Makale

Hz. Musa (A. S.)

Hz. Musa (A. S.)


Derya Yöney

Ahmet, Ömer ve Serdar; ‘Peygamberler Tarihi’ndeki yolculuklarına Hz. Musa ile devam ettiler:
“O gece uykusundan kan ter içinde uyanan Firavun, huzursuzdu! Saraydaki kâhinlerin İsrailoğulları’ndan doğacak bir erkek çocuğun büyüyüp, Firavun’un saltanatına ve hükümdarlığına son vereceğini söylemelerinden bu yana, her gece kâbuslar görüyordu! Ve kendisini yaklaşmakta olan tehlikeden korumak için, o yıl doğacak olan tüm erkek çocukların öldürülmesine karar verdi! Emrin uygulandığı yıl, bebeğini Firavun’dan korumak için, doğumunu herkesten gizledi İmran’ın hanımı. Allah ona çok güzel, sağlıklı bir erkek evlat bağışladı ve yavrusunu kurtarabileceği bir çare ilham etti. Küçük bir sandığa koyup, Nil Nehri’ne bıraktı bebeğini. Sular, Firavun’un sarayının bahçesine kadar getirdi sandığı ve, ilk fark eden Firavun’un eşi Asiye oldu bebeği! Hz. Asiye onu bir armağan olarak kabul etti! Yıllardır bir çocukları olmamıştı ve eşini daha önce hiç bu kadar mutlu görmemişti Firavun! Durumdan kuşkulansa da, bundan sonra bebeği kendi evladı yerine koyup onu sarayda büyütecekti! Musa’nın büyümesi için süte ihtiyaç vardı ve bilmeden kendi annesinin sütanne olarak saraya getirilmesinden sonra, onun sütünü emerek büyüdü.
Yıllar yılları kovaladıkça, Musa daha da büyümüş ve güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştu. Şehirde dolaşmaya çıktığı bir gün saraya dönerken kavga eden iki genci ayırmak istedi ve kaza sonucu birinin ölümüne sebep oldu. Telaşla oradan uzaklaştı. Çok pişmandı; Allah’a tövbe ve dua edip yalvararak Medyen şehrine doğru yol aldı. Etrafında çobanların sürülerini otlattığı bir su kuyusunun yanında, yardıma ihtiyacı olan iki genç kız dikkatini çekti ve onlara yardım etti. Kızlar, evlerine gidip babaları Hz. Şuayb Peygamber’e Musa’yı anlatınca, o da Musa’yı yanına çağırdı. Musa’nın başından geçenleri dinleyince: “Endişe etme, o zalimlerin elinden artık kurtuldun!” diyerek ona yanında bir iş verdi. Uzun seneler orada kalan Musa, Hz. Şuayb’ın kızlarından biriyle evlendi.
Yıllar sonra, Hz. Musa’nın Mısır’a duyduğu hasreti daha da arttı ve ailesiyle birlikte Mısır’a doğru yola çıktı. Tur Dağı yamaçlarına gelip de mola verdiklerinde, parlayan bir ışık gördü ve yanına yaklaştı. Daha önce hiç duymadığı bir sesle irkildi o esnada. Yüce Allah, burada Hz. Musa’ya, kendisini peygamber olarak seçtiğini ve Firavun’a gidip onu Allah’a imana davet etmesini söyledi. Hz. Musa, Allah Teâlâ’ya kardeşi Harun’u da kendisiyle birlikte görevlendirmesi için dua etti ve Allah (c.c.) onun bu duasını kabul ederek kardeşi Harun’a da peygamberlik görevi verdi. Birlikte Firavun’a gittiklerinde, ona Allah’ın emirlerini anlattı Hz. Musa! Firavun güldü, dalga geçti ve bir mucize göstermesini istedi. Hz. Musa hemen elindeki asayı yere bıraktı, o anda kocaman bir yılana dönüştü asa! Yılanı tuttuğunda ise, Allah’ın emriyle yeniden asaya dönüşüverdi. Firavun, bunun bir sihirbazlık olduğunu söyleyerek başka bir delil istedi.

Bu sefer, sağ elini havaya kaldırıp, Firavun’a gösterdi Musa Peygamber, sonra elini göğsüne, elbisesinin içine koyup tekrar çıkardığında, esmer tenli olduğu halde bembeyaz olarak çıktı eli. Gördüğü mucizelere rağmen yine de inanmadı Firavun ve ülkenin en ünlü sihirbazlarını çağırarak Hz. Musa’yla karşı karşıya getirmeyi düşündü. Hz. Musa da bu teklifi kabul etti. Tüm halkın toplanacağı bayram günü buluşacaklardı.
O gün geldiğinde Hz. Musa önceliği sihirbazlara verdi ve sihirbazlar ellerindeki ipleri meydana atarak çeşitli numaralarla onları yılan gibi hareket ettirdiler. Bir müddet sonra da Hz. Musa, Allah’ın emriyle asasını yere attı ve asa kocaman bir yılana dönüşerek, sihirbazların yılanlarını yuttu. Sihirbazlar o anda Hz. Musa’nın hak peygamber olduğunu, söylediklerinin gerçek olduğunu, onun mucize gösterdiğini anladılar. Allah’tan af dileyerek iman ettiler ve iman ettiklerini açıkça söylediler.
Firavun yenilgiye uğramıştı ve bunu hazmedemiyordu. Sihirbazları inanmaktan vazgeçiremeyince işkenceyle tehdit etti. O esnada, Firavun’un eşi Asiye validemiz de Allah’a iman ettiğini söyledi. Zaten Hz. Musa ellerinde büyümüştü ve ona evladı gibi davranmıştı. Firavun, Hz. Asiye’yi de iman etmekten vazgeçiremedi.
Mısır’da Hz. Musa’ya inananların sayısı arttıkça Firavun’un da inananlara eziyetleri artıyordu. Musa Peygamber, insanlara Allah’ın emirlerini tebliğ etmeye devam ettikçe Firavun ve adamları direniyorlardı. Onlara bir uyarı olması için tufan; her yerden çıkan böcekler, haşereler; her yeri saran çekirgeler; su kaynaklarından su yerine kan akması gibi felaketler geldi. Firavun, her seferinde Hz. Musa’ya, bu felaketlerin kalkması için Allah’a dua ederse iman edip müminlere eziyeti bırakacağını söylüyordu. Hz. Musa, Allah’a dua ediyordu, felaket kalkıyordu. Yine de Firavun ve adamları iman etmediler.
Nihayetinde Allah, Hz. Musa’ya kavmiyle birlikte şehirden ayrılmasını emretti ve Kızıldeniz’e doğru yola çıktılar. Firavun haberi alınca hemen ordusunu hazırladı ve peşlerine düştü.
Günler sonra Kızıldeniz kıyılarında inananlara yetiştiler. Musa Peygamber, Allah’ın emriyle asasını denize vurdu ve Kızıldeniz yarılarak inananlara yol oldu. Müminler denizin ortasından karşıya geçtiler. Kızıldeniz kıyısına iyice yaklaşan Firavun ve ordusu da onları yakalamak için bu yolu kullanmak istedi ama denizin tam ortasına gelip de kaçacak yer kalmadığında sular iki taraftan üzerlerine kapandı. Adamlarıyla birlikte suların içinde kayboldu Firavun! Hz. Musa ve Harun (a.s.) ise inananlarla birlikte yollarına devam ettiler. İman bir kere daha galip gelmişti.”