Makale

İNSANLIK TARİHİNİN KARA LEKESİ: HOCALI KATLİAMI

İNSANLIK TARİHİNİN KARA LEKESİ:
HOCALI KATLİAMI

Umut GÜNER

İnsanlık tarihi büyük başarıların, önemli kırılma noktalarının ve insanlığa yarar sağlayan önemli keşiflerin tarihi olduğu kadar acının ve gözyaşının da tarihidir. Yeryüzünün farklı kıta ve coğrafyalarında, farklı toplumların tarihinde asla unutulmayacak vahşetler ve soykırımlar yaşanmıştır. Yaşanan soykırım ve vahşetlere millet olarak en çok maruz kalan ve yakından tanık olan toplumlardan birisi de maalesef Müslüman Türkler olmuştur. Bilhassa son 200 yıllık tarihimize tarifi olmayan acı ve gözyaşları ile maruz kaldığımız birçok katliam kaydedilmiştir.

21. yüzyılda Azerbaycan topraklarında Müslüman Türkler, tarihin görebileceği en büyük vahşetlerden birini yaşamıştır. Karabağ ve Hocalı soykırımı olarak kayıtlara geçen olay, yakın tarihimizin en büyük insanlık trajedilerinden biridir.

Azerbaycan coğrafyası yüzyıllar boyunca insanlık tarihine siyasi, sosyal ve ekonomik olarak büyük katkılar sağlayan bir bölge olmuştur. Kültür, sanat ve bilim alanında büyük isimler yetiştirmiş ve bu isimler muazzam medeniyet birikimi oluşturarak insanlığa mal etmişlerdir. Bölge, sahip olduğu etnik çeşitlilik ile büyük bir zenginlik yakalayarak uzun yıllar milletlerin barış ve huzur içerisinde yaşadığı örnek bir konuma gelmiştir.

Müslüman Türkler ile beraber muhtelif ırklara mensup halk bu topraklarda bir arada yaşamaya çalışmıştır. Azerbaycan coğrafyasının farklı millet ve dinden insanların bir arada yaşama tecrübesi oluşturması, bölgeye büyük bir zenginlik katmıştır. Rus İmparatorluğunun politik hamleleri ile bu bölgede oluşturmaya başladığı asimilasyon ve parçalama stratejisi nedeniyle uzun yıllar bir arada kardeşçe yaşayan halklar karşı karşıya gelmiştir.

Kadim şehir ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu bölge, aynı zamanda yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile de 18. yüzyıldan itibaren büyük devletlerin iştahını kabartan ve göz diktiği bir yer oldu. Özellikle de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), geleneksel Rus genişleme stratejisini dış politikada amaç olarak belirleyerek Azerbaycan bölgesinde genişleme, işgal ve asimilasyon politikaları izledi. SSCB’nin izlediği bölünmüş ve parçalanmış Azerbaycan politikası neticesinde bu bölge, yüzlerce yıllık huzur ve barış ortamını kaybetmeye başladı. Moskova hükümeti, en temel strateji olarak bu bölgenin ırk çeşitliliğini bölgenin zaafına dönüştürerek ırk ve din ayrımcılığının temellerini attı. Sovyetler Birliği’nin izlediği politika neticesinde yüzyıllardır barışın hüküm sürdüğü Azerbaycan coğrafyası, 21. yüzyıla kadar devam edecek bölgesel çatışma, şiddet ve soykırımın merkezi hâline geldi.

Bölgede etnik olarak ekseriyetle Türkler ve Ermeniler hâkimdi. Özellikle Ermeniler arasında Rusya destekli olarak bilinçli bir şekilde Azeri Türklerine karşı nefret yükselmekteydi. Tarih literatürüne “Anti-Azerizm” ve “Azerbaycanofobi” olarak geçen Ermenilerin şiddet ağırlıklı davranışları, bölgede büyük acılara ve dinmeyen gözyaşlarına sebep oldu. İlk olarak Osmanlı topraklarında silahlı güç hâline gelen Ermeni komitacıları, Osmanlı topraklarında yaptıkları katliamları Azerbaycan bölgesinde de devam ettirdi.

Rusya destekli olarak yürütülen kitlesel katliamlar 19. yüzyılın başlarından 21. yüzyılın başlarına kadar dönem dönem devam etti. İlk olarak 1804 Gence Muharebesi sırasında Azerbaycan Türklerine uygulanan katliamda yaklaşık 7000 sivil öldü. 1918 Mart Olayları sırasında ise Rusya ve Ermeni güçleri Bakü’de 12.000’e yakın insanın ölümüne neden oldu. Bu tarihten sonra uzun yıllar katliamlar düşük şiddetli devam etti, 1990 senesinde tarihe Kara Ocak olarak geçen katliamla bölgede şiddet tekrar artmaya başladı. Kara Ocak Katliamı’nda Rus Kızıl Ordu mensupları Azerbaycan ordusuna ve halkına karşı katliam uyguladı. İzleyen tarihlerde Malıbeyli, Kuşçular ve Karadağlı Katliamı ile silahlı Ermeni güçlerinin soykırımı devam etti. Bu katliamlarda Azerbaycan Türklerinden büyük kayıplar yaşandı. Fakat büyük acılara neden olan, çoluk çocuk, genç yaşlı demeden ailelerin yok edilmesine sebebiyet veren Hocalı Katliamı, insanlık tarihine eşi benzeri ender görülebilecek bir katliam olarak geçti.

