Makale

İSLAM MEDENİYETİNİN ÖNCÜ MÜESSESESİ RASATHANELER

İSLAM MEDENİYETİNİN
ÖNCÜ MÜESSESESİ RASATHANELER

Umut GÜNER

İnsanoğlu, kadim dönemlerden itibaren her zaman gökyüzüne karşı büyük bir merak içerisinde olmuş, gökyüzüne ve evrene dair çeşitli sorular sormuş, cevaplar aramıştır. İlk Çağ uygarlıklarından itibaren farklı kıta ve coğrafyalarda yaşam alanı bulan birçok millet kendi kültürü ve inançları gereği gökyüzünü tanımlamış ve anlamaya çalışmıştır. İnsanların gökyüzüne dair merak ve ilgisi aynı zamanda dinî yani ilahi nedenlerle de hat safhaya ulaşmıştır.

Nitekim günümüzde dahi insanoğlunun gökyüzüne dair ne merakı bitmiş ne de sorularının birçoğu cevaplanmıştır. Uygarlıkların bu merakı tarihin erken dönemlerinden itibaren başta astronomi olmak üzere gökyüzüne dair araştırmalarda bulunmalarını sağlamıştır. Toplumlar gerek devlet eliyle gerekse bireysel çaba ve meraklarının bir sonucu olarak gökyüzüne dair gözleme dayalı teorik çalışmalar yürütmüşlerdir. Bilhassa da astronomi alanında erken dönem bilimsel çalışmalar başlamış, gökyüzü ve gök cisimleri üzerine incelemeler yürütmek amacı ile kurumsal yapılar oluşturulmuştur. Gökyüzü çalışmaları için teşekkül eden kurumlardan biri ise “rasathaneler” olmuştur. Antik çağlarda özellikle de Antik Yunan medeniyetinde astronomi faaliyetleri olmakla beraber sadece yüksek tepelerde veya yüksek yapılarda bireysel çabalar ile rasat faaliyetleri yürütülmüştür. Tamamen rasat faaliyeti gerçekleştirmeye uygun olarak inşa edilen ve kurumsallaşan rasathaneler tarihte ilk defa İslam medeniyetinde ortaya çıkmıştır.

Arapça gözlem anlamına gelen “rasad” ve Farsça ev anlamına gelen “hane” kelimelerinin birleşiminden oluşan rasathane, Türk ve İslam medeniyetinin erken dönemlerinden itibaren kurumsallaşmasını tamamlamış ve yapılan bilimsel çalışmalarla da astronomi alanına muazzam katkılarda bulunmuştur. Devlet destekli veya bireysel çabalarla yürütülen rasat faaliyetleri neticesinde medeniyetimizin bilim ve teknoloji alanında öncülüğünü yapan birçok isim yetişmiştir. 828 yılında Bağdat’ta kurulan Şemmasiye Rasathanesi ve Şam’da kurulan Kasiyun Rasathanesi İslam ve insanlık tarihinin en eski rasathaneleri olarak kabul edilmektedir.

Gökyüzünü ve gök cisimlerini incelemek üzere kurulan rasathaneler, karakteristik bir yapıya sahip olmuşlardır. Bu yapıların özellikle rasat faaliyetini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek için özel olarak inşa edildikleri bilinmektedir. Nitekim rasathaneler, ekseriyetle kubbesi açık şekilde inşa edilmiştir ve bu kubbelerin ise kendi etrafında 360 derece döndüğü bilinmektedir. Aynı zamanda başta teleskop olmak üzere gözlem faaliyetlerini gerçekleştirmek için inşa edildikleri dönemin astronomi teknolojisi ile donatılmışlardır.

İslam uygarlığı içerisinde kurulan rasathaneler, medreselerin ek bir bölümü olarak veya ayrı bağımsız yapılar olarak inşa edilip kullanılmışlardır. Rasathanelerde muhtelif alanlarda uzman görevliler bulunmaktaydı. Özellikle her rasathanede belirli sayıda uzman astronom ve matematikçi bulunurdu. Aynı zamanda da idari işlerden sorumlu bir müdür ile çeşitli alanlarda görevliler ve hizmetçiler de rasathanelerin çalışanlarındandı.

