Makale

Fatih Devrinden Balıkesir'e Hatıra Zağnos Paşa Camii

Fatih Devrinden Balıkesir’e Hatıra
Zağnos Paşa Camii


Cevat Akkanat


Büyük bir hayalim vardı. “Ezan Şehirler” başlığını taşıyan edebî nitelikte uçsuz bucaksız bir metne imza atacaktım. Sabahları, şehrimin camilerinden ahenkle okunan ezanlar vermişti bu fikri bana. Şöyle ki, müezzin efendiler belirli bir ölçü ve denge içinde, şehrimin gök kubbesini çeşitli makamlarda okudukları ezanlarla büyülü bir âleme çevirirlerdi. Biri başlar, henüz bitmeden diğeri takip eder, sonra diğeri ve diğeri, diğeri… Böyle, dakikalarca sürüp giden aks-i seda, beni ve hemşehrilerimi yeni ve bereketli bir gününe hazırlardı…
Bende “Ezan Şehirler”i yazma fikrini doğuran şehir, Balıkesir’di. Doğduğum, büyüdüğüm, ilk gençliğimi yaşadığım memleketim… Balıkesir’de kurmaya başladığım bu düş, kendilerinde gurbete çıktığım diğer şehirlerde de peşimi bırakmadı. Zira, konakladığım hemen her diyarda hayat, sabahın salat vaktini haber veren o sağaltıcı besteyle başlıyordu.
Yazarın iç Konuşması…
Peki, “Ezan Şehirler”i yazabildim mi? Hayır! Doğrusu, içimde deruni bir yara olarak kalan bu hayalimi, yazılı olarak ilk kez şimdi, burada gündeme getiriyorum.
Niçin mi? Çünkü, Balıkesirli birisi olarak, memleketimden bir camiyi yazacağım. “Ezan Şehirler”i kaleme alamayan birisi olarak, işe bir özeleştiri ile başlamam gerekirdi. Sadece özeleştiri de değil, bir de özür beyanı. Ayrıca, bu başlangıç cümleleri vesileyle başka bir zorluğu da yenmeli değil miyim? Zira, “Balıkesir’de önceliği hangi camiye vermeliyim? Zağnos Paşa mı, Yıldırım mı?” sorusuyla mücadele halindeyim… Bir yandan, “Tabii ki Yıldırım Camii (1388) ile başlamalısın, zira Yıldırım Bayezid yaptırmıştır ve şehrin en eski Osmanlı bakiyesidir. Üstelik, senin kişisel tarihinde de bu caminin yeri büyük; ne çabuk unuttun, henüz 12 yaşındayken Eski Cami’de bir yıl yatılı Kur’an talebesi olmadın mı?” diyen bir ses… Öte yandan, “Zağnos Paşa Camii, şehrin merkezinde, gösterişli bir cami. Şöhreti de buna bağlı olarak daha farklı. Sen bilirsin ama, öncelikle Paşa Camii’ni gündeme almalı!” diyen ikinci bir ses…
Tercihimi Zağnos Paşa Camii’nden yana kullanıyorum. iki sebebi var: 1. Yıldırım Camii’ne oradaki talebeliğimden ötürü torpil geçmiş olma endişesi içindeyim. Bu yüzden onu bir başka yazıda gündemime almalıyım. 2. Zağnos Paşa Camii için yazı dersimi daha iyi çalıştım…
Fatih Zamanından Kalan Hatıra…
Zağnos Paşa Camii’ne adını veren Zağnos Paşa, Sultan I. Murat devrinden itibaren etkin olmaya başlamış bir devlet adamıdır. Fatih’in çocukluğunda onun “askerlik hocalığı”nı yapan Zağnos Paşa, Fatih tahta geçince de vezirliğe tayin edilecek ve istanbul’un fethinde öncü bir kişilik olacaktır. Zira, fetih öncesinde Rumeli Hisarı’nı yaptırmış, Osmanlı donanmasının kara yolu ile Kasımpaşa’ya indirilmesinde rol almıştır. Fatih devrinin âlim ve fazıllarından olan Zağnos Paşa, hayatı boyunca Gelibolu Sancak Beyliği ve Kaptan-ı Deryalık görevlerinde de bulunmuş, 1467-1469 yılları arasında ise Trabzon Sancak Beyliği yapmış bir devlet adamıdır.
