Makale

ANNEMİN YEŞİL TESPİHİ

ANNEMİN YEŞİL TESPİHİ

Müzeyyen Yazıcı

23 Mayıs 2020

Bugün arife, yarın bayram. Bayram sevincini bir yanım buruk yaşadım hep. Anneciğimi ebedî âleme uğurlayalı yirmi yıl oldu fakat annesizliğin acısı hep taze içimde. Ömrü cefayla yoğrulmuş bir kadındı annem. Ardında iyilikler bırakarak göçüp gitti dünyadan. Kimin bir sıkıntısı olsa yardımına koşardı. Evlatlarına, torunlarına kol kanat gererdi. Doyamadım anneciğime. İnsan annesine doyabilir mi ki? Onun en küçük evladıydım. Çokça nazladığı, ağabeyim ve ablama göre biraz da şımarttığı küçük kızı…

Ömrünün son yıllarını hasta yatağında geçirdi anneciğim. İhtiyar bedeni evlat acısıyla yoğrulmuştu. Küçük yaşta evlatlarını toprağa vermiş, sadece isimlerini bildiğim ağabey ve ablalarım daha ben dünyaya gelmeden ebedî âleme uçmuştu. Ben sadece Neşet ağabeyim ve Feragat ablamı tanıdım. Feragat ablamı da küçük annem bildim. Aramızdaki yaş farkından sebep benimle o ilgilenir, bana âdeta annelik ederdi. Seneler geçti, büyüdüm, evlendim, çoluk çocuğa karıştım. Ağabeyimi erken yaşta kaybettik. Annem de akabinde felç geçirmiş, sol yanı tutmaz olmuştu. Gördüğü fizik tedaviler biraz olsun iyi gelmişti ama eski sağlıklı günlerine kavuşamamıştı. Yine de ağzından şükür, dilinden dua eksik olmazdı. Her gün Yasin okur, beş yüzlük tespihiyle zikir çekerdi. Kendini biraz iyi hissediyorsa oturduğu yerde, doğrulacak dermanı dahi bulamadığı günlerde ima ile namazını kılar, gününü ibadet ve taatle geçirirdi. Koca yirmi yıl geçmiş. Ben evlatlarımı evlendirmiş, torun torba sahibi olmuşum. Artık hem anneanne hem babaanneyim. Ardından sevgili babamı da ebedî âleme uğurlamışım. Bir ablam kalmış ailemden yadigâr.

Geçen gün çekmeceleri düzenlerken o yeşil tespih ilişti gözüme. Gözlerim buğulandı. Annemin ağzından dökülen kelime-i tevhitler çalındı kulağıma. Onun müşfik sesini, şefkatle bakan gözlerini ne kadar özlediğimi hatırladım bir kez daha. Şimdi arife günü insanlar annelerini arayıp soruyor, pandemi yüzünden gidip gelemese de sesini duyup mutlu oluyor. Pandemi, en sevdiklerimizle aramıza mesafeler örerken bir telefonla da olsa sesini duymak, hâlini hatırını sormak ne büyük nimetmiş. Her yıl kabristana gidip sevgili anneciğimi, ağabeyimi ve babamı ziyaret ederdim. Mezarlarının başında Yasin okur, dua ederdim. Şimdi kabristana da gidemiyorum. İçim buruk ama annemin bütün zorluklar karşısında gösterdiği sabır geliyor aklıma, ne yapalım bu yıl da evde anacağız sevdiklerimizi diyorum. Ben bugün Yasin okudum kaybettiğim sevdiklerimin ruhları için. Belki annem yanımda değil, onu arayıp soramam, bayram hazırlıklarına yardım edip evini de gönlünün de şenlendiremem ama onun bana öğrettiği ilahi kelamı okuyarak, onun için dua ederek geçirebilirim bu günü.

Yavrularım, canımdan çok sevdiklerim, bir bir aradılar. Bayram öncesi içimin nasıl burulduğunu bilirler. Hele kızım... Arife günü gelip mezarlığa o götürürdü beni. Üzülme anneciğim dedi, şu salgın bitsin ben ne zaman istersen götürüm seni kabristana. Torunlarım da tek tek hâlimi hatırımı sordu. Yarın da bayramımı kutlamak için arayacaklarmış, bana sürprizleri de varmış. İçim sevinçle doldu. Bir yanımız kaybettiklerimize üzülürken bir yanımız nasıl da mutlu olabiliyor. İnsan olmak biraz da bütün o zıt duyguları bir arada yaşamak demek sanırım.

Akşam eşim işten döndü. Birlikte iftar ettik. Sonra ailelerimizden, eski günlerden konuştuk. Annem ramazanda sahurda herkesten evvel kalkar bizim yöreye ait ketelerden yapardı. Onun tatlı sesinden önce ketenin o eşsiz kokusuyla uyanırdık. Hafız ağabeyim o güzel sesiyle her akşam cüz okurdu, ailecek hatim yapardık. Eşim de köydeki ramazan eğlencelerini anlattı. Köy meydanında nasıl bayramlaştıklarını, teravihten sonra edilen sohbetleri, köy odasındaki ramazan eğlencelerini… Geçmiş güzel günleri anmak ikimize de iyi geldi. Sonra sevdiklerimizin sesini duymak istedik. Önce kayınvalidemi aradık. Çok mutlu oldu sesimizi duyduğuna. Ardından Erzurum’daki ablamı aradık. Sağlığını sıhhatini sorduk. İnsan yaşarken kıymetini bilmeli büyüklerin dedik. Onlarla hanesini bereketlendirmeli.

Biz öyle dalmışız ki sohbete saatler ardı ardına geçmiş. İmsak vakti girmiş. Namazlarımızı da kılalım öyle yatalım dedik. İnşallah bayram bereketiyle gelir de şu salgın biter diye dua ettik. Geçmişteki gibi arife günü mezarlığa gidip ağabeyimi, annemi ve babamı ziyaret etmeyi öyle çok özlüyorum ki… Tabii bir de bayramda sevdiklerimle doyasıya bayramlaşmayı… Torunlarımı kucaklamayı, evlatlarıma sarılmayı. Kayınvalidemin elini öpüp onunla bayramlaşmayı. O, namazdan sonra uyumak için odaya geçti. Ben de bütün gün binbir duyguyla dolup taşan yüreğimi ferahlatmak için kızımın geçen bayramda hediye ettiği günlüğümü aldım elime. Annemin tespihi yanı başımda. Seher vaktinde odaya dolan gün ışığıyla zümrüt misali parıldıyor. Sevgili anneciğim, babacımın, canım ağabeyim bayramınız mübarek olsun.