Makale

TAKDİM-RUHUN VE BEDENİN İSTİKAMETİ: EDEP

TAKDİM
RUHUN VE BEDENİN İSTİKAMETİ: EDEP

Dr. Elif Arslan

İslam’ın özünde güzel ahlak yatar. Ahlaki erdemler dindarlığın olgunluk safhasıdır. İman ile müşerref olan insan, ibadetler vasıtasıyla güçlenir, olgunlaşır, ahlak ile kemale erer. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” hadis-i şerifiyle bu hakikate dikkat çeker (İbn Hanbel, II, 381). Edep ve hayâ güzel ahlakı tamamlayan, imanın yücelip kemale ermesine vesile olan hasletlerdendir. Yine Allah Resulü “Her dinin (kendine özgü) bir ahlakı vardır; İslam ahlakı(nın özü) hayâdır.” buyurmuştur (İbn Mâce, Zühd, 17). Edep ve hayâ insanı her türlü fuhşiyattan koruyan, kötülüğün kanallarını tıkayan, fıtratımıza nakşolmuş ulvi duygulardandır. İslam dini, insanın doğasında var olan bu duyguları, yüce Allah’ın belirlediği ilkeler doğrultusunda şekillendirerek mümin karakterini inşa eder. Hilm, ihsan, isar, rikkat gibi güzel hasletler edep ve hayâ ile müzeyyen insanlardan sadır olur.

Diyanet Aile Dergisi olarak eylül sayımızda “Güzel Ahlakın Özü Edep ve Hayâ” konusuna yer verdik. Dr. Lamia Levent Abul, güzele talip olan insanların öncelikle hayâ ve edep sultanı Hz. Peygamber’i (s.a.s.) örnek almaları gerektiğini anlattı, hayânın insanoğlu için önemini hadislerin ışığında dile getirdi: “Hayâ, insanın ahlakını güzelleştiren, zarifleştiren ve Hak katında değerli kılan bir ziynet olarak görülmüştür. Arsızlık, nerede ve kimde olursa olsun çirkinliğe sebep olur. Hayâ ise nerede ve kimde olursa olsun kişiyi zarifleştirir (Tirmizî, Birr 47).” Abul, ayrıca edep ve hayânın ailede öğrenilen hasletlerden olduğunun, günümüz şartları göz önünde bulundurulduğunda ister sanal ortamlarda isterse gündelik hayatta olsun her zaman ahlaki hassasiyetlerin korunması ve gözetilmesi gerektiğinin, bu hususta evlatlarımıza öğreteceğimiz temel düsturun, herkesin içinde yapmaktan utanılacak bir şeyin yalnızken de yapılmaması olduğunun altını çizdi.

Dr. Öğretim Üyesi Sema Çelem, “Utanmıyorsan Dilediğini Yap!” yazısıyla dergimize katkı sundu. Ahzâp suresi 53. ayetin ışığında adabımuaşerete riayetin önemini vurguladı. Arş. Gör. Ayşe Sağlam, Hadislerle Aile köşemizde “Peygamber Yuvasında Bir Gönüllü Hizmetkâr” yazısıyla Enes b. Malik’i anlattı. Aydın Hız, Hayatın İçinden köşemizde bizlere tabiatın, ağaçların, kuşların seslerini duyurdu. Sema Bayar, Kültür sanat köşemizde “Edebiyat’a Yansıyan Işık: Mabetler”in izini sürdü. Gülşen Ünüvar, Atalar Ne Söyler’de her zamanki şiirsel diliyle “Az Tamah Çok Ziyan Getirir” dedi. Hürrem Irmak, ders zili yaklaşırken okul kaygısı yaşayan çocuklarımız ve ebeveynleri için “Adım Adım Okul” yazısını kaleme aldı.

Bu ay ki söyleşimizi Türk Dil Bayramı münasebetiyle Yavuz Bülent Bakiler’le dilin kültürel hayatımızdaki önemi üzerine gerçekleştirdik. Bakiler, “Dil bir milletin varlık sebebidir, şah damarıdır, temel bütünlüğüdür. Milletler, dilleri üzerine büyürler, yaşarlar, medenileşirler. Bir ağaç için toprak ne ise bir millet için de dil odur.” sözleriyle dilin hayatımızdaki önemine dikkat çekti.

Bir sonraki sayıda görüşmek üzere iyi okumalar...