Zağnos Paşa’nın Fatih Sultan Mehmet’le akrabalık ilişkileri de bulunmaktadır. Zağnos Paşa, Sultan II. Murat’ın damadı, ayrıca Fatih’in kayınpederi olmuştur. Padişahın hem eniştesi hem de kayınbabası olmak gibi bir statünün sahibi olarak Zağnos Paşa ile Fatih arasındaki münasebet, bugün kıssa halinde anlatılan şu hikâyede iyice tezahür eder:
Fatih Sultan Mehmet’le yakınlık derecesi ve mevkisine rağmen, Zağnos Paşa, Balıkesir’de kendi adıyla anılacak olan caminin inşaatında, ustalarla birlikte çalışmaktadır. O günlerde Fatih de Balıkesir’e gelmiş, inşaat sahasına uğramıştır. Zağnos Paşa, sırtına aldığı taşı yukarı çıkarırken onu gören Fatih:
“Kolay gelsin Zağanos...” diye seslenmiş. Zağnos Paşa da ona dönmeden ve kimin söylediğini görmeden:
- Eyvallah Mehmet! cevabını vermiş.
Fatih: “Beni görmeden nasıl tanıdın?” diye sormuş. Zağnos Paşa da demiş ki:
- Bana burada kimse Zağnos demez. Paşa derler. Adımı ancak sen söyleyebilirsin. Ondan tanıdım…
Zağnos Paşa, Balıkesir’in büyüyüp gelişmesinde önemli katkıları olan bir devlet adamı olarak bugün, şehrin sembol isimlerinden birisidir. Öyle ki, o sadece Zağnos Paşa Camii’ni yaptırmış değildir. Cami ile yetinmemiş, Balıkesir’e hamam, imaret, çeşme, medrese, iki adet kuyu, 92 dükkândan oluşan bir bedesten inşa ettirip, sahip olduğu mülkleri de bu eserlerin bakımına vakfetmiştir. Balıkesirliler Zağnos Paşa’yı bu hizmetinden ötürü şükranla anmakta, onu farklı nitelikte eserlerle yaşatmaktadırlar. Balıkesirli araştırmacı yazar ve şair Muharrem Eren’in “Zağnos Paşa” manzumesi de bunlardan birisidir. iki dörtlük iktibas ediyoruz: “Yüce Allah’ın sevgili kulu/Peygamber’in övdüğü bir ulu/Fatih Sultan’ın sağ kolu/Balıkesir’de yatan Zağnos Paşa (…) Rütbeleri, ‘Vezir-i Muazzam’dı/Kitabede, ‘Abdülmükerrem’dir adı/Padişahı, ‘Feth’e hazırlayandı/ileri görüşlü Zağnos Paşa (…)”
Zağnos Paşa Külliyesi…
Zağnos Paşa tarafından 1461’de yaptırılan Zağnos Paşa Külliyesi, Balıkesir şehir merkezindedir. Cami, türbe, hazire, muvakkithane ve hamamdan oluşan külliyeden orijinal kalan tek unsur hamamdır. Külliyenin ana unsuru olan caminin orijinali 1897 depreminde yıkılmış, yerine bugünkü yapı, mevcut Zağnos Paşa Türbesi ile birlikte 1908’de Balıkesir mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır. Şu halde, Zağnos Paşa Camii’yle ilgili tespitleri yaparken, 1908’de inşa edilen yapıdan hareket edeceğiz. Burada hemen belirtmek lazım, bu yeni yapı, Osmanlı mimarisinin son döneminde görülen melez (eklektik) üsluba ait özellikleri bünyesinde taşır.
