Makale

AYNUR YÜRÜK: “Gençlere dokunabilmenin bereketini hayatımın her anında hissediyorum.”

AYNUR YÜRÜK:

“Gençlere dokunabilmenin bereketini hayatımın her anında hissediyorum.”

Mahir KILINÇ

Uzun bir süredir gençlerle çeşitli etkinlikler ve programlar yapıyorsunuz. Gençlerle iletişiminiz nasıl başladı ve onların sizin dünyanızdaki yerinden söz eder misiniz?

Gençlik çalışmalarıyla ilk defa 2016 yılının Şubat ayında Rıfat Börekçi Eğitim Merkezinde KYK yurtlarında görevlendirilecek personele yönelik yapılan seminerde karşılaştım. Gençlerle tanışana kadar kurslarımızda kış döneminde her yaştan ve meslekten hanımlarla, yaz döneminde de çocuklarla çalışıyorduk. Öğrencilerimin hepsini ayrı seviyor ve görevimi layıkıyla yapabilmek için tüm meslektaşlarım gibi ben de elimden geldiğince gayret ediyordum. Ama artık muhatabım üniversiteli gençler olacaktı. İnsan ömrünün en güzel ve verimli çağında olan ülkemin hazinesi gençlere hizmet edecek olmak beni ziyadesiyle heyecanlandırmıştı. Onların düşünceleri, bakış açıları, ilgileri ve meraklarına yönelik konularda, seminerde hocalarımızdan aldığımız tavsiyeler doğrultusunda hemen araştırmalar yapmaya ve okumalara başladım. Trakya’da kız çocuğuna biz “kızçe” demeyi çok severiz. Artık tanıştığım tüm gençler benim kızçelerimdi ve onların her biri bana ayrı bir heyecan ve mutluluk verdi.

Gençlere yönelik yapmış olduğunuz aktivitelerinizi, çalışmalarınızı ve projelerinizi anlatır mısınız?

İlk olarak kızçelerimle her hafta kitap okuyup tahliller yapmaya başladık. Diyanet Vakfımızın yeleklerini giyerek ellerimizde çiçeklerle huzur evindeki yaşlılarımızı, hastanede yatan hastaları, şehit ailelerini ziyaret ettik. Gençlerle kitap okuma ve sohbet grupları kurduk. Her hafta düzenli olarak Hadislerle İslam ve Tefsir okumaları yaptık. Genç arkadaşlarımızla yazarlarımızı bir araya getirip okur-yazar buluşmaları gerçekleştirdik. Belli aralıklarla sabah namazlarında bir araya geldik. Ramazanda aile sıcaklığını hissetmeleri adına evlerimizde onlarla iftar ve sahurlar yaptık. Selimiye’nin bahçesine serdiğimiz hasırların üzerinde arkadaşlarımızın kendi elleriyle hazırladığı yemeklerle iftarlar organize ettik. Pandemiden önce, gönüllü arkadaşlarımızla “Gençliğe Değer Projesi” kapsamında lise pansiyonlarındaki gençlerle rutin buluşmalar gerçekleştirdik. İhtiyaç sahibi çocuklar yararına Devlet Konuk Evi’nde “İlmek İlmek Kardeşliğe” isimli örgü etkinliği düzenledik.

Bu çalışmalar esnasında unutamadığınız çarpıcı bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Çok fazla anım var ama birini hiç unutamıyorum. İki yıl önceydi. Faaliyetlerimize gönüllü katılan ve destek veren gençlerimize ödül babında şehir dışına birkaç gezi düzenlemiştik. İlahiyat okurken hafızlığını tamamlamaya çalışan bir grup gencimiz, yaptığımız bu gezileri görüp özenmişler. Bir gün “Hocam biz gençlik faaliyetlerine katılamıyoruz, belki hak etmiyoruz ama çok yorulduk çok bunaldık nolur bizi de Bursa’ya götür müsünüz?” dediler. Bu durumu müftümüze açtım. Müftü yardımcımızın da desteğiyle Bursa’da tanıdık hoca arkadaşlarımızla iletişime geçip geleceğimiz tarihte kalabileceğimiz uygun bir Kur’an kursu ayarladık. İşin bundan sonrası yakıt ücreti ve iki günlük gezimizde yemek için harcayacağımız parayı bulmaya kalmıştı. Ancak onu bir türlü bulamıyorduk. Genç yaşta vefat eden eşimin evde büyük bir kütüphanesi vardı ve ondan bize kalan en güzel yadigârlardan biri bu kitaplardı. Bir gün evde hem temizlik yapıyor hem de hafız kızlarımız için nereden, nasıl para bulurum diye düşünüyordum. Kitaplıkların tozunu alırken nereden aklıma geldiyse, kitaplardan birini seçip içinden eşimden bir hatıra çıkar mı diye sayfaları aralamaya başladım. İnanamayacaksınız belki ama o kitabın arasından tam da bize gezide lazım olacak kadar para bulmuştum. Eşim muhtemelen hastalanmadan önce onları oraya koymuş ve sonra da unutmuştu. O an yaşadığım şaşkınlığı ve mutluluğu görmeliydiniz. Bir taraftan tebessüm edip bir taraftan da gözümden yaşlar süzülürken şükrediyordum. Rabbim ne büyüktü! Rabbimin ikramı olan bu olayı her hatırladığımda hâlâ duygulanırım.

Sizin gibi din hizmetinde bulunan görevlilerimize edinmiş olduğunuz tecrübelerden yola çıkarak neler söylemek istersiniz?

Gençlik çalışmalarının bana kattığı en güzel şey belki de yüzlerce gencin gönlüne biraz da olsa dokunabilmek oldu ve bunun bereketini hayatımın her anında hissediyorum. Başkanlığımızın “Gençliğe Değer” projesini bu anlamda gerçekten çok kıymetli buluyorum. Her bir din görevlimiz en az on gencin hayatına dokunduğunda öyle güzelliklere vesile olacak ki buna yürekten inanıyorum. En güzel tavsiyeyi bize Ali Fuat Başgil veriyor: “Çalışmak için müsait vakit ve saat bekleme. Bil ki her gün, her saat çalışmanın en uygun zamanıdır. Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer, her köşe çalışmanın en uygun yeridir. Bir iş üzerinde yorulursan dinlenmek için işini değiştir ve çalışma hızını yavaşlat. Fakat dinlenme bahanesi ile asla boş oturma. Boş oturanın içi, işlemeyen demir gibi pas tutar. Her günün derdi ve işi ayrıdır. Sıradan bir kimse zamanı nasıl harcayacağını düşünür. Akıllı insan ise zamanı nasıl değerlendireceğini düşünür. Zira kaybedilen bir saniyeyi dünyanın bütün hazineleri geri getiremez.” Öyleyse bize düşen de ülkemin hazinesi gençler için her şart ve ortamda samimi bir gayretle çalışmak olacaktır.

Öz Geçmiş

Aynur Yürük, 1977 yılında Edirne’de doğdu. Ortaöğrenimini Uzunköprü İmam Hatip Lisesinde tamamladı. 2013 yılında Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Din Psikolojisi alanında yüksek lisans çalışmasına devam ediyor. Birçok gencin yanı sıra üç evladının da annesi. Hâlen Edirne’de Kur’an kursu öğreticisi ve manevi danışman olarak görevine devam ediyor.