Makale

Vefa İstanbul'da bir yokuş hayatta düze çıkış

Vefa İstanbul‘da bir yokuş hayatta düze çıkış

Bülent Acun

Vefa, hayat bahçesinin nazlı çiçeği,
Vefa, yalnızlık çölünün serin içeceği,
Vefa, insanlığın en temel gerçeği,
Vefa, onu kuşananın aydınlık geleceği,
Vefa, nice hataların en has sileceği,
Vefa, kâmil insanın baş tacı bileceği,
Vefa, insani erdemlerin hep göz bebeği,
Vefa, muhteşem bestenin inleyen neyi,
Vefa, rıza menzilinin güzel bineği,
Vefa, unutmamaktır hiçbir emeği,
Vefa, erenler sofrasının en has yemeği,
Vefa, yiğitlerin çelik bileği,
Vefa, kemalatın ince eleği,
Vefa, hak dostunun nurdan yeleği,
Vefa, âşıkların bir tek dileği.
Vahyin vefa çağrısı

Yüce Allah (c.c.)’ın tarih boyunca din, peygamber ve kitap göndererek insanoğlunu davet ettiği en önemli erdemlerden birisi de hiç şüphesiz ki “Vefa”dır. Vefa’nın dinî hayattaki tezahürü: inançta sadakat, ibadette istikamet ve insani erdemleri hayata hâkim kılmada istikrardır.

Bu durumun insanı götürdüğü nokta ise kullukta kemaldir. Hiç kimsenin kendisini hiçbir şeye mecbur etme kudret ve kuvvetini hiçbir zaman bulamayacağı âlemlerin hâkimi, sahibi ve mâliki olan yüce Allah, (c.c.) vefalıların en vefalısıdır.

Kur’an-ı Kerim’de kendisini bizlere: “Vaadinden asla dönmeyen” (Âl-i İmran, 9.) iyilerin ecrini zayi etmeyen olarak tanıtan yüce rabbimiz, biz kullarından da mutlak manada ahde vefa istemektir. İşte insanlığı vefaya davet eden ayeti kerimelerden bazı örnekler:

“Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir.” (Fetih, 10.)

“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.” (Bakara, 40.)
“Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar, size helâl kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir.” (Maide, 1.)
Vefanın efendisi, Efendimizin vefası

Bütün erdem ve faziletler gibi vefa erdemi de altın çağını Nebiler Nebisi (s.a.s.)’nin gül devrinde yaşamıştır.
Efendimiz (s.a.s.)’in hayatına vefa penceresinden baktığımızda gördüğümüz manzara karşısında sevinçten gözlerimiz yaşarır, gönül bahçemizde umutlarımız yeşerir.

Vefa aracılığıyla Rasulüllah (s.a.s.)’ın hayatında gerçekleştirdiğimiz seyahat, bizi şu hakikate götürür. Vefanın efendisi, Efendimizin vefasıdır.

Şimdi geldiğimiz bu noktada şu suale gül devrinden cevaplar aramanın tam zamanıdır. Efendimizin acaba vefası nasıldı? Burada Efendimizin vefası ile ilgili aktaracaklarımız onun bizzat yaşayarak zirveye çıkardığı vefa medeniyetinden ancak birkaç satır olabilir.
Hz. Peygamber (s.a.s.) düşmanlarına bile vefayı iliklerine kadar hissettirmiş ve kendisine Muhammedü’l Emin dedirtmiştir.
Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.s.) peygamberliğinden önce bile bir yerde buluşmak için anlaştığı arkadaşını tam üç gün bekleyerek insanlığa bir vefa destanı armağan etmiştir.

