Makale

Sır

Zeynep Kayhan

Sır

Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla...
Rahmâniyeti ve bütün güzel isimleriyle, tüm mevcudatı, “Ol” demesiyle olduran, yoktan var eden... Bizleri hiçlik denizinden çıkarıp, en güzel sûrette maddi ve mânevi cihazlarla donatan... Hatta daha dünyaya göndermeden çok önce, varlık âlemini insan için hazırlayıp, insanın hizmetine sunan Zât-ı Zülcelâl’in adıyla...
Besmele Allah’ın adıyla başlamaktır. Allah’ın adına başlamaktır. Allah adına, Allah için, Allah uğruna başlamaktır.
Besmeleyi söylemiş olmak, Allah’ı anmaktır; Allah’ı anarak başlamaktır.
Besmele her hayrın başıdır. Besmele bize hayrı getirir veya.... bizi hayra götürür. Besmele ile hayır bizi çağırır. Ya da biz hayrı çağırmış oluruz. Farkında olmasak da, ne söylediğimizi düşünmesek de, bu böyledir.
Başlangıç Allah’ın adına olunca, böyle güzel bir niyete bedel, elbet karşılığı ve neticesi de, güzellik, bereket ve hayır dolu olacaktır. Hareket noktası “hayır” olduğu için, bitiş noktası da “hayra” bakacaktır.
Besmele bir hazinedir. Öyle büyük ve bitmez güzellik, zenginlik, hatta sonsuzluk kaynağıdır ki... eksilmek bir yana, aktıkça daha da çok akan pınarlar gibi... Besmele bir anahtardır. Hem hazine, hem anahtar... Yüce Yaratıcı’nın hazinelerinin anahtarı... Allah’ın hazinesinin sonu olduğu düşünülebilir mi?!! Olan ve olmayan, bildiğimiz ve bilmediğimiz, bizim ve bizden başka her şeyin, gerçek sahibi Odur. O, Malik-ül Mülk’tür.
Varlık Onundur, Ona aittir, Onun emrindedir. İnsan Allah’a kul olduğunu kabul edip, her hareketine Allah namı ile Allah namına başlarsa, bütün varlık kendisine yardımcı, dost, kardeş, yoldaş olur.
Korkularından kurtulur, çünkü dayandığı Rabbi’nden daha güçlü başka bir ilâh, başka bir kuvvet, başka bir “şey”... yoktur. İsteklerine, emellerine kavuşur, çünkü ismini andığı Rabbi, daimi güzellikleri, lezzetleri ve “ölmemeyi” dahi, ebedi cennetiyle kendisine verecek, yegâne Kudret Sahibi’dir.
Besmele ile başlanmayan işin hayrı kaçmıştır. Başında ve sonunda, iyilik aramak boşunadır. Yaradan’ın ismini anmayan, Rabbi ile bağını bilmeden veya bilerek(!) koparan insan, her türlü sıkıntı ve dertle karşılaşmayı göze almış demektir. Onun sığınacağı, dayanacağı bir kuvvet yoktur. İsteklerine ise, ancak gücü yettiği oranda kavuşabilecektir!! Bu kavuşması bile, kendisi kabul etmese de, ancak mutlak irade ve hüküm sahibi, Allah-u Teâla’nın izni ve emriyle olacaktır.
Besmele ile yapılan küçük, sıradan, ehemmiyetsiz, günlük işler büyür ve önem kazanır. Toprağa attığımız bir çekirdeğin, zaman içinde olgunlaşıp filizlenmesi ve bir ağaç olana kadar büyümesini sürdürmesi gibi, söylediğimiz her “besmele”, toprağa bir çekirdek atmak gibidir. Ve bunu söylerken de, Allah’ı anışımız nispetinde, o çekirdek de büyüyecek ve bir ağaç hâlini alacaktır. O ağacın ne kadar çok büyüyeceği, ne derece göz alıcı bir şekle bürüneceği bize bağlıdır. Göğsümüzde saklı olan kalbimize, kalbimizde taşıdığımız niyete, niyetimizdeki samimiyete...
Besmele; Yaradan ile yaratılan arasında bağ kurmak, var olan bağı yenilemek, sağlamlaştırmak... işini, hareketini, sözünü, özünü... gözünü, kulağını, elini... yakınlarını, sahip olduklarını... bedenini, ruhunu... aklını, kalbini, dilini... neyin varsa her şeyini, Allah’a bağlamaktır.
Besmele bizâtihi, “selâm”dır, kendisine yapışanı selâmete çıkarır.
Selâmet ise, ebedi kurtuluştur.