Makale

TAKDİM

TAKDİM

Hastalıklı bir memnuniyetsizlik biçimi olan radikalizmi, aslında hayatın ve tarihin her alanında görmek mümkündür. Bazen bilimde bazen dinde bazen siyasette ortaya çıkan radikalizm, ilkin bireyi ve toplumu ölçüden, dengeden, makulden uzaklaştırır. Radikalizmin en tehlikeli türlerinden biri de dinî radikalizmdir. Çünkü insanlara dünya ve ahiret saadeti vadeden dinlerin, şiddet ve ötekileştirme aracı olarak kullanılması gerçekten kabul edilebilir değildir.

Dinî radikalizm denildiğinde tek bir düşünceden değil; muhtelif coğrafyalara yayılmış, farklı beslenme kaynakları bulmuş onlarca düşünceden, doktrinden ve aktörden bahsetmiş oluyoruz. Kimi ideolojik ön kabullerden kimi temel metinlerden kimi hayali bir altın çağ fikrinden neşet eden radikalleşmenin İslam dünyasında ortaya çıkan versiyonlarının arkasında iki temel sebep yatmaktadır. Biri, sömürgeci, işgalci müdahalelerin yol açtığı tepkisellik; diğeri, güç ve iktidar devşirmek maksadıyla dinin araçsallaştırılmasıdır.

Tarih boyu muhtelif sebeplerle ortaya çıkan radikalizm çeşitleriyle karşılaşırız. Ama modern dönemde radikalizmin sistematik bir sapmaya dönüştüğünü görürüz. Bu açıdan büyük ölçüde sanayileşme ve modernleşmeye paralel gelişen bir sorundur. İslam dünyasındaki iç çatışmaların büyük ölçüde küresel güçlerin art niyetli emel ve eylemlerinden kaynaklandığını unutmadan büyük resme bakmak gerekmektedir.

Radikalizmle mücadele, denge dini İslam’ın önceliklerindendir. İslam dini, bireyi ve toplumu radikal bütün süreçlerden korur, uzak tutar. Nitekim vahyin nüzulü ve ilk İslam toplumunun teşekkülü yirmi üç yıla yayılan tedrici bir sürece dayanır. Bugün bize düşen, radikalizmin her çeşidiyle mücadele etmektir. Huzur dini İslam’ı uluslararası çıkar çatışmalarının ve bölgesel hesapların üzerinde tutmaktır. Radikalizmin en büyük zararı her zaman Müslümanlara yönelik olmuştur. O, ümmet bilincini yaralamış, birbirini anlama kanallarını tıkamış ve toplumsal huzuru temelinden dinamitlemiştir. Tefekküre, sahih bilgiye ve saygıya dayalı dindarlık kültürünün yaygınlaşması radikalizmin panzehiridir.

Diyanet Dergisi olarak radikalizm konusunu dosya konusu olarak sayfalarımıza taşıdık.

Prof. Dr. Halil Aydınalp, “Dinî Radikalizm: Anlamı, Sınırları ve Çözümü Üzerine”; Doç. Dr. Muhammed Kızılgeçit, “Yeni Dinî Hareketler ve Radikalizm”; Mustafa Irmaklı, “Hakikat Tekelleşmesinden FETÖ Radikalleşmesine”; Dr. Mehmet Nur Akdoğan, “DEAŞ Özelinde Selefilik ve Radikalizm” başlıklı yazılarıyla dosyamıza katkıda bulundular. Bu ayki söyleşi konuğumuz Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Metin Özdemir Hocamız.

Bu vesile ile değerli okurlarımızın Kurban Bayramı’nı tebrik eder; bayramın milletimize, ümmet-i Muhammed’e ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.

Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere…

Doç. Dr. Fatih KURT