Makale

Kahve Molası

MERAK EDİYORUM

Âdemelması Sadece Erkeklerde mi Görülür?

Erkeklerin boğazlarının ortasında yer alan “âdemelması”, tiroid kıkırdağın çıkıntısıdır ve erkek çocukların gırtlaklarının (larinks) büyümesinin bir sonucudur. Ergenlik döneminde fark edilebilir büyüklükte bir yumruya dönüşür. Bu büyüme, sesin kalınlaşmasına da neden olur.

Kız çocuklarının larinksleri de büyür fakat büyüme miktarı erkeklerinkinden daha azdır. Bu nedenle kadınların ve kız çocuklarının sesi, erkek yaşıtlarına göre daha tizdir. Kadınlarda genellikle âdemelması bulunmaz ancak bazı durumlar (anatomik anomali, genetik özellikler ya da ergenlik döneminde ortaya çıkmış hormonal dengesizlikler) âdemelmasının bariz şekilde meydana çıkmasına neden olabilir. Bazı durumlarda ise âdemelması sanılan şey aslında gırtlaktaki şişkinlik, sağlık durumundan kaynaklı ve âdemelması ile ilişkisiz bir büyüme de olabilir.

NELER OLUYOR HAYATTA

Dijitalleşen Dünyanın Yeni Çevre Sorunu: E-Atıklar

Günümüzde kullandığımız onlarca çeşit elektronik cihazın özellikleri her geçen gün güncelleniyor, kapasiteleri artıyor ve tasarımları yenileniyor. Bu hızlı değişim nedeniyle ömürleri gittikçe kısalıyor. Bu durumun ise olumsuz bir sonucu var: Elektronik atıklar. “BM 2020 Küresel E-Atık İzleme Raporu”nun verilerine göre her yıl, kişi başı 7,3 kg e-atık üretiyoruz. 2014 yılında 44,4 megaton olan bu miktarın 2030’da 74,7 megatona çıkabileceği öngörülüyor. E-atıkların içinde altın, paladyum, gümüş, bakır, alüminyum gibi değerli metaller bulunuyor. Bu maddelerin değeri yaklaşık 57 milyar dolar. Bunun dışında e-atıklar; cıva, kurşun, kadmiyum gibi birçok zararlı madde içeriyor. Bu zararlı maddeler solunduğunda, yutulduğunda ya da cilde temas ettiğinde vücuda girebiliyor.

Birleşmiş Milletler’in raporunun 2019 verilerine göre e-atıkların %17,6’sı geri dönüştürülüyor, geri kalanına ne olduğu ise bilinmiyor.

BİR ACAYİP KELİME

Proust Fenomeni

Canlıların yaşam mücadelesinde sayısız hayati fonksiyona sahip olan kokunun hafıza ile sıkı bir ilişkisi var. Bunun sebeplerinden biri de kokunun beyinde işlendiği yerin (koku alma soğanı) yeni olaylar ve deneyimler için hafızada yer oluşturan hipokampüsle yan yana olması. Beynin bu bölgesi aynı zamanda hatıralarımızın depolandığı yer. Yapılan birçok araştırma, koku duyusu ile epizodik hafıza arasında doğrudan bağlantı tespit etmiştir. Yolda veya herhangi bir yerde duyduğumuz koku, bizi ansızın seneler önceki hatıralarımıza doğru yolculuğa çıkarabilir. Örneğin Fransız edebiyatçı Marcel Proust, dokuz yaşındayken geçirdiği astım hastalığından ötürü ailesi tarafından Illiers kentine gönderilir. Burada annesinin yaptığı kurabiyeleri yerken kurabiyelerin kokusu, kendisine büyüleyici bir haz verir. Yıllar sonra aynı kokuyu tesadüfen duyduğunda bu anları en ince nüansına kadar hatırladığını fark eder. Bu hatıralardan aldığı ilhamla Kayıp Zamanın İzinde romanını yazar. Proust, kaleminin kudretini kokuyla hatıraları arasındaki etkileşimi çözme kabiliyetine bağlarken koku ve uzak hatıraların hafızayla ilişkisi de Proust’a ithafen “Proust fenomeni” olarak yer eder.

TAKVİM YAPRAĞI

Gazi M. Kemal Atatürk vefat etti. (10 Kasım 1938)
UNESCO kuruldu. (16 Kasım 1945)

Edison ses kayıt cihazını icat etti. (21 Kasım 1877)

SOS tehlike sinyali olarak kabul edildi. (22 Kasım 1906)

Diyanet Gazetesi’nin ilk sayısı yayımlandı. (22 Kasım 1968)

TAVAN ARASI

II. Abdülhamit’in Kitap Sevgisi

Sultan II. Abdülhamit ilme ve kitaplara büyük önem verirdi. Yıldız Sarayı’nda kurduğu kütüphane dillere destandı. Sarayda büyük kütüphane ve hususi kütüphane olmak üzere iki kütüphane mevcuttu. Bu kütüphanelerdeki 20.535 yazma ve basma kitap; adları, konuları, numaraları, cilt ve sayfa sayıları, basım yılları, telif tarihleri, dilleri, mütercimleri ve açıklamalar şeklinde dört defterde kayıtlıdır. Ancak kütüphaneye ilişkin başka bir kayıtta kütüphanede 30.000’in üzerinde kitap olduğu ve kayda geçirilmemiş kitapların bulunduğu belirtilmektedir. Kayıtsız kitapların hususi kütüphanede ve çoğu sandıklar içinde muhafaza edilen eserlerden meydana geldiği tahmin edilmektedir. Kütüphane 1924’te vekiller heyeti kararıyla Darülfünun’a devredilmiş, 1925’te Beyazıt-Süleymaniye yolundaki Mekteb-i Nüvvâb binasına taşınmıştır. Koleksiyon bugün, İstanbul Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı Nadir Eserler Bölümünde araştırmacılara hizmet vermektedir.