Zağnos Paşa Camii kare planlı bir yapıdır. Düzgün yontma taş, kesme taş ve tuğladan yapılmış olan caminin dış görünüşünde yatay ve dikey hatlar dikkat çekicidir. Köşelerdeki kesme taştan köşe payeleri dikey hatları oluştururken, yapıyı ortadan kesen silme ile ikinci kat pencerelerinin üzerindeki silme, yatay hatları oluşturur.
Ortalama bin kişilik kapasitesiyle Balıkesir’in en büyük ibadethanesi olan Zağnos Paşa Camii’nin içine kuzey, doğu ve batı yönlerdeki çift kanatlı ahşap kapılar vasıtasıyla girilir. Kapıların her birinin önünde dört köşeli mermer sütunların taşıdığı, ahşap tavanlı, kurşun kaplı, eğimli bir çatı ile örtülmüş sundurma yer almaktadır. Kuzeydeki kapının önünde bulunan sütunlar, prizmatik kaide üzerinde yivli ve ikiz sütun şeklindedir. Burada kapı lentosu (hatılı) üzerinde yer alan kitabe, caminin ilk ve orijinal döneminden bugünkü yapıya kalmış ender unsurlardan birisidir. Kapı üzerindeki bu kitabede kelime-i tevhit ve ebced hesabı ile ilk inşaat tarihi (h. 865) okunmaktadır. Caminin doğu girişi yol seviyesinden yüksekte olduğundan, harime geçebilmek için iki yanlı merdiveni kullanmak gerekmektedir.
Caminin iç Âlemi…
Kalın duvarlarla çevrili camiye içerden baktığımızda, ibadet yerini kare şeklinde dört kalın paye ve bu payeleri birleştiren yüksek kemerlerin bölümlere ayırdığını görürüz. Bu büyük payeler, birbirlerine ve duvarlardaki gömme payelere (her bir cephede ikişer adet olmak üzere camide toplam sekiz gömme paye vardır.) ikişer gergi ile bağlanmıştır. Caminin orta mekânını, bahsettiğimiz dört büyük paye üzerine oturtulmuş büyük bir kubbe örtmektedir. 13 m çapındaki bu merkezî kubbenin güneyine mihrap önü kubbesi yerleştirilmiştir. Mihrap önü kubbesi hafif oval şekildedir. Bu ikisinin dışında caminin dört adet de köşe kubbesi bulunmaktadır. Köşe kubbelerinin aralarına yerleştirilmiş olan yarım daire tonozlar mekânın diğer kısımlarını örter. Merkezî kubbe sekizgen bir kasnağa oturtulmuştur. Kubbelerin tamamı üstten kurşunla kaplanmıştır.
Orta kubbenin geçişlerinde ve yarım tonozlarda kıvrıkdal, çiçek ve lale motifleriyle yapılmış süslemeler vardır. Mihrap önü kubbesinin iki köşesinde bulunan iki üçgen ile kasnağındaki pencereler arasına yerleştirilen yıldız ve geometrik motifli renkli çiniler dikkat çekicidir. Köşe kubbelerde ve kemerlerde Osmanlı tezyinatında çok kullanılan rumi, palmet ve kıvrık dal motiflerden oluşturulmuş kalem işi süslemeler yer almaktadır.
Caminin müezzin mahfili ile vaaz kürsüsü merkezî kubbeyi taşıyan payelere monte edilmiştir. Son cemaat yeri olmayan Zağnos Paşa Camii’nin kendisine has bir kadınlar mahfili bulunmaktadır. Caminin kuzey dış cephesindeki bir kapıdan (buna caminin dördüncü kapısı diyebiliriz) girilerek çıkılan bu mahfil kuzey koridoru boyunca uzanır. Ahşap malzemeden yapılan kadınlar mahfili, yine ahşaptan yivli altı adet sütuna oturmuş olup, güney tarafından kafeslidir.
