Makale

KURBAN

ŞEÂİR

KURBAN

Muhammed Kâmil YAYKAN

Çocuklarda tatlı bir telaş, büyüklerde gururlu bir sevinç vardı hüzünle karışık… Derken tekbir sesleri tekrar sardı dört bir yanı…

“Allahüekber, Allahüekber.
Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber
Allahüekber ve lillahi’l-hamd.”
Tekbir sesleri sarıyordu dört bir yanı…
Kapı ağır ağır aralandı. Tozlu bir güneş hüzmesi aydınlattı içeriyi. Tahta kapının paslı menteşeli müziğinde binlerce zerrecik dans etmeye başladı ışığın içinde…
Başında takkesi, yüzünden düşürmediği tebessümü ile girdi içeriye pirifâni… Gel bakalım dedi usulca... Sözlerin ağzından döküldüğü esnada gözünün ucunda da iki damlacık yaş parlayıverdi…
Akşamdan yakmışlardı kınasını. Düştü öne… Ağır ağır yürüdüler bahçeye...
Çocuklarda tatlı bir telaş, büyüklerde gururlu bir sevinç vardı hüzünle karışık… Derken tekbir sesleri tekrar sardı dört bir yanı…
Bir el sırtını sıvazladı, kuvvetle, heman… Bir başkası gözlerini kapattı… Önce derin bir karanlık oldu… Sonra… Kapı tekrar aralandı… Nur doldu dört bir yan… Nura gark oldu semavat ü cihan… Göğün aralanan kapıları ardına dek açıldığında oradan inen koç gibiydi artık… Sırtındaki el Cebrail’in eli, ona bakan göz İsmail’in gözleriydi sanki…
Korkmadı… Bir lahza bile…
Uzatıverdi boynunu… Duyulmamış bir gurur ile…
Yakın hissetti kendini… Birdenbire…
Kurban yakın olan değil miydi zaten? Elbette…

Kanlar ve etler asla ulaşmayacaktı Allah’a… Amenna… Fakat takva O’na elbet ulaşacaktı… Ki Allah’a karib olmanın yolu takva üzere olmaktan geçmiyor muydu? Yalnız O’na ibadet eden ve yalnız O’ndan yardım dileyenlerin yoluydu takva yolu…
Sofralar kuruldu sonra… “Kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerinde belli günlerde Allah’ın adını ansınlar…” ayetinin tecelli ettiği bir sofra. “…artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” emriyle cümle âlemin nasiplendiği, bayram ettiği bir sofra… İnsanlığın birbiriyle yakınlaştığı bir sofra… Hem de yeryüzünün dört bir yanında… Bir ucu mağripte diğer ucu ta maşrıkta…
Tekbir sesleri sardı yine dört bir yanı sonra…
Küçüldü dünya… Yaklaştı âdeta…
Kardeşim diyen herkes yakın hissetti kendini kardeşine… Birdenbire…
Korkmadı… Korkmayacaktı da… Bir lahza bile…
Kurban, yakın olan değil miydi zaten? Elbette…