Makale

başyazı

b a ş y a z ı

Prof., Dr., Ali Bardakoğlu
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI

Hayatta sevineceğimiz, huzur duyacağımız olaylarla karşılaştığımız gibi, zaman zaman bizi üzecek veya hoşumuza gitmeyecek hastalık, yoksulluk ve felâketlerle de karşılaşabiliriz. Bu konuda hiç birimiz, ayrıcalıklı bir konumda değildir.
Böyle zamanlarda bir küçücük tebessüm, şefkatle uzanan bir yardım eli beklenir. Ancak çoğu defa gündelik telâş içinde hayatın bu yönünü göremiyor veya algılayamıyoruz. Oysa hayatın gerçek yüzü her zaman tozpembe değildir. Yüce Allah’ın ihsan ettiği onca nimet arasında aç gezen, sıcak bir tas çorbaya, bir somun ekmeğe ihtiyaç duyan, sırtına giyebileceği bir elbiseye hasret nice insan vardır. Nice insan hastalık, maddî imkansızlık ve çaresizlik içinde kıvranmakta; kendisini ziyaret edecek birisinin yolunu gözlemekte ve nice insan başını sokacağı kuytu bir yer arayarak, sokaklarda hayata tutunma mücadelesi vermektedir.
Bunlar anne ve baba, akraba, kardeş, arkadaş, dost ve komşularımız olabilir. Veya hiç tanımadığımız, vatandaşımız, din kardeşimiz, başka din ve ülkelere mensup insanlar olabilir. Hiç önemli değil. Çünkü biz mü-minler, bütün insanlara karşı kendimizi sorumlu tutmaktayız. Üstelik sadece insanlara karşı değil, bütün canlılara karşı sorumlu olduğumuzu Yüce Yaratıcı’mız emretmektedir.
Toplumları derinden sarsan sayısız sorunun yaşandığı günümüz dünyasında, insanlık onuruna yakışır aydınlık geleceğin inşası için hepimize ciddî görevler düşmektedir. Bu yüzden hayatı daha yaşanabilir kılma ve birbirimizin yükünü azaltmak için sosyal yardımlaşma ve paylaşmayı temel alan bir hayat tarzını sürdürmek durumundayız. Çünkü birbirimizle dayanışma içerisinde hayatı paylaşma, birçok bireysel ve toplumsal sorunumuzu çözebilir ve bunların çözümü hayatı kolaylaştırır, huzur ve mutluluğu, arzu ettiğimiz birlik ve beraberliği sağlar.
Aksi takdirde, birbirimizin dert ve sıkıntılarına duyarsız kalıp sırt çevirme, şefkat ve merhamet duygularından uzaklaşıp nemelâzımcı tavırlar takınma, paylaşma ve dayanışmanın güzellik ve erdeminden uzaklaşma; toplumumuzdaki âhengi bozar, sorunları artırır, çevremizdeki akraba ve dostlarımızı azaltır, servet ve gücün yetmediği durumlarda, bizleri telafisi mümkün olmayan çaresiz durumlara düşürebilir.
Yüce dinimizin emir ve tavsiye ettiği paylaşma ve yardımlaşma gibi prensiplere kulak verip, birbirimize karşı yerine getirmemiz gereken birtakım görev ve sorumlulukların bilincinde olarak, omuz omuza verip, hayatı acı ve tatlısıyla paylaşmalı, mutlu ve huzurlu yarınlara hep birlikte kavuşmalıyız.