Makale

Ah Şu İnsan!

Ah Şu İnsan!

Sümeyye ÖZGEN

Yükümüz biraz insanlık olsaydı, attığımız adımlar bir bir içimizde dolanmayacaktı. İçimiz biraz toprağa benzeseydi mesela! Toprak gibi yufka olsaydı içimiz; elimizle ve dilimizle değiştiremediklerimizi yüreğimizle değiştirebilirdik. Sarf ettiğimiz kardeşlik sözleri yemyeşil sürgün verirdi katı taşların arasından ve barış türküleriyle yumuşatabilirdik taşa dönmüş yürekleri...
Yükümüz biraz barış olsaydı; kanayan kim, kanatan kim diye düşünseydik; toprağımız, yenilgilerimiz, zaferlerimiz, coşkumuz ortaktır demeyi bilseydik; ölümcül kavgalardan evvel selam verdiğimiz, aynı sofraya oturduğumuz, aynı Rabbe kul olduğumuz insanların kanının, hangi boşunalıkla dökülmüş olduğunu anlayabilirdik. İslam’ı biraz anlayabilseydik, başına dokunduğumuzda yaşadığımızı hissettiren çocukların oynamadığı sokakların, insanlık için birer mezar olduğunu, büyük hırsların küçücük çocukları öldürdüğünü görebilirdik.
İşitmek isteseydi eğer birileri, duyabilirdi! “Öldürmeyeceksin!” buyuran sesin sahibinin, “Yaşatın” buyuran sesten farklı olmadığını... “Allah haksız yere saldıranları sevmez!” denildiğinde, her insanın insanca yaşamak için yaratıldığını ve yaşatmanın imtihanımız olduğunu biraz anlayabilseydik, yaşatırdık, diriltirdik... Ölüm kusmasaydı eğer ağızlarını açtıklarında zulüm kahramanları, birine cennet birine zindan olmazdı dünya! Kör bir öfkeyi miras olarak seçmeseydik, rahmet kanatlarının indiğini görebilirdik göğümüze... Yükümüz şefkat olsaydı ve sadece yürekten selam deseydik oysa! İyi şeyler söylerdik, İslam cennetimiz olurdu ve cenneti dünyada bulurduk.
Yükümüz, biraz fikirler olmalıydı bizim! Barışın ve insanca yaşamanın kandan geçmediğini öğretecek fikirler! Müslüman’a yakışır diriliş fikirleri... Kıldan ince, kılıçtan keskin hayatı, kendimize ve diğerlerine yaşanılası kılacak... Umudu vaat edecek… Kimileri taş taşırken, kimileri tüfek doğrulturken; kimileri yürek yerine taş, avuçlarında kardeş kanı taşırken bu hayatta, bizim aklımızda hep, ümmetin dirilişine gebe, kana bulaşmamış onurlu fikirler olmalıydı! Ve dilimizde her an, nefes alıp verir gibi Rabbin selamı!
Çünkü Müslümanız biz! Merhameti Muhammed’den öğrenmiş, İslam’la şereflenmiş barış elçileri! Bu yüzden, bizim yükümüz biraz merhamet olmalı! Çok değil yani! İnsan, sadece dünyayı diğer insanlara yaşanılası kılacak kadar mümin olmalı!

Ah şu insan! Merhameti öğrenebilseydi, düzelecekti bütün eğrilikleri yüreğinin.