Makale

Kitap Tanıtımı/Türkiye Dindarlığının Arkeolojisi

Kitap Tanıtımı

Kâmil Büyüker

Türkiye Dindarlığının Arkeolojisi

Türkiye’de din ve dinin şekillendirdiği hayatın yansıması olan dindarlık konusu bir sosyolojik gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Ancak dinin algılanışı ve yaşanışı konusunda farklı algılayışlar ve temayüller göze çarpıyor. Bilimsel veriler üzerinden ve sosyolojinin imkânlarını kullanarak dindarlığı Türkiye ölçeğinde masaya yatıran çalışma “Türkiye’de Dindarlık” ismiyle ve “Sosyal Gerilimler Ekseninde İnanç ve Yaşam Biçimleri” alt başlığı ile yayınlandı. Eser Bahattin Akşit, Recep Şentürk, Öner Küçükural, Kurtuluş Cengiz’in 2008-2011 yılları arasında üç yıldır süren ve 25 ilde toplam 1538 kişi ile yüz yüze yapılmış görüşmelerin meyvesi. Türkiye’de dindarlığın arka planını, dinin sosyal anlamını anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik çalışmada toplumsal yapı ve din arasındaki ilişkileri anlamanın en iyi yolu olarak beş gerilim alanı üzerinden hareket edilmiştir. Bunlardan ilki kutsallık ve dünyevilik. İkincisi geleneksellik ve modernlik. Üçüncüsü kamusal alan ile özel alan ayrımı ve burada dinin nasıl yaşanacağı. Dördüncüsü kutsal kurallar ile yaşanan dinin ilişkileri ve sorunları. Son madde ise hayatın hangi alanları dinsel bilgiyle düzenleneceği, hangi alanlarında bilimsel bilginin geçerli olacağı konusudur. Kitabın hareket noktasını bu beş temel esas oluşturmaktadır. Çalışmanın hazırlanışı, takip edilen metotlar dikkate alındığında Türkiye ölçeğinde yaşanan dindarlığın arkeolojisine yönelik ciddi bir kaynak değeri taşıdığı görülecektir. Dokuz bölüm hâlinde irdelenen konunun, kitapta da ifade edildiği üzere hatimesi “hem güncel, hem de tarihsel nitelikler arz eden önemli bir toplumsal sorunumuza ilişkin bir öngörü ve içgörü geliştirmeyi” (s. 20) hedeflemektedir. İçeriden ve sahici bir bakışla hazırlanan eser zaman zaman gerilim konusu hâline getirilen meseleye önemli bir katkı sunuyor.
Türkiye’de Dindarlık, Bahattin Akşit, Recep Şentürk, Önder Küçükural, Kurtuluş Cengiz, İletişim yay. İstanbul. 2012. 572 s.

Âtî’ye Yazılmış Yazılar

“Mehmet Âkif olmak kolay değildir…” diye söze başlıyor yazar Ertuğrul Düzdağ. Âkif olmanın kolay olmamaklığı neden kaynaklanıyor acaba? Evvela o bir Kur’an şairi, mütefekkir, âlim ve fazıl bir zat. Sonrasında vicdanlı ve dertli bir ses. Milletin ve Müslümanların derdini dert edinmiş bir sima. İçimizden birisi… Âkif toplumumuzun belleğinde güncelliğini ve diriliğini koruyor. Âkif’in hususiyetlerini en aşikâr göreceğimiz yer onun hayatıdır, kürsüsüdür, şiirleridir, yazdıklarıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları arasından çıkan “Mehmet Âkif Ersoy Tefsir Yazıları ve Vaazlar” isimli eser, Âkif’in çok boyutlu veçhesini ortaya çıkaran mahiyette bir çalışmadır. Eser, Merhum Âkif’in ‘başmuharrir’i bulunduğu Sebilürreşad mecmualarında yayınlanmış, Safahat içerisinde yer almış manzum ve düzyazı tefsirlerden ve muhtelif cami kürsülerinde vaaz olarak tarihe geçmiş metinlerden oluşmaktadır. Ertuğrul Düzdağ’ın uzun süren çalışmaları neticesinde yayınlanan eserde 36’sı düzyazı, 18’i manzum olmak üzere 54 tefsir yazısı ile 9 vaaz konuşmasının tamamı bir araya toplanmıştır. Bu yazılar ve vaazlar Âkif’in hayatının önemli bir aralığını temsil etmektedir. Zira herc ü merc içinde bir dünyada o, hakkı korkusuzca haykırmıştır. Hayatının bu önemli satır aralığının yer aldığı eserinin 1912-1913 yılları arasında kısa Tefsir yazıları; 1913-1919 aralığında kaleme aldığı Manzum Tefsirleri ve 1910 ile 1920 yılları arasında memleketi dolaşarak, hakikate çağıran bir vaiz olarak verdiği vaazları olduğunu eseri hazırlayan tarafından öğreniyoruz. Âkif, söyledikleri artık mazide kalan, ancak âtinin ufuklarında sesi, sedası ve yazdıkları yankılanan bir düşünür olarak karşımızda duruyor. Eseri belki de bu bakışla okumak icap ediyor. Son söz olarak, Âkif’in Mâide suresi 105. ayete verdiği tefsirin bir bölümüne kulak verelim: “Şimdi yapılacak şey bundan sonra ağzımızı değil, gözümüzü açarak, kusurlarımızı yakından görerek onları ikmale; Allah’a, ibadullaha karşı mükellef olduğumuz vazifelerimizi hakkıyla ifaya çalışmaktır. Ye’sin manası yoktur.” (s. 117)
Mehmet Âkif Ersoy, Tefsir Yazıları ve Vaazlar, Haz. Ertuğrul Düzdağ, Ankara 2012. 360 s.