Rasathanelere gereken ekonomik destek, ekseriyetle hükümdarlar tarafından verilirdi. Hükümdarlar dışında vezirler ve bilimsel çalışmalara ilgi duyan varlıklı kişiler de rasathanelere yardımda bulunur, maddi olarak onları desteklerdi. Rasathaneler, kuruluş ve kullanım amaçları bakımından ikiye ayrılmaktaydı. Bunlardan birincisi devlet tarafından desteklenen ve gözetilen resmî rasathaneler, ikincisi ise insanların kendi çabaları ile gözlem faaliyetlerini yürüttükleri özel rasathanelerdi. Resmî rasathaneler devlet destekli olduğu için gerekli bütün teknolojik donanıma sahipken özel rasathaneler ise genellikle insanların evlerinin çatılarında faaliyetlerini sürdürürdü.

Devlet tarafından kurulmuş ve astronomi alanında önemli başarılara imza atmış resmî rasathanelerin tarihte en bilinenleri başta Şemmasiye olmak üzere Kasiyun, Bağdat, Hemedan, Melikşah, Merağa, Semerkant ve İstanbul rasathaneleridir.

Şemmasiye Rasathanesi, İslam dünyasında kurulan ilk rasathane olarak bilinmektedir. Bu rasathane, bilimsel çalışmalara verdiği önem ve destekle meşhur Abbasi halifesi Memun tarafından Bağdat’ta kurulmuştur. Burada İbn Ali,Yahya İbn Ebu Mansur, el-Cevheri, el-Harazmi, Abdülmelik el Merverudi ve Ali İbn İsa El Usturlabi gibi tanınmış birçok astronomi âlimi yetişmiştir. Abbasi halifesi Memun’un kurduğu bir diğer rasathane ise Kasiyun Rasathanesi’dir. Kasiyun Dağı üzerinde kurulduğu için bu adı almıştır. Bu rasathane Güneş, Ay ve yıldız cisimleri ile ilgili yaptığı başarılı gözlemlerle tanınmış ve ön plana çıkmıştır.

İslam dünyasında rasathaneler, sadece hükümdarlar tarafından değil önde gelen bürokratlar tarafından da kurulmuştur. Nitekim Büveyhi hükümdarı Şerefüddevle de Bağdat’ta bir rasathane kurmuş ve burada Abdurrahman es-Sufi, Abu Hamid Ahmed es-Sâğâni, Ebu Sehl el-Kuhi ve Ebu’l-Vefa el-Buzcani gibi önemli isimler görev almıştır. İsfahan emiri Alaüddevle de Hemedan Rasathanesi’ni dünyaca ünlü İslam âlimi İbn Sina’ya kurdurmuştur. Hemedan Rasathanesi bilinen meşhur rasathanelerden birisidir. İbn Sina ile hem talebesi hem de arkadaşı Cüzcani burada önemli çalışmalar yapmıştır.

Halifenin veya diğer devlet yöneticilerinin kurduğu rasathanelerde birçok Türk bilim adamı görev almakta ve astronomi alanında nitelikli çalışmalar yürütülmekteydi. Bunun dışında da başta Selçuklular olmak üzere muhtelif Türk devlet ve beyliklerinde de rasathaneler kurulmuş ve astronomi faaliyetleri yürütülmüştü. Bunlar arasında Selçuklu hükümdarı Melikşah’ın 1075 yılında İsfahan’da o dönem için büyük paralar harcayarak inşa ettirdiği Melikşah Rasathanesi oldukça önemlidir. Bu rasathanede başta Ömer Hayyam olmak üzere Ebul Muzaffer el-İsfizari, Meymun İbn Necib el-Vasiti, Muhammed İbn Ahmed el-Memuri, el-Beyhaki ve Ebul Abbas el-Levkeri gibi astronom ve matematikçiler çalışmıştır. Melikşah Rasathanesinin en önemli üretimi ise geliştirdikleri Celali Takvimi olarak ünlenen takvimdir. Bu takvim, tarihte bilinen en doğru ve hassas takvimler arasında öncü bir konumdadır.

Rasathaneler arasında ünlenmiş olan bir diğer önemli rasathane ise Hülagü Han tarafından kurulan Merağa Rasathanesi’dir. 1259 yılında kurulan bu rasathanenin yöneticisi de devrin en ünlü âlimlerinden olan Nasirüddin Tusi’dir. Tarihî kaynaklarda belirtildiği üzere bu rasathanenin dört yüz bin cilde ulaşan kütüphanesi bulunmaktaydı. Merağa Rashatanesi sadece gözlemevi değil, aynı zamanda devrin en önemli eğitim kurumlarından biriydi. Nitekim Müslüman öğrenciler dışında farklı din ve millete mensup birçok kişi de burada eğitim almaktaydı. Bu rasathanede başta ünlü âlim Nasirüddin Tusi olmak üzere Ali bin Ömer el-Kazvini, Muhyiddin el-Mağribi, Esirüddin el-Ebheri, Fahrüddin el-Ahlati ve Kutbettin Şirazi gibi önemli isimler çalışmalar yürütmüştür.

