Makale

Dede korkut Ve Kitabında Geçen Bazı Gelenek Görenekler

Dede Korkut
ve Kitabında Geçen
Bazı Gelenek Görenekler

Doç. Dr. Berdi Sarıyev
DTCF, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Konuk Öğretim Üyesi

Korkut Ata adıyla da tanınan Dede Korkut, araştırmaların ortaya koyduğu bilgiye göre Oğuzların Bayat Boyundan Kara Hoca’nın oğludur. Onun, IX. ve XI. yüzyıllar arasında Türkistan’da Sir-Derya nehrinin Aral Gölüne döküldüğü yerde doğduğu, destanlarından anlaşılmaktadır.
Dede Korkut’un destan niteliğindeki hikâyeleri, XV. yüzyılda Akkoyunlu- lar devrinde, Dede Korkut Kitabı adı ile bir kitapta toplanmış, böylelikle sözden yazıya dökülmüştür. Dede Korkut’un kitabında on iki destan vardır. Bu destanlar, Türk dilinin en güzel örnekleri, Türk düşüncesine ışık tutan en açık belgelerdir.
Dede Korkut, asırlar önce de eksikliği hissedilen sevgiyi işlemiştir. Ona göre; sevgide öyle bir mertebeye ermeli ki, gerektiğinde fenafi’l aile olmalı, gerektiğinde vatan uğruna feday-ı can edebilmelidir.
O, topyekün insan sevgisinden de söz eder. Dikkat edilirse, bunların hepsi bizim dinimizde mevcuttur.
Dede Korkut, Islâm ahlâkından da söz etmektedir. Kitabının başında hemen Besmele görülür. Yine kitabında Ihlas suresinin meali de verilmektedir. Yüce Mevlâ için o kadar sade, o kadar müessir bir ifade kullanır ki; "Kimse bilmez nicesin, yücelerden yücesin" der. Hikâyeleri hep dua ile biter. Yani İslâmî ifadeler, muhtevalar eserde yer yer kendisini göstermektedir.
Dede Korkut destanlarının kahramanları, iyiliği ve doğruluğu öğütler. Milletin birlik ve beraberliğini, millî dayanışmayı, el ele tutuşmayı telkin eder. Anadolu’nun birçok bölgelerinde, halk arasında söylenen, kuşaktan kuşağa aktarılan hikâye ve destanlarda da Dede Korkut’un izleri ve büyük etkileri vardır.
Kültürümüzde hiçbir zaman silinmeyecek bir iz bırakan, ortak edebiyatımızı kâm, yom vererek, daha da kuvvetlendiren, kelime hâzinesinde 32.300’den fazla kelime bulunduran Dede Korkut hikâyelerinin orijinal metinleri, geçmişte Oğuz kökenli atalarımızın Köh- neürgenç, Merv gibi şehirlerde kurduğu yeraltı kütüphanelerinde kalmış olsaydı, belki de bugün el yazma nüshaların biri Dres- ten, öbürü Vatikan yazması olarak değil de başka türlü adlandırılmış olurdu. Maalesef bunu kabul etmekteyiz. Buna rağmen dahası var, yetmiş sene totaliter Sovyet sistemi merkezinden verilen bir kararla rejimin baskısı altında kalmış bile olsa, aşağı-yukarı yarım asır yasaklanmış bile olsa, Korkut Ata unutulmamıştır.
Dede Korkut’ta yer alan ve yaşaya gelen bazı gelenek-görenekler
Ad koyma geleneği: Bu gelenek Türklerin eski geleneklerinden biridir. Dede Korkut Kitabı’nın Boğaç Han, Bamsı Beyrek ve Basat ile Tepegöz hikâyelerinde Korkut Ata, ad koyucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ad koyar. "Adını ben verdim, yaşını Allah versin" der. Korkut Ata’daki "Ata" kelimesine gelince, Türkmence’de "baba, dede" anlamlarının yanı sıra, özel adlardan sonra getirilerek saygı simgesi olarak sıkça kullanılır. Önce, insanların yaratılışı ile ilgili olarak Hz. Adem’den başlanır. "Adam Ata" derler Türkmenler ona.
Toy etme veya maslahat etme geleneği: Önemli bir iş veya mesele için, daha doğrusu bir işin sonucu için toplantı yapıp karar verme geleneğidir. Dede Korkut’ta toy etme geleneği aynı anlamdadır. Bayındır Han’ın, Dirse Han’ın kurduğu toylar; genel toplantı, kongre, Türkle- rin eski devirlerinde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclis anlamlarını taşımakta olan kurultay kelimesinin de bu toylarla ilgili olduğu görülmektedir.
