Makale

Modern Hayatta Komşuluk İlişkileri

Rahime Beder Şen
Aile Uzmanı
Başbakanlık Aile Araştırma Genel Müd.

Modern Hayatta
Komşuluk İlişkileri

Komşu, konutları yakın ulan kimselerin birbirlerine göre aldıkları isimdir. Komşuluk ise ikamet yerine bağlı olarak, aynı mahallede müstakil birimler halinde yan yana ve üst üste yaşayan aileler arasındaki ilişkiye verilen isimdir. Komşuluk ve bu olgunun etrafında geliştirilen haklar ve ödevler bütünü toplumumuzda en gelişmiş beşeri ilişkilerden biridir. Komşuluk ilişkilerinin olumlu olmasını sağlamak için gösterilen gayretlere halk dilinde "komşuluk etmek" denir. Komşuların birbirine karşı gözettikleri saygıyı ifade etmek için "komşu kapısı"deyimleri kullanılır.
Komşuluk ilişkisinde akrabalık ve kanbağı sözkonusu olmadığı halde Türk kültürünün egemen olduğu coğrafyada komşuluk ilişkileri, nitelik itibarı ile sıcak, samimi ve teklifsiz bir ortama dayanır. Türk halkı komşuluk ilişkilerine büyük önem verir. Bunu atasözlerimiz ve deyimlerimiz en güzel şekilde anlatır; "komşuluk hakkı", "komşu komşunun külüne muhtaçtır", "hayır dile komşuna, hayır gelsin başına", "ev alma, komşu al", "komşuluk kardeşlikten ileridir". Bu atasözlerinin bir kısmının kaynağı çok eskilere dayanmaktadır. Örneğin komşuya saygının gözetilmesinin gerektiğini dile getiren "kurt komşusunu yemez" atasözü Kaşgarlı Mahmut’un "Divan-ı Lügati’t- Türk" (11 .yy.) adlı eserinde yer almaktadır.
Karşılıklı güven ve iyi niyet komşuluk ilişkisinin temelini oluşturur. Komşunun akrabadan ileri olduğu düşüncesi de akraba ile belirli zaman aralıkları ile gö- rüşülebildiği halde komşu, daima yan yana ve yüz yüze bulunulan bir yakın olarak kabul edilmesinden kaynaklanır. Ailenin sıkıntılı veya neşeli anları ilk anda daima komşu ile paylaşılır. Doğum, ölüm, nişan, düğün, asker yolcu etmek gibi örf ve adetlerimizde dayanışmanın ilk halkasını komşular teşkil eder. Komşuluk, pratikte kadınlar için zaruri ve sürekli bir ilişki biçimidir. Komşuluk ilişkilerine ister milli, ister evrensel, isterse de dini açılardan bakılsın uygulamada temel niteliğinin yardımlaşma ve dayanışma olduğu görülür.
İslam dinine göre hak ve sorumluluklar açısından, aile fertlerinden sonra komşular gelir. Komşusunun zulmünden, şerrinden emin olmayan kişinin kamil imana erişmiş olamayacağını ifade eden hadis bu konuda güzel bir örnektir. Yine "komşusu aç iken karnı tok yatan bizden değildir" hadisi İslam dininde komşuya verilen önemi belirtmektedir. Komşuya eza etmemek, onlarla güzel geçinmek, onları zarardan korumak, nasihat edip gözetmek gibi emirler İslâm dininde komşu hukukunun temel esaslarını belirler. Komşu hakkını gözetmeyen ve komşusuna kötü söz söyleyen kişinin, yaptığı iyiliklerin sevabından mahrum kalacağı da hadislerde ifade edilmiştir.
Ülkemizde köy, kasaba ve geleneğe bağlı toplum kesimlerinde iyi komşuluğa büyük önem verilir. Komşuya saygılı olmaya, uyum içinde birlikte yaşamaya, gerektiğinde birbirine yardım etmeye ve dayanışma içinde bulunmaya özen gösterilir. Fakat günümüz toplumlarında ve ülkemizde de sosyal ilişkiler özellikle büyük şehirlerde toplumsal değerler kaybolmaya yüz tutmuştur. Bu iletişim çağındaki iletişimsizliğin ortaya çıkardığı sorunlar herkesçe kabul edilmiş bir gerçektir. Giderek bencilliğin ön plana çıkması insanları komşularından habersiz bir şekilde yaşamaya itmektedir. Büyük kent hayatı geleneksel komşuluk ilişkilerini büyük ölçüde etkilemiş ve değiştirmiştir. Hızlı ve plansız şehirleşme, sanayileşme ve benzeri etkilerin yarattığı kültür şoku sonucunda komşuluk ilişkileri zayıflama hatta yok olma eğilimi göstermektedir. İyi komşuluğun sınırı daralırken, kötü komşu ve komşular arası anlaşmazlıkların yoğunluğu ile iletişimsizlik dikkati çekmektedir.
Bunun yanında en yakınımızda yaşayan insanlardan habersiz olmak insanlığa yakışmayan bir nitelik olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle öncelikle en yakınımızdaki insanlardan başlayarak din, dil, ırk, sosyal statü, ekonomik statü ayrımı yapmaksızın eşit ve ölçülü bir biçimde komşuların gözetilmesi gerekmektedir.
Eskiden evler birbirine uzak iken insanlar birbirine daha yakındı. insanlar ve komşular arasında sevgi, saygı, hürmet, yardımlaşma ve dayanışma duygusu hakimdi. Bugün ise büyüyen şehirlerde, apartmanlarda iç içe oturulsa da insanlar birbiriyle tanışmaktan uzak durmaktadır. Oysa yeni komşuya "hoş geldine gitmek" ve bir ihtiyacının olup olmadığını sormak, ihtiyacı varsa karşılamak, duruma göre onu davet etmek, komşuda hasta varsa ziyaret etmek, yardım etmek, yalnızsa bir çorba pişirmek, küçük çocuğu varsa ona bakmak, düğünü varsa yardım etmek, öleni olmuşsa yalnız bırakmamak, küçük çocukları ile ilgilenmek, yemek v.b şeyler götürmek, komşu dedikodusuna meydan vermemek, bayram gibi özel günlerde ziyaret etmek, tamşılmasa bile karşılaşıldığında selamlaşmak, gönül alıcı birkaç söz söylemek, aileden sonra en yakın tanışlık biriminin komşular olduğunu unutmamak; kısacası yakın komşuyu bir dost kabul edip yaşamına müdahale etmeden dengeli ve ölçülü ilişkiler kurmak oldukça güzel ve yapılması gereken davranışlardır. Bu davranışların bir kısmını dahi gerçekleştirmek modern hayatın koşuşturmacası içinde insana verilen değeri ifade ettiği için önemlidir.