Zengin Aydınlatma Sistemi…
Zağnos Paşa Camii’nde zengin bir aydınlatma sistemi vardır. Bu sistemin ana yapısını, caminin her bir cephesinde üç dizi halinde sıralanan pencereler oluşturur. Buna göre, kuzey cephesi dışında kalan cephelerde on ikişerden toplam otuz altı pencere bulunmaktadır. Kuzey cephesinde ise dokuz pencere bulunmaktadır. Bunun sebebi, kuzey cephenin üst katında kadınlar mahfilinin bulunması olmalıdır. Caminin pencereleri yuvarlak kemerlidir. Üst sıradaki pencereler bal peteği şeklinde alçı şebekelidir. Mihrap tarafındaki pencerelerde kırmızı, mavi, mor, pembe ve yeşil renkte camlar kullanılmıştır. Caminin doğal ışıkla irtibatını sağlayan diğer unsurlar ortadaki büyük kubbe ile mihrap önü kubbesindeki pencerelerdir. Bunlar, merkezî kubbenin sekizgen kasnağının her bir kenarına yerleştirilen petek şebekeli ikişerli pencereler ile (toplam on altı adet), aynı şekilde mihrap önü kubbesinin kasnağına (toplam on adet) yerleştirilen pencerelerdir. Mihrap önü kubbesinde pencere sayısının eksik olmasına sebep ise, bu iki kubbenin bitiştiği bölümün buna mani olmasıdır.
Mihrap ve Minber Hakkında…
Zağnos Paşa Camii mihrabı, sanat değeri bakımından caminin en önemli unsurları arasındadır. Son dönem Türk sanatının bütün özelliklerini ihtiva eden mihrabın iki yanında breş taşından üstü kabartmalarla süslü birer sütun vardır. Mihrap alınlığında ayete’l kürsi yazılı bir kitabe bulunmaktadır. Mihrap nişinin yarım silindir şeklindeki kavsarası en üstte bir noktada birleşen yivli dilimlere ayrılmıştır. Nişin köşe dolguları kabartma olup, Barok üslupta akant yaprakları ile süslüdür. En üstte ise altın yaldızlı akant yaprakları ve palmetlerden müteşekkil bir bordür bulunmaktadır.
Zağnos Paşa Camii’nde ilk yapıdan kalan bir başka unsur beyaz mermerden mamul minber kapısıdır. Kıvrık sivri kemerli bu mermer kapının üzerinde ve köşe dolgularında oyma tekniğinde rumiler, kıvrıkdal ve palmetlerden müteşekkil süslemeler vardır. Üstündeki üçgen şeklindeki alınlığın içi de benzeri süs unsurlarını taşır. Tepe bölümü palmet şeklinde tamamlanır. Minberin kenar korkulukları baklava şeklindedir. Yanlardaki üçgen panoların kenar profilleri ince motiflerle süslenmiştir. Minber kürsüsü yivli dört sütun üzerindedir. Korint başlıklı dört kemer ve bunların üzerinde üç kademeli sivri bir külah ile minber tamamlanır.
Minare, Muvakkithane, Güneş Saati, Türbe ve Hamam…
Zağnos Paşa Camii’nin barok üslupta ve kesme taştan yapılmış minaresi kuzeybatı köşededir. Dört köşe kaidesi caminin beden duvarları boyunca yükselmiş olan minarenin silindirik gövdesi şerefeye kadar yivlidir. Barok bir külahı bulunan bu minareyi Arabacıoğulları’ndan Hacı Hafız Efendi yaptırmıştır.
Caminin batı yönünde, minare kaidesinin hemen yanında muvakkithane (saat ayarlama dairesi) yer almaktadır. Kesme taştan yapılmış olan bu ilgi çekici yapıya girişin iki yanında sepet şeklinde başlıklı burmalı sütunlar vardır. Profilli bir kemer silmesi ile biten duvarlar, üstte dalgalı barok hatlar oluşturan saçak korkulukları ile tamamlanır.