İslam dünyasında çalışmaları ile ön plana çıkan bir diğer önemli rasathane ise Uluğ Beğ tarafından kurulan Semerkant Rasathanesi’dir. Bu gözlemevinin yönetimini de bizzat Uluğ Beğ üstlenmiştir ve kendisi burada önemli çalışmalar yapmıştır. Uluğ Beğ dışında Gıyaseddin el-Kaşani, Kadızade-i Rumi ve Ali Kuşçu gibi ünlü âlimler burada çalışmalar yürütmüştür. Bu rasathane aynı zamanda Batı’da kurulan rasathanelere örneklik teşkil etmesi bakımından oldukça önemli kabul edilir.

Türk İslam tarihinde ilk olarak Abbasi hilafetinin erken dönemlerinden itibaren kurulmaya başlayan rasathaneler, İslam coğrafyasının birçok yerinde hızlı bir şekilde yaygınlık kazanmaya ve birbirlerini etkileyerek gelişim göstermeye başlamıştır. Kurulan rasathanelerin her biri önemli çalışmalar yapmış ve bu çalışmaları sonraki yüzyıllara ve devletlere miras bırakarak insanlık tarihinde teknolojik ilerlemeye önemli katkılarda bulunmuştur. Nitekim Türk İslam devletlerinin ilk dönemlerinde inşa edilen rasathanelerin oluşturduğu muazzam birikim Osmanlılara kadar gelişerek ve ilerleme kaydederek devam etmiştir. İlk olarak beylikler döneminde Anadolu’da kurulan Caca Bey ve Kırşehir Vacidiye Medresesi, Anadolu coğrafyasında faaliyette bulunan önemli rasathanelerden olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu başta Selçuklulardan aldığı bilimsel birikim ile III. Murad döneminde Tophane tepesinde İstanbul Rasathanesi’ni kurmuştur. Devrin ünlü âlimi Takiyüddin el-Raşit tarafından 1575 yılında kurulan bu rasathane, hem binanın mimarisi hem de kullanılan teknolojik aletlerin kalitesi bakımından Batı’da kurulan emsallerinden dahi daha ileri bir konumdadır. Faaliyette bulunduğu yıllarda önemli buluş ve araştırmalar yapan rasathane çeşitli nedenler gerekçe gösterilerek 1582 yılında kapatılmıştır.

Özel rasathaneler içerisinde ise en meşhurları Bağdat’ta Musaoğlları kardeşler olarak ünlenen Muhammed, Ahmed ve Şakir kardeşlerin kendi evlerinde kurdukları rasathanedir. Musaoğulları kardeşler kendi çabaları ile astronomi alanına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bir diğer meşhur rasathane ise ünlü astronomi ve matematik âlimimiz el-Battani’nin kendi şahsi mal varlığı ile kurduğu rasathanedir. el-Battani de yaptığı çalışmalar ile insanlık tarihine astronomi ve matematik alanında önemli katkılar sunmuştur.

Dünyada astronomi alanında ilk kurumsal yapıları Müslüman devlet ve toplumlar inşa etmiştir. İslam uygarlığının yüzyıllarca ürettiği muazzam teknolojik birikim, başta Avrupa uygarlıkları tarafından miras alınmıştır. Günümüz astronomi ve uzay teknolojileri hiç şüphesizdir ki Müslüman astronomi ve matematik âlimlerinin ürettiği bilgi birikiminin üzerinde yükselmiştir. Yakın tarihimize kadar siyasi, sosyal ve ekonomik nedenlerle gerilemeye başlayan Türk ve İslam uzay çalışmaları alanındaki bilimsel faaliyetlere Türkiye Cumhuriyeti öncülüğünde tekrar hız verilmiştir. Yüzyıllar boyunca astronomi alanında kurucu bir misyona sahip olan medeniyet birikimimiz tekrar sahip olduğu öneme ve ileri teknolojiye muhakkak kavuşacaktır.