Nebiler nebisi (s.a.s.) en zor zamanda, en yakınında olan eşi ve ilk dava arkadaşı Hz. Hatice (r.anha) validemizi vefatından sonra hep hayırla yad etmiş, onun arkadaşına ihsan ve ikramda bulunarak ailede vefanın sarsılmaz temellerini atmıştır.
İki cihan güneşi Efendimiz (s.a.s.)’in kendisine büyük iyilikleri dokunan Ebu Talib’in eşi Fatıma Binti Esed’i: “Annemden sonra annemdi.” şeklinde nitelendirmesi, sütannesi, sütbabası ve sütkardeşine gerekli ihtimamı göstererek ihsan ve ikramda bulunması, bir zamanlar ashabına kucak açan Habeş Kralı Necaşi’nin elçilerine bizzat hizmet etmesi, onun bütün insanlığın vefa ihtiyacını karşılayacak bir hazineye sahip olduğunun açık bir göstergesidir. (Şaban Döğen, Rasül-i Ekrem’in Eşsiz Ahlakı, Gençlik Yay.)


Nerede
Kendisine bir harf öğretene kırk yıl köle olacak denli kendisini minnettar hisseden o ulvi anlayış nerde!
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırını sayan o kadirşinaşlık nerde!
Bir anlık vefayı, bir ömür cefaya tercih eden o geniş yürek nerde!
Bu gün yitik zannettiğimiz hayat denizinin bu vefa incileri, bize dikkatli bir arayış kadar yakın. Uzaklara gitmeye de hiç gerek yok. Esasen bu güzellikler bizim hemen yanı başımızda. Yüce dinimizde, şanlı tarihimizde, kutlu medeniyetimizde, aydınlık irfanımızda, içimizde, özümüzde, aslımızda.
Vefa İstanbul’da bir yokuş, hayatta düze çıkış
İçimizdeki iyilik havzamız olan vefa erdemi, bugün maalesef dünyevileşme, menfaat, ihtiras ve tul-i emel karşısında gün geçtikçe erimektedir. Vefadaki erimeden bahsettiğimizde aynı zamanda sosyal hayattaki çürümeden de bahsetmiş oluyoruz. Çünkü vefa, sosyal hayatımızın sigortasıdır. İşte bundan dolayı gönlümüzdeki vefamız, bizim hem davamız, hem de devamızdır.
Kendisi başlı başına bir erdem olan vefa aynı zamanda insanı dünyanın, hayatın ve zamanın öznesi kılacak faziletlere götüren çok sağlam bir vasıtadır.
Vefa: insanı nimette şükre ulaştırır. Malum olduğu üzere şükürde nimeti ziyadeleştirir.
Vefa: İnsanı musibette sabra götürür. Hiç şüphesiz sabrın sonu mutlak manada selamettir.
Vefa: Kişiyi Rahman’a secdeye götürür. İhlasla yapılan secde kulu ukbada müjdeye götürür.
Vefa: insanı oruca, oruç iftara, iftar ise ebedi iftihara götürür.
Vefa: Kendisini takip edeni, ilahî huzura iletir. İlahî huzura gelen kişi ise tarifsiz bir sürura erer.
Vefa: İnsanı dünyada perişan eden yoksulluk ateşini söndürmeye götürür. Dünyada yoksulluk ateşini söndürenin biiznillah ukbada cehennem ateşi söner.
Vefa: İnsanı Mekke’ye, Medine’ye, Arafat’a götürür. Umulur ki Arafat’ta marifete götürür.
Vefa: İnsanı Hakk’a, hakiki kulluğa götürür. Hakk’a hakiki kulluk ise kişiyi her cihette bolluğa götürür.
Vefa: Kulu gönülden ibadete götürür. Gönülden ibadet, kişiyi Rahmet’e götürür. Hakk’ın Rahmet’i ise insanı alır cennete götürür.
Vefa: Sosyal hayatımızda birliktir, beraberliktir, kaynaşmadır, yardımlaşmadır, dayanışmadır, tanışmadır, selamlaşmadır.
Vefa: Dostlukta fedakârlıktır, diğerkâmlıktır, kadirşinaslıktır ve alicenaplıktır.
Vefa: Ailede sevgidir, saygıdır, sabırdır, sadakattir, ülfettir, muhabbettir.
Vefa: Kadın, yaşlı, çocuk, öksüz, yetim, kimsesiz, çaresiz ve engelliler için dikkattir, rikkattir, şefkattir, merhamettir.
Hasılı kelam Vefa belki İstanbul’da bir yokuştur. Fakat aslında hayatta düze çıkıştır.