Makale

Fethin Nişanesi ve Fatih’in Emaneti Olarak Ayasofya

KİTAPLIK

Fethin Nişanesi ve
Fatih’in Emaneti Olarak Ayasofya

Güllü AKSA

İstanbul’un fethinin önemli sembollerinden biri olan Ayasofya’nın yeniden cami olarak hizmete açılmasının akabinde Diyanet İşleri Başkanlığı önce Diyanet Dergisi’nde Ayasofya’yı konu edinmiş, birkaç ay sonra İslam dünyasına sürur getiren bu konuyu önemli isimlerin dilinden Fethin Nişanesi ve Fatih’in Emaneti Olarak Ayasofya eserinde işlemiştir.

Ön söz Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından kaleme alınmış, Ayasofya’nın öneminden, temsil ettiği değerlerden, Müslümanlar ve İslam dünyası üzerindeki etkilerinden söz edilmiştir. İlk bölüm ise yine Sayın Başkanımızın 24 Temmuz tarihinde camide okuduğu hutbeye ayrılmıştır.

Ar. Gör. Zeki Boleken, “Bizans Döneminde Ayasofya” ve Prof. Dr. Said Öztürk, “İstanbul’un Fethi ve Ayasofya Camii” başlıklı yazılarıyla Ayasofya’nın tarihçesini ele almışlardır.

“Medeniyete Işık Saçma Yolunda Camiden Külliyeye Evrilen Ayasofya” bölümü ise Doç. Dr. Halide Arslan tarafından kaleme alınmıştır. Ayasofya’nın külliye yönünün ele alındığı makalede hangi padişahın Ayasofya’ya ve çevresine ne gibi eklemeler yaptığı, yapının nasıl külliye hâline geldiği aşama aşama anlatılmıştır. “Ayasofya ve Mimar Sinan” başlıklı makale Doç. Dr. Hasan Fırat Diker tarafından yazılmıştır. Makale Mimar Sinan tarafından yapının onarılması, zarar gören minare, kubbe gibi bazı unsurların yenilenmesi, cami çevresindeki imar faaliyetlerinin denetimi ve mekânın bazı yapısal özelliklerini konu etmiştir. Hayrullah Cengiz tarafından kaleme alınan “Camiden Müzeye Bir Kutsal Mabet: Ayasofya-i Kebir Camii” başlıklı makale dönemin siyasi havasına dair bilgilendirmeden sonra Ayasofya’nın camiden müzeye çevrilmesi hususuna ve resmî kaynaklara dair yazışmalara odaklanmaktadır.

“Ayasofya Külliyesi Vakıflar” başlığında Prof. Dr. Mustafa Güler anlatacaklarına İslam dünyasında vakıf faaliyetlerine dair bir girişle başlamaktadır. Ardından Ayasofya’nın vakıfları ve bu vakıflarda çalışan görevliler hakkında bilgilere yer vermiştir. Prof. Dr. Murat Sülün, “Ayasofya Camii ve Müştemilatındaki Hat ve Levhalar” konusunu ele aldığı makalede Ayasofya’da ve onunla bir külliye sistemi meydana getiren diğer yapılarda mevcut bulunan hat ve levhalara dair bilgiler vermiştir.

“Birinci Tepeden Yükselen Şaheser: Ayasofya Camii” adlı makalesinde Prof. Dr. Fatih Özkafa yapının sanata ve mimariye yön veren etkisini ön plana çıkarmıştır. Ayasofya, Selimiye ve Süleymaniye’nin yapısal özelliklerine dair malumat aktarılmıştır. Dr. Abdullah Çakmak “Müslümanların İstanbul’daki İlk Eğitim Kurumu: Ayasofya Medresesi” adlı makalesine Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan Ayasofya Medresesi’ni konu etmiştir. İnşasından onarım faaliyetlerine, çalışan ve eğitimcilerinden okutulan derslere, burada eğitim alanlara dair bilgilerden yıkımına dek medreseye dair çeşitli bilgiler ortaya konmuştur.

“Fethin Sembolü Ayasofya’da Cuma Selamlığı” başlığında cuma selamlığı törenlerinin gelenek hâlini alma süreci, Prof. Dr. Eyüp Baş tarafından anlatılmıştır. Dr. Arzu Güldöşüren’in kaleme almış olduğu “Ayasofya’da Din Hizmetleri ve Bu Görevi Yürüten Meşhur Şahsiyetler” başlıklı metinde Ayasofya’da görev almış hatip, vaiz ve şeyhlerin isimleri ve görevlerine dair bilgiler verilmiştir. Çalışmanın son bölümü Beşir Ayvazoğlu tarafından yazılmış “Ayasofya Hasreti” başlıklı metindir. Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesinden duyulan üzüntü şair ve yazarlardan anekdotlarla ortaya konulmuştur.