnsanlara gündelik hayat ve ilişkileri için, devlet yöneticilerine yönetimleri için her tarihi dönemde anlamlı olacak kimi öğütlemelerde bulunmak, ahlâkî teklifler sunmak son derece anlamlı ve makul bir çabadır; ancak bu türden bir çabanın "tutarlılığı" her konuda tarihsiz bir şekilde davranmayı meşrulaştırmaz; konumuzla ilgili olarak söyleyecek olursak, toplumsal- ekonomik değişimlere gözlerimizi kapayarak her dönem için değişmez bir "baba" örnek modeli konulabileceğini düşünemeyiz. Önemli olan ailenin yapısında, ekonomik uğraşlarında, rollerin ayrılmasında nelerin değiştiğini tutarlı bir şekilde okuyabilmek ve moral değerler itibariyle değişim içindeki bir sürekliliği gözetebilmektir.

Mesafeli, otoriter baba
Böyle bir yapıda "baba" çocuklarıyla ilişkisinde mesafeli ve otoriter bir figürdür; kamusal alandaki kolektif değerlerin ev içindeki temsilcisidir, toplumun aleni vicdanıdır; buna karşılık kadın mahremiyette olup bitenlere dair bilgilere ve aile içi ilişkilere sahiptir, iç dökülebi- len, dertlerin anlatılabildiği, genellikle kamusal değerlerle çelişen kimi olayları meşrulaştırarak babaya iletmesi beklenen kişidir. Herkesçe bilinebilecek en dikkate değer örneklerden birisi, çocukların gönül işleri konusunda ilk annelerine açılabilmeleri, başlangıçtaki bu "saklanması gereken" niyeti onunla paylaşabilmeleri ve "bir şekilde" durumun babalarına iletilmesini beklemeleridir.
Baba, bu aile yapısındaki kamusallığı temsil eden, mesafeli, otoriter imajını koruyabilmek için çocuklarıyla fazla yüz göz olmaz, sevgisini ve şefkatini alenileştirmez, hatta onların hayatlarına müdahaleleri dahi bir ölçüde annenin üzerinden gerçekleştirir. Böyle bir baba figürü, bazen anne için de eğitim ve yönlendirmenin "etkin" unsuru olarak kullanılır. Baba çocuklarına karşı bu mesafeli tavrını özellikle geleneksel ailenin o geniş yapısı içinde, birinci derecede akrabalığın dışında kalan dede, büyükanne, hala, teyze, dayı gibi kişilerin önünde sürdürür. Muhtemelen birçok insan köylerde hâlen büyüklerinin yanında çocuklarını kucaklarına almayan, onlara ilgi göstermeyen, böyle bir tutumu ayıp kabul eden baba örneklerine şahit olmuşlardır.