Makale

BİRKAÇ İYİ FİKİR

BİTKİSEL HAYAT

Şifa Deposu Hünnap

Hünnap, ülkemizde özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen az kalorili olup faydası bol olan bir meyvedir. İçinde bolca bulunan C vitamini sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine fayda sağlar. Kan dolaşımını düzenleyici etkiye sahip olan B3 vitamini (niasin) içerir. Ayrıca sodyum miktarı düşük olduğundan diyet ya da tansiyon hastaları için oldukça faydalı bir besindir. İçerdiği kalsiyum ve fosfor ile kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur, diş sağlığını korur. Hünnap, potasyum açısından bir hayli zengindir. Bir fincan hünnap suyu günlük potasyum ihtiyacının yaklaşık % 15’ini karşılar. Ciltte oluşan kaşıntı, döküntü gibi sorunlarda, yara ve ülserin tedavi edilmesinde de etkilidir. Kanser hücrelerini azaltır. Ayrıca iştahsızlık, yorgunluk, ishal, anemi, histeri, astım ve göz hastalıklarında da faydalı olduğu yönünde araştırmalar vardır. Hünnap meyvesi; karaciğerin korunmasında ve yenilenmesinde etkili bir rol üstlenir. Ayrıca alternatif tıpta güneş yanıkları ve cilt kızarıklıkları için kullanılmaktadır.

PÜF NOKTASI

Patates, Soğan, Sarımsak Nasıl Saklanmalı?

Her mutfağın olmazsa olmazlarındandır patates, soğan ve sarımsak üçlüsü. Fakat bir süre beklediğinde genelde çürür, küflenir ya da çimlenir. Peki, bu üçlüyü bozulmadan nasıl muhafaza etmek gerekir? Öncelikle sarımsak satın alırken sapları ile almak ve sapları ile birlikte asarak saklamak gerekir. Çünkü sapları kesilmiş sarımsak başlarının ömrü kısa olur. Patates seçerken ise filizlenmemiş ve topraksız olmasına dikkat edilmeli, saklanmadan önce kesinlikle yıkanmamalıdır çünkü bu işlem sebzenin çabuk bozulmasına yol açmaktadır. Tavsiye edilen, kullanılmadan hemen önce yıkanmasıdır. Ürünleriniz naylon poşette ise şayet mutlaka çıkarın ve bez torbalara ağzı açık şekilde koyun. Patates, soğan ve sarımsak mümkünse loş ve serin bir ortamda, ayrı kaplarda muhafaza edilmelidir. Uzun raf ömrünün püf noktası burada gizlidir. Kimyası birbirine zıt olan bu sebzelerin birlikte saklanması bozulma sürecini hızlandırır. Buzdolabında ve ağzı kapalı kaplarda depolamak ürünlerin çimlenme, çürüme ve küflenmelerine yol açar.

SAĞLIKLI YAŞAM

Limon Tuzu Yapımı

Bütün bitkilerde ve canlı hücrelerde var olan, meyve ve sebzelerde doğal olarak bulunan limon tuzu (sitrik asit) meyve ve sebzelere ekşi tadı vermektedir. Gıda sektöründe raf ömrünü uzatmak için kullanılan koruyucu ve tatlandırıcı katkı maddelerindendir (E330). Özellikle meyve sularında sıklıkla kullanılmaktadır. Önceden limon ve başka narenciyelerden doğal yollarla elde edilen sitrik asit, bu yöntemin pahalı ve zahmetli olmasından dolayı günümüzde sentetik olarak şeker pancarı melasından üretilir hâle gelmiştir. Melastaki şekerden mayalar ve bakteriler yardımıyla gerçekleşen mayalanma (fermantasyon) sonucunda sitrik asit elde edilmektedir. Bu bağlamda limon tuzu aslında tuz değil asittir. Fakat evde doğal yöntemlerle kendi limon tuzunuzu yapmanız mümkün. Bunun için öncelikle limonlarınızı (ilaçsız) ince ince soyun ve soyduğunuz bu kabukları birbirine temas etmeden fırında 50-60 derece fanlı ayarda yakmadan yaklaşık iki saat pişirin. Kabuklar gevrek hâle gelince rondodan geçirerek toz hâline getirebilirsiniz.

Çevre Dedektifi

Evde Zencefil Nasıl Yetiştirilir?

Her derde deva olan, hem çayını yapabileceğiniz hem baharat olarak tüketebileceğiniz bu bitkiyi evinizde de kolayca yetiştirmek mümkün. Zencefil, ılıman iklimlerde yetişen bir bitki olduğundan yağışa ihtiyaç duyar. Fakat evinizin balkonunda sulama yöntemi ile çok rahat yetiştirebilirsiniz. Zencefil dikimi için en iyi zaman, kış bitimi ya da ilkbahar aylarıdır. Seçmiş olduğunuz zencefil kökünü 12 saat suda bekletin. Sonra birkaç parçaya bölün ve bu esnada saksıyı hazırlayın. Bunun için humus oranı yüksek toprak almalısınız. Gevşek yapılı ve drenajı yüksek olan topraklar, verimi artıracaktır. Zencefilleri toprağın 5-10 cm altına dikin. Çok derine gömerseniz, zencefil kökleri güneşi ve havayı iyi şekilde alamayacaktır. Kökler enine büyüyeceği için aralarına yeterli mesafe bırakın. Günlük sulama yeterli olacaktır. Dikimden yaklaşık 4 hafta sonra minik tomurcuklar görünmeye başlar. Tamamen büyümesi ve tüketim evresine gelmesi için ise 10 aylık bir süreye ihtiyacı vardır.