1988 ve 1994 yılları arasında ilk başlarda soğuk çatışmalar ile başlayan bölgesel gerginlik, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün başlaması ile birlikte bölgede sıcak çatışmalara dönüştü ve Karabağ Savaşı böylelikle başlamış oldu. Dağlık Karabağ bölgesi, yoğunlaşan çatışmalarda iki tarafın karşı karşıya geldiği önemli bir konum hâline geldi. Bölgenin önemli tepelerinden birisi olan Hocalı, savaş için stratejik bir öneme sahipti. Kasaba, bölgenin askeri üs olarak kullanılan en elverişli yeriydi, bu sebeple Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliği taşıyordu. 1991 yılında Kerkicahan’ın işgal edilmesi ile birlikte Hocalı, tamamen Ermeni güçlerinin ablukasına girdi. Ablukayla birlikte kasabaya kara yolu ulaşımı kapandı. Azerbaycan güçleri sadece havayolu ile kasabaya ulaşım sağlamaya çalıştı. Fakat kasım ayından itibaren Azerbaycan askerî güçleri Hocalı kasabasına havayolu ulaşım gücünü de kaybetti. Alef Hacıyev komutasındaki 160 hafif silahlı kişiden oluşan özel polis gücü ile birlikte kasabada yaşayan sivil halk, Ermenistan saldırılarına bireysel direniş ile karşı koymak zorunda kaldı. Kasaba, abluka altına alındığı ilk tarihlerden itibaren Ermeni askerler tarafından sürekli bombalandı. Halk, hem askeri güçten yoksundu hem de hayatta kalabilmek için gerekli temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmekteydi. Saldırıların aylar öncesinden kasabada elektrik ve gaz tamamen kesilmişti. Yaşanan olaylar neticesinde abluka altında kalan ve herhangi bir askerî güç ulaştırılamayan kasaba âdeta kaderine terk edilmişti.

Karabağ Savaşı’nın devam ettiği tarihlerde 26 Şubat günü erken saatlerde Ermeni güçleri, 366. Alay’ın da desteği ile giriş ve çıkışı kapattıkları Hocalı kasabasına doğru harekete geçtiler. Kasabada büyük bir vahşet yaşandı. Resmî kaynaklara göre ilk etapta 83 çocuk, 106 kadın ve 70’ten fazla yaşlı olmak üzere toplam 613 kasaba sakini öldürüldü ve 487 kişi ağır yaralandı. 1275 kişi rehin alındı ve 150 kişinin ise akıbeti belli değildi. Birçok kadın ve genç kıza tecavüz edildi. Savaş sonrası cesetler üzerinde yapılan adli tıp incelemelerine göre cesetlerin birçoğunun yakıldığı, başlarının kesildiği ve gözlerinin oyulduğu belirlendi. Bu vahşete hamile kadın ve çocukların da maruz bırakıldığı tespit edildi. Soykırımdan önce 2.605 ailenin yaşadığı ve toplam nüfusu 11.356 kişi olan Hocalı kasabası, yüzlerce insanını soykırıma kurban verdi. Aynı zamanda yağmalandı ve tamamen yok edildi.

Karabağ’da yaşanan vahşet başta Azerbaycan halkı olmak üzere tüm dünyada büyük acılara neden olmuştur. İlk olarak kardeş ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere birçok ülke yaşananları kınamış ve soykırım olarak tanımıştır. İnsan Hakları İzleme Örgütü, yaşanan katliamı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliamlardan biri olarak nitelendirmiştir. Soykırımın üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen Hocalı’da yaşanan acılar hâlen tazeliğini korumaktadır. Yaşananlar, bölgeden sağ ve yaralı kurtulanlar üzerinde büyük travmalara sebep olmuştur. Uluslararası alanda soykırıma karşı gerekli yaptırımlar için maalesef ciddi adımlar atılamamıştır. Bütün dünyanın gözünün önünde gerçekleşen soykırıma birçok ülke ve toplum âdeta kör ve sağır kalmıştır. Yaşananları soykırım olarak tanımayan ülkelerin sayısı, soykırım olarak tanıyanlardan katbekat fazladır. Bu durum, insanlık için büyük bir utanç kaynağı olarak kabul edilmelidir. Dünya tarihinde yaşanan birçok acı olay ve soykırım gibi Hocalı Katliamı’ndan da insanlık olarak çıkarabileceğimiz çok fazla ders bulunmaktadır. Umarım yaşanan acıların hafifletilmesi için uluslararası kamuoyunda gerekli adımlar atılır ve insanlık tarihinde bir daha bu tür acılar yaşanmaz.