Zağnos Paşa Camii’nin avlusunda, birisi kuzeyde diğeri batıda olmak üzere iki şadırvan bulunmaktadır. Kuzeydeki şadırvan mermerden yapılmış olup on iki köşelidir. Ortasında mermerden, dilimli fıskiyesi vardır. Demir parmaklıklarla çevrilidir. Son yıllarda şadırvanın üstü beş sade sütuna oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin batıdaki şadırvanı ise 1908’deki ikinci inşa döneminde yapılmıştır. Şekli ve örtüsü açısından kuzeydekiyle aynıdır. Sadece musluklu panolardaki kabartma süsler ile fıskiyesi farklıdır. Caminin üçüncü bir şadırvanı daha vardır. Bu, avlu dışında, yapının kuzeydoğu köşesinde, mermerden yapılmış beş yüzlü bir şadırvandır. Her yüzünde, kemerler ile bağlanmış çift gömme sütunlar bulunmaktadır.
Avlunun güneyinde yer alan güneş saati de dikkat çekicidir. Kısa ve kalın bir sütunun üzerine oturtulmuş bir tablada saat dilimleri işaretlenmiştir. Ortasında demir bir çubuk vardır. Saat demir çerçeveli olup dilimleri silinmiştir.
Cami avlusunda bunlardan başka hazire ve türbe bulunmaktadır. Güneydeki hazire içinde yer alan Zağnos Paşa Türbesi caminin ikinci inşası ile birlikte yapılmış olup taştan sekizgen planlı küçük bir yapıdır.
Zağnos Paşa Külliyesi’nden günümüze kadar orijinalliğini koruyabilmiş tek yapının hamam olduğunu söylemiştik. Caminin yakınındaki hamamın yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, külliyenin bir parçası olduğu muhakkaktır.
Zağnos Paşa Kürsüsü’nde iki Öncü: Mehmet Âkif, Gazi Paşa…
Zağnos Paşa Camii’nin dinî ve mimari özelliklerinden kaynaklanan önemlerinin yanı sıra tarihî olayları etkileyen faaliyetlere ev sahipliği yapmasından kaynaklanan kıymeti de vardır.
Söz konusu faaliyetlerden birisi milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un, Milli Mücadele yıllarında halkı, düşmana karşı cihada teşvik etmek için Zağnos Paşa Camii’nde vermiş olduğu vaazdır. Âkif’in 6 Şubat 1920 Cuma günü camiyi tıklım tıklım dolduran cemaate hitaben yaptığı konuşma Âl-i imrân Sûresi’nin 103. ayetinin bir kısmının tefsiriyle başlıyordu. Âkif vaazını şu cümlelerle bitirmişti: “Bugün herkes varını yoğunu sarf ile mükelleftir. Osmanlı saltanatını iyla için ‘Karesi’nin, bu kahraman islam muhitinin vaktiyle ne büyük fedakârlıklar gösterdiği herkesin malumudur. Rumeli’yi baştan başa fetheden hep bu topraktan yetişen babayiğitlerdi. O kahraman ecdadın torunları olduğunuzu ispat etmelisiniz. Anadoluyu müdafaa hususunda diğer vilayetlere ön ayak olmak şerefini siz ihraz ettiniz. Sa’yiniz meşkürdür. inşallah bu şan u şeref kıyamete kadar artar gider. inşallah vatanınızın haysiyeti, istiklali, saadeti, refahı, ümranı dünyalar durdukça masun ve mahfuz kalır.”
Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa da, Zağnos Paşa Camii kürsüsünden halka seslenmiştir. Onun “Balıkesir Hutbesi” olarak tarihe geçen konuşması 7 Şubat 1923 tarihinde gerçekleşmiştir. Gazi Paşa’nın hutbesi bugün hem Osmanlı ve günümüz Türkçeleriyle Zağnos Paşa Camii’nin batı cephesi duvarına iki ayrı çerçeve şeklinde asılmıştır. Bu hutbenin de giriş bölümünü aktarıyoruz: “Ey Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah’ın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dinî gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur’an’daki manası açık olan ayetlerdir. insanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenab-ı Hak’tır.”
Bugün, Balıkesirlilerin önemli bir hayat kaynağı olan Zağnos Paşa Camii, şehri ziyaret edecek olanların da ilk durak yeri olmaktadır. Benim içinse, “Ezan Şehirler” hayalimi hâlâ diri tutturan Balıkesir’e gurbetten her dönüşümde, hayat bulmak için uğradığım bir yenileşme, yeğnileşme evi…