Düğün yapma geleneği: Evlenme dolayısıyla yapılan tören, eğlence. Eski bir gelenektir. Herhalde "düğün" kelimesi de "birbiriyle bağlanmak, düğümlenmek, birbirine kavuşmak" anlamlarını ortaya çıkaracaktır. Bu kavram Dede Korkut’un eserinde, "kiçi düğün", "ulu düğün" olarak geçer: "Kiçi dügünin eyledi, ulu düğünine vade kodu" şeklinde geçmektedir."
Binit verme geleneği: Binit verme eski bir gelenektir. Türkmenistan’ın batı bölgesinde hâlâ yaşatılan bu gelenek "minit berme" olarak adlandırılır. Minit kime verilir? Minit evlenen (göçürülen) kıza verilir. Bu, evlenen kızın evden, aileden başka bir yere ayrılması sebebiyle, anne ve babasının ona, binek hayvanlarından birini hediye olarak verme geleneğidir. Bu geleneğe Dede Korkut’tan bir örnek verelim: "Delü Dumrul’un babası aydur, sovuk sovuk pınarlarım gerekse, ana içit olsun! Tavla tavla şahbaz atlarım gerekse ana binit olsun!" (s. 181)
Kız isteme geleneği: Bu, bir kızla evlenebilmek için onu, anne ve babasından veya yakınlarından isteme geleneğidir. Kız istemeden önce oğlanın kendi isteği bilinir, sonra ailede bir yaşlılar maslahatı yapılır. Dede Korkut’ta bu gelenekle ilgili metinlere rastlanmaktadır: "Babası aydur, oğul, bugün Oğuzda ne gördün? Beyrek aydur. Ne göreyim baba, oglı olan evermiş, kızı olan köçürmiş." (s. 124) Dede Korkut’un bir başka yerinde de şöyle geçmektedir: "Kalın Oğuz biglerini hep okudılar. Odalarına getürdiler, ağır konukluk eylediler. Kalın Oğuz bigleri ayıtdılar. Bu kızı istmeğe kim varabilir? Maslahat gördüler ki, Dede Korkut varsın didi- ler." (s. 125) Kız istemeye gidenin ilk önce sırlı cümlelerden başlayıp sonra amacını açığa vurduğu Dede Korkut’tan da görülmektedir: "Dede Korkut aydur, Karşı yatan kara tagın aşmağa gelmişem. Akındılı görklü suyum keçmege gelmişem. Gin eteğine tar koltuğuna kısılmağa gelmişem." Sonra amacını açıkça söyler: "Tan- rı’nın buyrugı ile, Peygamber’ün kavli ile aydan aru, günden görklü kız kardaşun Banu Çiçeği, Bamsı Beyreg’e dilemeğe gelmişem didi." (s. 126)
Bazı görenekler
Müjde-muştu: Bir kimseyi sevindirici, mutlu bir haberi ulaştırma göreneğidir. Bu sevinçli haber veya bu haberden dolayı verilen armağana "buşluk", haberi getiren kişiye ise "buşlukçı" denilir. "Buşluk" kelimesinin eş anlamlısı "söyünci (sevinci)"dir. Dede Korkut’tan "muştuluk" kelimesi için bir örnek: "Beyrege ve anasına ve kız kardaşlarına muştuçı geldi, sevindiler, şâd oldular. * (s. 127)
Soyuş etme: Başka bir deyişle konuğu ağırlamak için hayvan kesme göreneğidir. Bu göreneğe Dede Korkut’ta bazen deveden buğra, koyundan koç kesilmesiyle şahit oluyoruz. Bu görenek bugün genellikle köylerde yaşatılmaktadır. Dışoğuz’da eve yaşı dokuzdan büyük olan misafir geldiğinde, söz konusu olan görenek hâlâ gerçekleştirilir.
Düş yorma göreneği: Bu göreneği Dede Korkut Kitabı’nın, "Salur Kazan’un ivi yağmalandığı boyı beyan ider" bölümünde de görebiliriz: "Ulaş oğlu Salur Kazan kara kaygulu va- kı’a gördi, aydur, bilür misin karındaşum Kara Göne, düşümde ne göründi? Kara Göne aydur; kara bulut senün devletündür, kar ile yağmur didügün leşkeründür, saç kaygudur, kan karadur, kalanısın yora bilmen Allah yorsun didi." (s. 100)
Ant içme göreneği: Bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ant ile söz verme, yemin etme göreneğidir. Bu görenek Dede Korkut’ta çok geçer: "Beyrek and içdi." (s. 1357)
Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere, Dede Korkut’ta görülen ortak Oğuz gelenekleri bir şekilde bugün yaşatılmaktadır.