Makale

ÇOCUKLARIMIZ BİZE EMANET

ÇOCUKLARIMIZ BİZE EMANET

Nimet KESELİ USTABAŞI
Çanakkale İl Müftü Yardımcısı

“Allah’a emanet ol.” deriz sevdiklerimizden ayrılırken. Demek ki biliriz içten içe, bizim sahibimiz bizim hamimiz bizim vekilimiz... Vasimiz Allah Teâlâ’dır.

Aşırı kontrol etme arzumuz, hem Rabbimize olan inancımızı ve güvenimizi sarsıyor hem de bilmeden sırtımıza yüklediğimiz kocaman sorumluluklarla kendi kendimizi yormuş ve tüketmiş oluyoruz. Aklıma hemen o ayet geliveriyor... İnsan ne kadar da cahildir diye düşünüyorum, bu vazife göklere yerlere verildi de kabul etmediler, insansa bunu kabul etti (Ahzâb, 33/72). Kul olmayı kolay zannetti.

Kul olmak, hem çok kolay hem çok zor. Kul olabilmek, denileni yapmak, emredileni yerine getirmek. Birilerinin akışına bırak dediği hayatı, aslında vazifeni, görevini sana emredileni yerine getirdikten sonra âlemlerin Rabbi olan Allah’a bırakabilmek. Gayret edip, emek verip takdiri Allah’a bırakabilmek.

Hepimiz çocuklarımızın iyi insanlar olarak yetişmelerini, kardeşleri ve ana babaları ile iyi geçinmelerini, çalışkan, güzel meslek sahibi olabilmelerini, sağlıklı sıhhatli bir ömür geçirerek son nefeslerinde de iman ile göçmelerini isteriz. Bu ve benzeri pek çok isteğimiz ve beklentimiz için çoğu zaman hem kendimizi hem de onları disipline etmeye çalışırız. bu süreçte insan olmaktan kaynaklı aceleciliğimiz ve cahilliğimiz nedeniyle de çoğu kere çocuklarımızla olan ilişkilerimizi yıpratırız.

Bilmeliyiz ki evlatlarımız bize Allah’ın birer emanetidirler. Bir emanete nasıl gözü gibi bakar onu korur, onunla ilgili kararı verecek olan kendi sahibidir diye düşünürse insan, işte tam olarak bu şekilde yaklaşmalıyız evlatlarımıza. Onlara gözümüz gibi bakmalı, onları pek çok maddi ve manevi tehlikelerden korumalı, onlara saygı duymalıyız. Ve onlar için yaptıklarımızın görevimiz olduğunu bilerek karşılığını ve takdiri Allah Teâlâ’ya bırakmalıyız. Biz belki sürece müdahil olabiliriz fakat sonucu takdir edecek olan O’dur. Enfal suresi 28. ayette çocuklarımızın bizler için birer imtihan oluşunu öğreten kitabımız, mükâfatın Allah katında olduğunu bildirerek bizleri her türlü acelecilikten, sabırsızlıktan ve kaygıdan uzaklaştırmak ister.

Anne babalar olarak, çocukları için en iyisini en güzelini dileyen ve arzulayan, bunun için de çabalayan büyükler olarak unutulmayacak yegâne hakikat biz ne kadar çabalarsak çabalayalım sonucu yaratacak olanın Allah Teâlâ olduğudur. Elbette emek verecek, çaba gösterecek ve elimizden gelen her şeyi yapacağız. Doğumlarından hatta daha öncesinden itibaren sağlıkları, başarıları, huzurları, iyilikleri, ahlakları için birincil kaynak olduğumuzu bilerek rol model olmaya özen gösterecek, hayat serüvenlerinde ellerinden tutmamız gereken yerde tutacak, bırakmamız gereken yerde de bırakacağız.

“En sağlıklı doğum nasıl olmalıdır, aşı yaptırmalı mıyım, zayıf dersleri konusunda nasıl destek olabilirim, âbid bir insan olması için izleyeceğim en doğru yol nedir, şu şu arkadaşlarıyla görüşmesi ne derece doğrudur, ergenlik dönemini nasıl yönetebiliriz?” gibi pek çok konu biz anne babaların gündemini hep meşgul eder. Araştırır okuruz, sorar öğreniriz ve en doğruyu yapmaya çalışırız. Bazen iyi olur bazen beklemediğimiz sonuçlarla karşılaşırız. Kimi zaman da hiç hesapta olmayan olaylarla karşılaşır, üzülür ya da güzelliklere sevinirken buluruz kendimizi. Aslına bakılırsa hiçbir sonuç bizim elimizde değildir. Diyor ya bir Arap şair: “Sen dersin, ben derim / Allah dediğini yapar” Gayretten sonra teslim olup tevekkül etmek en güzeli ve yolculuğu en keyifli kılandır.

Yaşadığımız çağ, içinden geçtiğimiz dönem, başımıza gelmiş ya da gelmesi muhtemel olumsuzluklar bizleri kaygıya sevk ediyor olabilir. Bizler elimizden geleni yapsak, çocuklarımızı belki bir fanusun içerisinde pek çok olumsuzluktan kendimize göre korumaya çalışsak da bu dünya hepimiz için dönüyor. Evlatlarımız da bizler gibi kötüyle, kötülükle çeşitli olumsuz durumlarla, hastalıklarla ve dünyanın çok farklı yüzüyle karşılaşacak. Kendi mücadelelerini verip kendi duruşlarını sergileyecekler. Ve aslında kendi kaderlerini yaşayacaklar. Onlar için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biri, salihlerden olabilmeleri için her daim dua etmek. Bizden ayrıldıklarında onları Allaha emanet etmek.

Sahiplenmeye kalkmadan evlatlarımıza yapacağımız yol arkadaşlığı ve rehberlik, birlikte Rabbe kul olmak, birlikte okumak, birlikte çalışmak... Önce biz sonra yine emanetlerimizle birlikte iyi bir hayata talip olmak. Sonucun Allahtan olduğunu, sadece onların değil bizim de emanet olduğumuzu unutmadan taşımak bu emaneti. Ve takdiri sahibine bırakmak. İşte bu hem ana babalık, hem de kulluğun en güzeli değil mi?