Makale

SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME

SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME

Büşra AKYOL
Diyetisyen

Sürdürülebilirlik Nedir?

Doğadaki tüm canlılar yaşamın başlangıcından itibaren hem üretici hem de tüketici olmuşlar, birbirleriyle devamlı bir etkileşim içerisinde hayatlarını sürdürmüşlerdir. Yaklaşık 300 yıl önce gerçekleşen Sanayi Devrimi ile başlayan süreçte insan, üretimi makinelerden yararlanarak ihtiyaç duyduğundan daha fazla artırmış ve sonuçta tüketim de israf boyutlarına varmıştır. Ürettiğinden fazlasını tüketmek, doğal dengenin bozulmaya başlamasına sebep olmuş ve “sürdürülebilirlik” kavramını ortaya çıkarmıştır. Sürdürülebilirlik, en basit hâliyle çevreyle uyumlu yaşama bilinci olarak tanımlanabilir.

Sürdürülebilir Beslenme ve Önemi

Bugün elimizdeki kaynakları 1.5 dünya hızında tüketiyoruz. Yani 10 yılda elimizdeki 15 yıllık kaynaklarımızı bitiriyoruz. Doğal kaynakların azalması insan sağlığını da derinden etkiliyor. Başta su kaynaklarının eksilmesi sonrasında suya bağlı tarımın yapılamaması temel bir insani ihtiyaç olan beslenmenin sağlıklı karşılanamamasına sebep oluyor. Bu aşamada hem sağlıklı hem de çevre ile uyumlu beslenmek bir kat daha önem arz ediyor.

Yediklerimizin kendi sağlığımız için önemini sorgularken atmosferi, su kaynaklarını, toprağı da ne derecede etkilediğini bilmek ve ona göre beslenmek, geleceğin sağlığını bugünden oluşturmak için çok önemlidir.

Sürdürülebilir diyetler; düşük çevresel etkili (doğaya en az zarar veren), ekonomik istikrarlı ve uygun fiyatlı, mevsimine uygun, erişilebilir besinler ile halk sağlığını desteklemelidir. Yani sürdürülebilir bir beslenme sistemi, insan ve doğanın birbirinden ayrılmaz olduğunu kabul eden, bütünün sağlığını düşünerek hareket eden bir yaklaşımdır.

Çevreye Etkilerine Göre Besinler

Besinlerin çevreye verdikleri etkilerini daha iyi anlayabilmek için ”sera gazı etkisi” ve “su ayak izi” terimlerini kısaca tanımlamamız gerekir.

Sera gazı etkisi: Dünya’dan yansıyan ışınlar atmosferde karbondioksit, metan gazı ve su buharı olmak üzere çeşitli gazlarla tutulur. Böylece dünya ısınır, bu gazların atmosferdeki miktarının artması sonucu yeryüzü çok fazla ısınmaya başlar. Bu etkiye sera gazı etkisi denir.

Su ayak izi: Bir mal veya hizmeti üretmek için gerekli tatlı suyun baştan sona tüm zincirdeki miktarına denir. Örneğin 150 gr kırmızı eti üretmek için 2312 litre su kullanılır.

Sera gazı ve su ayak izine etkisi az olan besinleri tüketmek, sürdürülebilir beslenme için çok önemlidir.

Yüksek derecede etkili besinler: Sığır eti, kuzu, hindi, balık, peynir...

Orta derecede etkili besinler: Tavuk, süt, tereyağı, pirinç, yağlı tohumlar (fındık, fıstık, ceviz vb.)

Düşük derecede etkili besinler: Patates, makarna, ekmek, yulaf, sebzeler, meyveler, kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek vb.)

Çevreye etkilerine baktığımızda en başta hayvansal protein kaynaklarını kısıtlayıp yerine bitkisel protein kaynaklarını (kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller; fındık, fıstık, ceviz gibi yağlı tohumlar) tercih etmemiz gerektiği gözlemlenmektedir.

Akdeniz Diyeti

Avrupa Birliğinin sera gazı salınımını düşürmek için seçtiği diyetler arasında Akdeniz diyeti de vardır. Hem insan sağlığı hem de çevre sağlığı için son derece faydalı olan bu diyet biçiminde beslenmenin büyük kısmı sebze ve meyve, tam tahıllı ürünler, kuru baklagiller ve yağlı tohumlardan oluşur. Süt, yoğurt, peynir, balık da içeren bu diyet şeker, yağ ve çevreye etkisi en büyük olan kırmızı eti düşük miktarda önerir. Ayrıca Akdeniz diyeti sadece bir beslenme biçimi değil UNESCO tarafından “soyut kültürel miras” olarak belirlenmesiyle de bir yaşam biçimidir.

Gezegensel Sağlık (Planetary Health) Diyeti

Akdeniz diyetinin ardından sürdürülebilir beslenme için diğer bir beslenme biçimi önerisi de “gezegensel sağlık diyeti”dir. Her yıl yaklaşık 11 milyon insanın açlıktan ölmesini engellemek, sera gazı salınımını en aza indirgemek, herhangi bir türün yok olmasını önlemek ve su başta olmak üzere tüm doğal kaynakları korumak için geliştirilen bu diyet şekli de en başta kırmızı etin tüketimini kısıtlar. Hayvansal protein yerine bitkisel protein kaynaklarının kullanılmasını teşvik eder. Özellikle kırmızı et ve beyaz et yerine bitkisel protein kaynağı kuru baklagiller ve fındık, fıstık, ceviz gibi yağlı tohumları; tereyağı, kuyruk yağı gibi hayvansal yağ kaynakları yerine zeytinyağı, ayçiçek yağı, Hindistan cevizi yağı gibi bitkisel yağlar önerilir.

Gezegensel sağlık diyetinde yemek tabağının yarısını meyve ve sebzeler oluşturur. Enerji sağlaması açısından tam tahıllı ekmek, makarna, kuru baklagiller ve bitkisel yağlar yer alır. Az miktarda kırmızı et tüketimi bu diyetin en önemli noktasıdır.

Yediklerimizle Dünya

Değişir mi?

Soluduğu havadan içtiği suya, tükettiği besinlere kadar çevreye çok şey borçlu olan insan sadece kendini düşünen bir canlı olmaktan çıkıp doğanın ve canlılığın devamının da öneminin farkında olmalıdır. Yediklerimizle bile dünyada nelerin değişebileceğinin farkında olursak geleceğin sağlığını bugünden inşa edebiliriz.